Milat Gazetesi yazarı Recep Yazgan, Türkiye’deki seküler eğitim sisteminin tarihsel kökenlerini ele aldığı makalesinde, 1933 Üniversite Reformu ile birlikte Nazi Almanya’sından Türkiye’ye gelen Yahudi profesörlerin etkisini ayrıntılarıyla değerlendirdi. Yazgan, dönemin siyasi koşulları, reform süreci ve Türkiye’nin bilim hayatında yaşanan büyük dönüşümlere dikkat çekti.
Yazgan’ın aktardığı bilgilere göre, 1933 yılı Türkiye’de eğitim açısından kritik bir dönemeçti.
Cenevre Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Albert Malche’nin hazırladığı rapor, Darülfünun’un reformla düzeltilemeyeceğini, tamamen kapatılarak Batı örneklerine uygun yeni bir üniversite kurulması gerektiğini ortaya koydu.
31 Mayıs 1933’te Darülfünun kapatıldı ve yalnızca iki ay sonra 1 Ağustos 1933’te İstanbul Üniversitesi kuruldu. Yeni eğitim vizyonuna “yeni ruh katmak” amacıyla, kadrolara yabancı bilim adamlarının alınması kararlaştırıldı.
82 Yahudi Profesör Türkiye’ye Yerleştirildi
Nazi baskısından kaçan bilim insanlarının Türkiye’ye gelişi, Frankfurtlu patolog Philipp Schwartz’ın yürüttüğü çalışmalarla hız kazandı. Yazgan’ın belirttiğine göre ilk aşamada:
-
82 Yahudi profesör,
-
Aileleri ve yakın çevresinden yüzlerce kişi,
-
Toplamda ise farklı ülkelerden yaklaşık 1000 Yahudi bilim insanı Türkiye’ye sığındı.
Bu akademisyenler tıptan hukuka, iktisattan güzel sanatlara, mimariden musikiye kadar birçok alanda Türkiye’nin modernleşme adımlarına yön verdi.
Bakan Reşit Galip’in Tarihi Sözleri
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Reşit Galip’in, Malche ve Schwartz ile yaptığı uzun toplantı sonunda söylediği şu sözler, Yazgan tarafından makalede özellikle vurgulandı:
‘‘Beş yüz yıl önce İstanbul fethedildiğinde Bizans’ın bilginleri İtalya’ya geçti ve Rönesans’ı doğurdu.
Bugün bunun tersini yaptık. Avrupa’dan bilim adamlarının İstanbul’a gelişini sağladık.’’
Türkiye’nin Bilim Hayatını Değiştiren Göç
Hitler rejimi tarafından üniversitelerden kovulan Yahudi akademisyenler, Türkiye’de yeni kürsüler kurdu, eğitim programları hazırladı, laboratuvarlar ve enstitüler açtı. Prof. Stanford Shaw’ın değerlendirmesine göre Türkiye, bu süreçte “bilim hayatını büyük ölçüde geliştiren cesur bir adım” attı.
Yaklaşık 20 bin Yahudi sığınmacıya Türk pasaportu verilmesi, dönemin en dikkat çekici insani adımlarından biri olarak hatırlatıldı.
Nazi Almanyası’nın Tepkisi
Hitler rejimi, İstanbul Üniversitesi’ni bir süre sonra ‘Yahudi Göçmen Merkezi’ ilan etti. Göçmenlerin etkisini azaltmak için Dr. Herbert Scurla Türkiye’ye gönderildi. Scurla’nın raporunda Yahudi profesörlerin “etkilerini zayıflatacak tedbirler” önerildiği bilgisi, makalede öne çıkan çarpıcı detaylar arasındaydı.
Sonuç: Türkiye’nin Eğitim Reformunun Gizli Mimarı
Recep Yazgan, yazısında bu akademisyenlerin yalnızca üniversitelerde değil, devlet kurumlarında, konservatuvarlarda, sağlık alanında ve iktisadi planlama çalışmalarında da aktif rol üstlendiğini belirterek şu mesajı öne çıkardı: “Türkiye’deki seküler eğitimin temelleri, Nazi zulmünden kaçan bilim insanlarının bilgi ve birikimiyle şekillenmiştir.”
Kaynak:
Milat Gazetesi – Recep Yazgan
🔗 https://tinyurl.com/jrdpb4e8
Editör Notu: SEKÜLER EĞİTİM NEDİR?
Seküler eğitim; devletin eğitim politikalarını dinî otoritelerden bağımsız, bilimsel bilgi, rasyonel düşünce ve evrensel pedagojik ilkeler temelinde düzenlemesi anlamına gelir. Bu modelde din, bireylerin kişisel inanç alanı olarak görülür; eğitim ise her öğrenciye eşit uzaklıkta duran tarafsız bir kamu hizmeti niteliği taşır.
Seküler eğitim, farklı inançlara ve yaşam tarzlarına sahip bireylerin hiçbir ayrıcalık veya baskı hissetmeden aynı eğitim ortamında bulunabilmesini sağlar. Müfredatta öncelik; gözlem, deney, araştırma, sorgulama ve mantıksal çıkarım gibi bilimsel öğrenme yöntemlerinedir. Böylece öğrencilerin, bilgiyi otoriteden alma yerine onu eleştirel biçimde analiz edebilen bireyler olarak yetişmesi hedeflenir.
Modern dünyada seküler eğitim, toplumsal çeşitliliğin korunması, fırsat eşitliğinin sağlanması ve gençlerin evrensel değerlere uyumlu, özgüvenli ve bağımsız düşünebilen bireyler olarak gelişmesine katkı sunan temel modellerden biri olarak kabul görmektedir.

Yorumlar
Kalan Karakter: