Bir kağıt parçasının mürekkeple çizilmiş bir 'ateşkes' politikası… Ve hemen altında, kanla yazılmış, bir canın bedeli olan bir ihlal. Gazze'den gelen son haber, o kağıt parçasının ne kadar değersiz, ne kadar kırılgan olduğu bir kez daha yüzümüze çarptı. Aynı aileden bir sivilin, bir araç içinde hedefin yok edilmesi... Bu bir "saldırı" değil, bu, vicdanın ve uluslararası hukukun ortasında patlayan bir bombadır.
Hani söz verilmişti? Hani o 'kırılgan' barış dostum, Gazze'nin gökyüzüne yeniden asılmıştı? İnsan Merkezi Hakları'nın acı açıklaması, bu dostumun bir illüzyon olduğunu yayınlıyor: Ateşkesin başladığı gün bu yana belgelenen bireysel saldırı, otuz dördü yitip gitti can ve yüz yirmi ikisi yaralı beden... Sayılar, soğuk ve resmi; Aslında onun bir sayısı, Gazze'nin tozlu sokaklarında yankılanan bir çığlık, bir annenin feryadı, bir çocuğun yarım kalmış rüyasıdır.
Ölenler bir aile fertleri. Belki bir Pazar gezmesine çıkmışlardı, belki zorunlu bir ihtiyaç için evlerden ayrılmışlardı. Ama artık yoklar. İçinde bir araç, kaderin en acımasız yolculuğuyla, hayatları son buldu. Bu tablo, bize ne söylüyor? Diyor ki: Orada, Gazze Şeridi'nde, ateşkes sadece bir kelimeden ibarettir. Diyor ki: Orada, sivil olmak, uluslararası korumanın en temel güvencesine sahip olmak, yaşam özgürlüğünün garantisi yok.
Bir araç hedef alıp, çoluk çocuk demeden, bir aileyi toptan yok etmek… Bu, insana karşı işlenmiş bir suçtur. Bu, uluslararası insani hukuka karşı alenen erişilebilir en büyük saygısızlıktır. Bu eylemi gerçekleştirenler, neyin sponsorları? Hangi cezasızlık zırhı, bunların bu kalıcılığını sağlıyor?
İnsan Merkezi Hakları'nın vurguladığı gibi, bu tutum "sivillerin yaşamlarına karşı açık bir saygısızlık ve uluslararası insani hukuka en ufak bir saygı göstermeden öldürme ve yok etme politikasını ısrarla sürdürmeyi" ifade ediyor. Bu cümledeki her kelime, kanayan bir yaranın tanımıdır. İnsanoğlunun bu denli hiçe sayıldığı, masumiyetin bu denli kolayca ezildiği bir, 'medeniyet' dediğimiz anlamın ne anlamı kalıyor?
Merhum Erbakan' İsrail'e göre, bölgesel bir devletten ziyade, küresel Siyonizm'in bir aracı ve Ortadoğu'daki "çıbanbaşıdır." Bu yapının karşı koymanın tek yolu, duygusal tepkiler değil; İslam birliğini harcayarak ve caydırıcı askeri, ekonomik ve siyasi güç ile hareket etmektir. O, İsrail'in sözde barış anlaşmalarına hiçbir zaman güvenilmemesi, daima ihtiyatlı olunması savunulmuştu.
Gazze, sadece bir coğrafyanın parçası değil; o, tüm dünyanın vicdanıdır. Orada dökülen her damla kan, insanlığın ortak hafızasına bir küçük leke olarak işlenmektedir. Bir canın anısına, sadece bir köşe yazı yazmak acizliğin en derinidir. Ama bu acizlikle bile haykırmak zorundayız: Ateşkes, ölüm fermanı olmasın! Ve dünya, bu vahşeti sadece izlemekle yetinmesin! Yoksa Gazze'de çizilen o acı dolusu, hepimizin sahip olduğu kapanmayacak bir yara açacaktır.
BAYRAM UZUNOĞLU
Yorumlar
Kalan Karakter: