Son yıllarda toplumumuzun orta yaş ve üzeri erkekleri arasında yükselen bir "trend" var: Binlerce kilometre öteden, Endonezya’dan evlilik vaadiyle getirilen kadınlar. Özellikle 50 yaş üstü vatandaşlarımızın, yalnızlıklarına çare ararken düştükleri bu yolun sonu, maalesef çoğu zaman bir saadet kapısı değil, toplumsal bir uçurum oluyor. Bir hayalin peşinden gidip okyanus ötesinden "eş" getirmek, bugün bireysel bir tercih gibi görünse de yarın telafisi imkansız bir aile krizine gebe.
Bir Gurbet Kaç Gün Sürer?
Mesele sadece iki insanın bir araya gelmesi değildir. Kültür, dil, gelenek ve en önemlisi aidiyet duygusunun olmadığı bir yuva, pamuk ipliğine bağlıdır. İlk aylar cicim aylarıyla, yeni bir kültürü tanımanın heyecanıyla geçebilir. Ancak o "hayal" bittiğinde, kadınlar için amansız bir ülke özlemi başlar.
Kendi dilini konuşamadığı, toprağına yabancı olduğu bir evde hapsolan kadının yaşadığı melankoli, bir süre sonra evin direğini sarsmaya başlar. Yuvalar tek tek yıkılma aşamasına gelirken, sadece eşler değil; o evin içindeki çocuklar ve yaşlılar da bu manevi yıkımın enkazı altında kalır.
Toplumsal Kaos Kapıda
Bireysel gibi duran bu trajediler toplandığında, karşımıza devasa bir sosyolojik sorun çıkıyor:
- Psikolojik Çöküş: Aile fertlerinin içine düştüğü bunalım, toplumsal huzuru zedeliyor.
- Hukuki Karmaşa: Boşanma süreçleri, velayet sorunları ve oturma izni gibi bürokratik çıkmazlar sistemi tıkıyor.
- Ekonomik Kayıp: Bir umut uğruna harcanan birikimlerin heba olması, aileleri ekonomik dar boğaza sürüklüyor.
Bakanlığa ve Kurumlara Çağrı
Buradan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili tüm kurumlara sesleniyoruz: Bu mesele, "iki kişi anlaşmış evlenmiş" diyerek geçiştirilemeyecek kadar ciddidir.
- Denetim Mekanizması: Bu tür evliliklerin aracı kurumlar üzerinden ticarete dökülüp dökülmediği sıkı denetlenmelidir.
- Psikolojik Destek ve Bilgilendirme: Evlilik öncesi taraflara kültürel uyum ve olası riskler konusunda zorunlu danışmanlık verilmelidir.
- Toplumsal Farkındalık: Vatandaşlarımız, "ithal mutluluk" masallarının yaratabileceği yıkımlar konusunda kamu spotları ve yerel çalışmalarla uyarılmalıdır.
Unutulmamalıdır ki; temeli sadece kağıt üzerinde atılan, gönül ve kültür bağıyla desteklenmeyen yuvalar yıkılmaya mahkumdur. Bugün bu işe el atılmazsa, yarın yıkılan ailelerin ve bunalıma giren bireylerin oluşturduğu bir kaosun faturası tüm topluma kesilecektir.
Gelin, geç olmadan bu sessiz çığlığı duyalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: