‘Narsist’ kelimesi, günlük hayatta kibirli, benmerkezci ya da birlikte olması zor görülen kişileri tanımlamak için sıklıkla kullanılır. Ancak narsistik kişilik bozukluğu, bu yüzeysel tanımlardan çok daha karmaşık bir yapıya sahiptir.
Narsistik kişilik bozukluğu; benmerkezcilik, empati eksikliği ve abartılı bir öz-önem duygusuyla karakterize edilen, kalıcı bir içsel deneyim ve davranış örüntüsüdür. Bu yapı, kişinin yalnızca başkalarına karşı tutumlarını değil, kendi iç dünyasıyla kurduğu ilişkiyi de derinden etkiler.
Narsistik kişilik bozukluğu olan bireyler, eleştiri olarak algıladıkları her durumla başa çıkmakta zorlanırlar. Bu kişiler;
-
Özel ilgi ya da ayrıcalık görmediklerinde sabırsızlanabilir veya öfkelenebilirler.
-
Başkalarıyla sağlıklı iletişim kurmakta zorlanır, kolayca incinebilirler.
-
Öfke ya da küçümseme yoluyla tepki verebilir; kendilerini üstün göstermek için başkalarını küçük düşürmeye çalışabilirler.
-
Duygularını ve davranışlarını kontrol etmekte güçlük yaşarlar.
-
Stresle başa çıkma ve değişime uyum sağlama konusunda ciddi sorunlar yaşayabilirler.
-
Başarısız olma ihtimali bulunan durumlardan kaçınma eğilimi gösterebilirler.
-
Mükemmelliğe ulaşamadıklarında yoğun keyifsizlik ve depresif duygular hissedebilirler.
Tüm bu davranışların altında çoğu zaman görünmeyen bir iç dünya yatar. Narsistik kişilik yapısına sahip bireylerde gizli güvensizlikler, utanç ve aşağılanma duyguları ile ‘başarısız olarak ifşa edilme’ korkusu sıklıkla görülür.
Bu nedenle narsistik kişilik bozukluğu, yalnızca dışarıdan görülen kibirli tavırlardan ibaret değildir; derin, kırılgan ve çoğu zaman kişinin kendisinin de farkında olmadığı bir psikolojik yapılanmayı ifade eder.
Psikolog Hayrunnisa Şenkaya
Yorumlar
Kalan Karakter: