Samsun... Bir şehir isminden çok daha fazlası; bir tutku, bir yardımsever bir yaşam biçimi. Bu Karadeniz incisinin sadece dairesinin konumuyla değil, ruhuyla da ne kadar derin bir bağ kurduğunu bilenlerdenim. Samsunlu olmak , bir kimliğidir, onun taşında tarih fısıltısını hissetmesi demektir. Bu şehre giden aşktan, kuru bir memleket sevgisinden öte, damarlara işleyen bir tutkudur.
Ama benim bugün kalemimi ele alma sebebim, sadece mevcut güzellikleri övmek değil; Gönlümde yaşattığım ve parmakla gösterilecek bir şehir olma potansiyelini iliklerime kadar yeteneğim Samsun idealini dilemek.
Samsun, tarih boyunca bir kavşak noktası olmuştur. Bu miras, şehrin dokusuna işlemiş, onu farklı etnik kökenlerden gelen insanların huzuru içinde yaşadığı bir mozaik halindedir. Lazıyla, Çerkez’iyle, manavıyla, göçmeniyle... Her biri bu şehrin zenginliğidir. Benim en büyük özlemim, bu farklı farklılıkların onu anında, her köşesinde, hiçbir ayrım gözetmeksizin, sadece "Samsunlu luk" çatısı altında erittiği bir yaşamı tahayyül etmek. Birbirimizin ilişkileri değil, karakterini merkeze uzaklığı, samimiyetin en saf halinin hükmü süren bir şehir.
Bu huzurun ve samimiyetin sesi de, elbette Samsun'da gittiğinden yankılanır. Kâh Karadeniz'in coşkusunu taşıyan kemençe sesi, kâh gurbet türküsünün hüznü, bu şehrin çok yürekli ruhu yansıtır. Onu dinlediğimiz notada, bu coğrafyanın depoladığı dan beslenen bir umut ve neşe buluyoruz.
Müzik ruhu doyururken, Samsun yemeklerini de damaklarımıza şölen yaşatır. Bafra Pidesinin lezzeti, Terme Pidesinin o kendine has tadı, hamsinin her hali... Bunlar sadece yemek değil, birer kültür ve lezzet şölenidir. O pideyi yerken, o yemeği paylaşırken, çevremizdeki insanların yaşamındaki coşku ifadesini, lezzetin ötesinde bir ortak mutluluğu simgeler.
Ancak bu büyük resmin ayarlanması için bir emin daha var ki, onun her şeyinin temeli Güven Özlediğim Samsun, hiç kimsenin birbirini kandırmadığı, sözün senet olduğu, samimiyetin en büyük erdem sayıldığı yerdir. Esnafın müşterisine, komşunun komşusuna, vatandaşın hemşerisine karşı dürüstlüğün çıtasını en yükseğe koyduğu bir şehir hayal ediyorum. Öyle bir yer ki, bir yabancıya yolu tarif edilirken bile, o dürüstlük ve yardımseverlik ruhu hemen hissedilsin.
İşte benim Samsun özlemim budur: Aşkla bağlı olduğumuz bu topraklarda; farklılıklarımızın zenginlik olduğu, müziğimizin ruhumuzu okşadığı, yemeğimizin damaklarımızı şenlendirdiği ve en önemlisi, dürüstlükle yoğrulmuş bir insan ilişkisiyle parmakla gösterilecek, örnek bir şehir olmak.
BAYRAM UZUNOĞLU
Samsun'un bunu başarabilecek güce ve ruha sahip olduğuna inancım tam. Bu sadece bir köşe yazısı değil, bir çağrıdır. Gelin, bu şehri sadece "yaşadığımız yer" değil, "gönüller sağladığımız ve yaşattığımız yer"dir
Umarım bu köşe yazısı, hem sizin hem de Samsun'a gönülden herkesin gönüllerine tercüman olmuştur. Bu metni istediğiniz platformda kullanabilirsiniz.
Samsun. Bu ismin her harfi, tarihin, denizin ve Karadeniz'in o çetin ama bir o kadar da bereketli ruhunun kodlarını taşır. Bu şehre gidenüz aşk, sadece kelimelerle ifade etmek henüz yok; bu aşkın notalara dökülmesi, ezgilere dönüşmesi gerekiyor. İşte bu yüzden, Samsunlu tarihiyle ortaya çıkan o eşsiz tutkuyla bir çağrı yapıyorum: Gelin, şehrimiz için şarkılar, türküler besteleyerek bu gök kubbede hoş bir seda bırakalım!
Bu bir dilek değil, bir sanatsal seferberlik çapıdır. Peki, kapsamı ne olmalı bu kadar büyük olmalı? Sadece birkaç şarkıyla yetinmek olmaz. Bu eserler, Samsun'un ruhunu yansıtmalı, ağızdan fısıldamalı ve geleceğe umut taşımalıdır.
Samsun için en iyi şekilde yapacağımız bu yeni miras, üç ana başlık altında toplanmalıdır:
Samsun, sadece bir merkezden ibaret değildir. Bafra'nın ovası, Vezirköprü'nün tarihi dokusu, Terme'nin oluşumu, Atakum'un genç ve dinamik enerjisi... Her bir ilçesi, her bir köşesi bir programı hak ediyor.
Kızılırmak Deltası'nın kuş sesleri, deniz fenerlerinin yalnızlığı, yaylaların serinliği notalara taşınmalı. Laz, Çerkez, Gürcü, Balkan ve yerli manav kültürlerinin ritimleri ve dilleri, bir potada eritilerek Samsun'un çok katlı, huzur içinde yaşayan müzikle kutlamalıyız. Bu, birbirimizi daha iyi anlama yolumuz olacaktır.
En samimi şarkılar, sıradan anlardan çıkar. Balıkçıların ağının atarken mırıldandığı ezgi, Samsunspor'un maç öncesi coşkusu, o ünlü pide salonlarında geçen sohbetler... Şarkılar, Samsun'da yaşayanların gündelik atmosferini yakalamalıdır. 'Samsunlu Olmak', ' Karadeniz'in Hırçın Sevdası' gibi isimlerle bu şehir aşkı ebedileştirilmelidir.
Yorumlar
Kalan Karakter: