Milletlerin târihinde önemli izler bırakan şahsiyetler ve bu şahsiyetlerin meydana getirdiği hâdiseler ve bu hâdiselere bağlı olarak da ortaya koyduğu eserler vardır. Bunlar; siyâsî, kültürel, sosyolojik, mîmârî, edebî ve hattâ askerî muhtevâ ve hüviyet taşıyabilirler.
Gayet tabiîdir ki; bunların herbiri, belli dönemlere mahsustur ve ancak, yine herbiri, gelecek için de, çok önem arzederler.
Konumuz; Türk Edebiyatı’nda önemli bir iz bıraktığına/ bırakacağına inandığım; şâir, yazar, halk kültürü araştırıcısı ve teşvikçisi ve siyâsetçi vasıf ve ünvanlarına sahip Feyzi Halıcı’nın öncülüğünde, bundan takriben yetmiş sene önce yayın hayatına başlayan ÇAĞRI DERGİSİ’nin bu başarı dolu yıllarının doğuş gününü kutlamaktır.
Yıllar içinde, onun sayfalarından kimler gelip geçmiştir ve geçmektedir, düşünmek lâzımdır!..
Çağrı Dergisi’nin 216 yılının Şubat sayısının 4.ve 5. sayfalarında “Türk Dergiciliğinde: ÇAĞRI DERGİSİ” başlıklı makalemde, şunları söylemişim:
“ (…) Kurucusu ve her şeyi: Feyzi Halıcı'dır. Yalnız, son zamanlarda; Eşi Fatma Bahar Halıcı (Gökfiliz) ve oğlu Emrehan Halıcı'nın, bu ağır, mes'uliyetli fakat nezîh 'hizmet yükünü' paylaştığının şâhidi olmaktayım.
Öylesine bir 'hizmet yükü' ki, bu; uhrevî ve beşerî bütün bilgi ve tecrübe unsurlarımızı 'kültür hâfızası' içersinde muhafaza ederek, geçmişimizi geleceğimize intikalle kendini vazifeli bilmiştir.
Bizde, ilk Türkçe dergi, 6 Mart 1849'da yayın hayatına başlayan, sağlıkla ilgili meslekî bir dergi olan "Vakayi-i Tıbbi'yedir. Yayın hayatına 27 Mart 1891 tarihinde başlayan ve ilmî bir hüviyette çıkan Servet-i Fünûn Dergisi ise, daha sonraları Edebiyat-ı Cedide veya diğer adıyla Servet-i Fünûn Edebiyatı olarak anılan edebî topluluğa adını verir. İstanbul'da çıkan haftalık bir dergidir. Elli dört senede 2464 sayı çıkarak 26 Mayıs 1944 tarihinde yayınına son verir.
Bu ilklerin ardından, bâzı edebî dergilerimizi hatırlayalım. Sırat-ı Müstakim / Sebilü'r-reşâd (1908), Aşiyan (1908), Türk Yurdu (1911), Genç Kalemler (1911), Yeni Mecmua (1914), Dergâh (1921), Atsız Mecmua (Orkun-1932), Varlık (1933), Çınaraltı (1941), Büyük Doğu (1943), Hisar (1950), Türk Dili (1951), Çağrı (1957), Diriliş (1960), Türk Kültürü (1962), Türk Edebiyatı (1972), Töre (1969), Mavera (1976), Erciyes (1978)...
(…) Bu bilgileri vermekteki maksadım, sözünü etmeye çalıştığım ÇAĞRI DERGİSİ'nin, tam mânâsiyle olmasa bile, umûmî bir îzahla, Türk edebiyatındaki mümtaz yerini târif, mekânını tasvirden başka bir şey değildir.
İsim babalığını Fazıl Hüsnü Dağlarca'nın yaptığı Çağrı Dergisi'nin 1957 yılında çıkarılmaya başlanması, sâdece bir dergicilik faaliyeti değil, aynı zamanda "Kültür Sanat Folklor Dergisi" açıklamasıyla köklü bir kültürel temelin atılmasıdır.”
Bu genel değerlendirmeden sonra, Çağrı Dergisi’nin ilk çıkış maksat ve hedefine dâir bilgi vermemiz gerekir. Bu bilgideki, esas kaynak ise, muhakkaktır ki, bu derginin kurucusu olan Feyzi Halıcı’nın beyanıdır.
O hâlde, yetmiş seneye yakın bir zaman geriye giderek, Çağrı’nın başlangıç mâcerasını Üstâd Şâir Feyzi Halıcı’nın kaleminden birlikte okuyalım.
Halıcı, Çağrı Dergisi’nin Ağustos 2005 tarihli 549. Sayısında, “ÇAĞRI’NIN HİKÂYESİ” başlıklı yazısında, bunu şöyle anlatır:
Şunu da ilâve etmeliyim ki; bu yazı, derginin yayınından 48 sene sonra yayınlanmasına rağmen, -bana göre- Feyzi Halıcı’nın ilk çıkış günündeki ‘büyük heyecanı’nı da aksettirmektedir.
O hâlde, buyrun, birlikte okuyalım:
“Çağrı Dergisi 1957 yılında Konya’da yayımlanmaya başladı. Bir Eylül akşamı Meram’da şâir Fazıl Hüsnü Dağlarca’yla birlikte sekiz sanatsever sanatçı arkadaş olarak on bin yıllık Tarih, kültür ve sanat beldesi Konya’da bir derginin yayınlanmasının lüzumuna, geç bile kalındığına, hemen o ay içinde ilk sayısının hazırlanıp sanat dünyasına sunulmasına oy birliği ile karar verdik.”
Bu iki cümlede bile, Feyzi Halıcı’daki, sözünü ettiğim o ‘büyük heyecanı’ sezmek mümkündür.
Bu ‘büyük heyecan’ın altında yatan, büyük hizmet şuurunu da kavramak lâzımdır.
Bu ‘derin p(i)sikolojide”; “geç kalındığı”, “hemen o ay içinde ilk sayısının hazırlanıp sanat dünyasına sunulması..” ifadelerindeki sabırsızlık ve kararlılığı da, görmek ve düşünmek gerekir…
Yazı şöyle devam etmektedir:
“İlk itiraz eden ben oldum: “5-6 sayı sonra beni yalnız bırakırsınız” dedim. “Yok yok, el birliği ile yürüteceğiz. Çağrı Konya’mızın ve yurdumuzun yüz akı bir dergi olacaktır” dediler. Bir yıl bu dayanışma devam etti. Kırksekiz yıl bu kutsal kültür yükünü taşıma görevi benim sırtımda kaldı. Kırksekiz yıl dile kolay. Maddeden öte mânevî bu hizmeti kılı kırk yararcasına kırksekiz uzun yıla kültür, sanat envanteri olarak yaymak cidden kolay iş değil…”
Verilen bu sözlerin ne kadar ‘geçersiz’ olduğunu da, “Bir yıl bu dayanışma devam etti” cümlesi ortaya koymaktadır.
Esasında, Feyzi Halıcı, yanında, bâzı ‘teşvikçi kişiler’ bulunmasına rağmen, durumu sezmiş/görmüş ve tedbirini de ona göre almış ve kendi ifadesiyle ‘bu kutsal kültür görevi’ni tek başına taşımıştır.
Bugün itibariyle yâni Ocak-Şubat-Mart 2026 tarihi itibariyle, Çağrı Dergisi, 756. sayısına ulaşmıştır.
Eylül 2026’da ise, 69. yaşını bitirip, 70. yaşına girecektir.
Yukarda sözünü ettiğim makalemde belirttiğim gibi, başlangıçtan itibaren “Kültür Sanat Folklor Dergisi’ hüviyetini taşıyan bu derginin sayfalarından kimler gelip geçmiştir ve kimler gelip geçmektedir/geçecektir, bunun da bilinmesi gerekir.
Öyleyse, önce; tabiî ki, başta, derginin kurucusu Üstâd Feyzi Halıcı olmak üzere, onun sayfalarından kimlerin gelip geçtiğine-tespitimiz hispetinde- göz atalım:
Âşık Fezai (Genç Feyzi Halıcı), Âşık Veysel, Orhan Seyfi Orhon, Ord. Prof. Dr. Anna Masala, Mehmet Çınarlı, Fatma Bahar Halıcı (Gökfiliz), Fazıl Hüsnü Dağlarca, Prof. Dr. Mehmet Kaplan, Prof. Dr. Ahmet Sevgi, Ahmet Tufan Şentürk, Ata Karatay, Gülhan Slem, M. Halistin Kukul, Mehmet Ali Kalkan, Ali Rıdvan Bülbül, Rabia Barış, Abdülkadir Güler, Seyit Küçükbezirci, Faika Sarp, Abdullah Satoğlu, Ahmet Özdemir, Hasan Ukdem, Yadigar Ünver, Ayten Gülçınar, Rüştü Şardağ, Ümit Yaşar Oğuzcan, Yavuz Bülent Bâkiler, Coşkun Ertepınar, Cinuçen Tanrıkorur, Hüseyin Yurdabak, Nevin Halıcı, Prof. Dr. Tamilla Abbashanlı, Mehdi Halıcı, Âşık Mustafa Aydın, Fikret Sezgin, Fazıl Bayraktar, Ali Kayıkçı, Turhan Doyran, Erdoğan Ünver, Muharrem Kubat, Mehmet Nuri Yardım, Âşık Şeref Taşlıova, Latif Mahmat, Halil Gürkan, Âşık Nurşah, Ali Işık, Yücel İpek, Monat Balkan, Necmettin Çanga, Yaşar Faruk İnal, Fahri Ersavaş, Lütfü Kılıç, Ünal Şöhret Dirlik, Melda Özata, İsa Kayacan, Halise Öztürkmen, Neriman Saryal Duranoğlu, İbrahim Berber, Âşık Deryâmi, İlhami Demir, Öksüz Ozan, Temel Durabi, Tülay Koçak, Nuri Şahinoğlu, Musa Tektaş, Ertuğrul Şakar, Bekir Salim, Neriman Hasanzade, Behram Aktemur, Mustafa Emre, Aysen Aydemir, Salatın Ahmetli, Nurettin Özdemir, Emine Taştepe, Cemal Safi, Âşık Murat Çobanoğlu, Âşık Müdani, Şeref Oğuz, Ahmet Şener, Halenur Kor, Fatma Onur, Emmanuel Looten, Sonay Çelik Pekmezci, Sevinç Çokum, Ali Naili Erdem, Prof. Dr. Mehmed İsmail, Kul Nuri, Âşık Ali Oltulu, Esin Alaybeyoğlu, İbrahim Sağır, Fethi Gözler, Ahmet Şener, Talat Sait Halman, İbrahim Sağır, Halil Soyuer, İlhan Geçer...
Kurucusu olduğu ÇAĞRI DERGİSİ’nin bu gününde, ÖĞRETTİLER başlıklı şiiriyle, sözü kendisine bırakıyorum:
Bir bilsen ey sevgili bize neyi öğrettiler?
Mânâ burcunda şavkıyan her şeyi öğrettiler.
Terkedip hüznü bir nice yorgun sokaklarda
Cümle efkâra boşverip gülmeyi öğrettiler.
Yok-olma’dan var-olma’ya giden altın yolu
Aşkın melâlini derince bilmeyi öğrettiler.
Atlatıp dar kapısından dünya telâşının
Ölmeden önce çok şükür ölmeyi öğrettiler.
Ne saz, ne söz, edip güzelliği paramparça
Tennûrelerce çağlayan ney’i öğrettiler.
Bir sırrı gül yapıp ta karanfil dudaklara,
Her gerçeği tekbirce bölmeyi öğrettiler.
En tatlı düşleri ki erguvan aynalardan
Elif’ten parmaklarla silmeyi öğrettiler.
Çoğalmaktansa, günah burcuna tekmil-kanat,
Başak misali hep eğilmeyi öğrettiler.
Koşmak kolay değil ey sevgili bu yollarda,
Gönül katınca sevmeyi, sevilmeyi öğrettiler.
FEYZİ HALICI
Arzu ve temenni ederim ki; 1972 yılından beri, hemen hemen her sayfasında yer aldığım ÇAĞRI DERGİSİ, aynı heyecan ve gayretle muhterem Eşi Fatma Bahar Halıcı (Gökfiliz) , muhterem oğlu Emrehan Halıcı ve yeni şâir ve yazarlarla daha nice yıllara ulaşacak ve hizmetini sürdürecektir.
Bu vesileyle; Üstâd Şâir Feyzi Halıcı’yı rahmetle anıyorum. Mekânı cennet, ruhu şâd olsun!
ÇAĞRI DERGİSİ, SAYI: 756, OCAK-ŞUBAT-MART 2026, SF. 9-11
Yorumlar
Kalan Karakter: