Bana sorarsanız, asla, târih kitabı okumayın! Ahlâk kitabı da, ilm-i hâl kitabı da okumayın!
“Âdâb-ı muâşeret” bahsine de kat’iyyen girmeyin!..
Komşunun bağını talan ettikten sonra bunları okumanın da hiçbir önemi yoktur!..
Yaşadığın mekânda, insanları hor görüyorsan, ‘okuma’nın ne önemi olabilir ki!..
Hiç dikkat ettiniz mi bilmem…Eskiden, bir İstanbul Beyefendisi, İstanbul Hanımefendisi tâbirleri vardı!..
“Adam gibi adam” veya “Ne Osmanlı kadın!” denildiği zaman anlardık ki, bunlar, kökten asîl, adâletli, iffetli, merhametli, vicdânlı, babacan, babayiğit insanlardır!..
Şimdilerde böyle tâbirler var mı?
Yok!..
Peki!..
Sokakta, parkta-bahçede, salonda-sınıfta, hastahâne koridorunda, t(ı)ramvayda-otobüste-dolmuşta, uçakta, vapurda, apartmanda hattâ evimizin içinde…Var MI?
Meselâ;
“Lütfen!”… Var mı?
“Başüstüne!” …Var mı?
“Buyrun!” …Var mı? “
Elbette” …Var mı? “
Estağfirullah!” var mı?
“Hanımefendi/beyefendi!”… Var mı?
“Yavrucuğum!”..Var mı?
“Ricâ ederim!”…Var mı? “
İstirham ederim!”…Var mı?
“Affedersiniz-özür dilerim-bağışlayın!” …Var mı?
Yoksa…neyin, ne ile, sosyal dayanışmasının hesabını yapıyoruz!?
Gözü kapalı bir yolda yürümeye devam ediyoruz!..
Aslında, dünya böyle de, biz de, ona uyduk gidiyoruz…
Alâmetler, ne yazık ki, yeşil ışık yakmıyor…Saplandıkça saplanıyoruz, battıkça batıyoruz, gömüldükçe gömülüyoruz…Yine de yaşıyoruz, o kadar!..
Belki de; “Kendisini kurtaran kaptanı” oynuyoruz!..
Çevrenize iyice bakın; gözlerinizi silip silip bakın, ne göreceksiniz…Ekseriyet nasıl!?
Anlıyorum; derin bir nefes alıp, “Yine de…çok şükür!” diyor ve görebildiklerimizin bile, bizi rahatlattığını îmâ ediyorsunuz!..
Sağlıklı bir cemiyet düşünmeye takatiniz mi kalmadı!?
Her şeye rağmen dirençli olmalıyız!..
Fakat..yine de söylemeden duramayacağım:
Böyle bir yerde, hoşluk mu olur; şiir mi yeşerir?
Düşündükçe, düşünmek istemiyorum artık!..
Sâdece, “Güzel söz, sadakadır”, sözünü rehber bilip, yola devam ediyorum!..
Yorumlar
Kalan Karakter: