Samsun Türkocağı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Çağatay Tufan’ın öncülüğünde,Türk büyüklerini anma faaliyetlerine, “Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil” ile devam edildi.
Hemen ifade etmeliyim ki; aslen, Samsun Çarşambalı olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in, seneler önce “Cepheden Kürsüye” başlıklı makalemde de iade ettiğim gibi, ibret ve örnek alınacak çok mâceralı, tecrübe ve fikir dolu bir hayatı vardır.
Büyük bir isâbetle, “GENÇ KÜRSÜ” adı verilen bu faaliyette, üniversiteli gençlere ‘söz hakkı’ tanınmıştır. Yâni Ondokuzmayıs Üniversitesi’nin değişik fakültelerinde okuyan gençler konuşuyor ve görüşlerini büyük bir ciddiyet ve samimiyet içinde açıklıyorlar, ne kadar güzel ve mutluluk verici bir durum değil mi?

Muhakkaktır ki, bu, takdir edilmesi gereken bir husustur.
‘Düşünme’nin çok az olduğu bu dönemde, Türk gençlerinin, büyükleri hakkında araştırmalar yapmaları ve görüş beyan etmeleri çok mühimdir.
Bu ciddiyet ve samimiyet, zâten, konuşmacı gençlerin konu başlıklarından da anlaşılmaktadır.
Oturum Yönlendiriciliğini Av. Ertuğrul Çakır’ın yaptığı “GENÇ KÜRSÜ”nün konuşmacıları ve konu başlıkları şöyledir:
Emir Boyraz/Diş Hekimliği Fakültesi: Ali Fuat Başgil’in Hayatı ve Mücâdelesi.
Elman Ghouchi/İktisadî ve İdârî Bilimler Fakültesi: Ali Fuat Başgil’in Demokrasi ve Adâlet Üzerine Düşünceleri.
Muhammed Enes Doğançay/Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi: Ali Fuat Başgil’in Gençlik ve Ahlâk Üzerine Düşünceleri.
Eyüp Ensar Erim/Ali Fuat Başgil Hukuk Fakültesi: Ali Fuat Başgil’in Lâiklik ve İnanç Özgürlüğü Üzerine Düşünceleri.
Cerrahi El Âletleri ve Sağlık Müzesi Konferans Salonu, sanıyorum ki, bugün, müstesnâ günlerinden birini yaşadı ve her cephesiyle, itiraf etmeliyim ki, gurur verici bir hâldeydi.
Konuşmacıların mevzularına hâkimiyetleri yanında, salonu dolduran gayet heyecanlı ve cevval bir (dinleyici) gençlik ve onlara, kuvvet veren tecrübeli hocaları ve büyükleri de takdire şayandı ve hepsi birden alkışa lâyıktı.
Tabiî ki; bu noktada, ilk tebrik edilme ‘hakkı’, Türkocaığı Prof. Dr. Başkanı Mustafa Çağatay Tufan ve arkadaşlarının olmalıdır, diye düşünüyorum.

Gençliğine imkân veren ve fırsat tanıyan bu anlayışı teşvik etmek herkesin vazifesi olmalıdır.
Dünyayla, yarışmamız ancak tür çalışmalarla mümkün olabilirr ve hedefine ulaşabilir.
Sözü;
Fikir ve hareketleriyle bir numûne-i imtisal olan Ord. Prof. Dr. Ali Fuat Başgil’in “ Gençlerle Başbaşa” adlı kitabından kısa bir nakille sonlandırıyorum:
“*Çalış, fakat haris olma. Haris insan, ciğer bulaşmış eğeyi yalayan aç kedi gibidir: Dilinden akan kanı yalar da bilmez.
*Hayatın ve tutacağın yol hakkında tereddüde ve kararsızlığa düşüp te bir ışık aradığın zaman, fikrini ve reyini soracağın kimseyi iyi seç. Düşün ki, isabetsiz bir fikirden hareket ederek verdiğin karardan bütün ömrün boyunca pişmanlık duyman mümkündür. Fakat isabetli bir fikirden aldığın ışık bütün ömrünce yolunu aydınlatır.”
Allah, rahmet etsin..Mekânı cennet, ruhu şâd olsun!..
Yorumlar
Kalan Karakter: