İlk yarıya baktığımızda Fatih Karagümrük topa daha fazla sahip olan taraftı. Galatasaray ise sahada adeta yok gibiydi. Oyun aklı, tempo, pres… Bunların hiçbiri Galatasaray adına ilk 45 dakikada sahaya yansımadı.
İkinci yarıda ise bambaşka bir Galatasaray izledik. O meşhur kazanma hırsı, o ‘sonuca gitme’ refleksi sahada net biçimde ortaya çıktı. Sarı-kırmızılılar, kimliğini hatırladı ve kazanma formatlı oyununu skora rahat bir şekilde yansıtarak maçı kopardı. İşte Galatasaray’ı Galatasaray yapan da tam olarak bu.
Ancak burada özellikle altını çizmek istediğim önemli bir detay var: Takımın performans grafiği ciddi anlamda inişli çıkışlı. Bunun en büyük sebeplerinden biri yoğun maç trafiği olabilir. Haftalardır söylüyorum; Yunus Akgün, Barış Alper Yılmaz ve Mauro Icardi’de gözle görülür, bariz bir performans düşüklüğü var. Sahadaki enerji, patlayıcılık ve karar kalitesi eski seviyede değil.
Ama şunu da her zaman söylerim: Eğer kazanma alışkanlığı olan bir formatta oynuyorsan, kötü oynadığında bile savaşacaksın. Galatasaray bunu yaptı ve kazandı.
Skor tabelasına baktığımızda rahat bir galibiyet gibi görünüyor olabilir. Ancak lig ilerledikçe bu oyun anlayışı, skor olarak alarm verebilir. Galatasaray’da form düşüklüğü artık saklanamayacak kadar net. Bu noktada Okan Buruk’un oyunculara özellikle psikolojik ve mental anlamda dokunuşlar yapması şart. Aksi hâlde bu dalgalı performans, şampiyonluk yarışında ciddi bir düşüşü beraberinde getirebilir.
Kazanmak güzel…
Ama oyun düzelmezse, o kazanma alışkanlığı da bir noktadan sonra yetmeyebilir.
Ramazan Bozkurt
Yorumlar
Kalan Karakter: