Gençler umut arayışında, ülkeler geleceğini kaybediyor. Göç eden sadece insanlar değil; bir milletin üretkenliği, birikimi ve umudu da sessizce bavullara sığıyor.
Bir zamanlar ülkesi için çalışmak hayaliyle büyüyen gençler, bugün aynı cümleleri kurarken sesleri titriyor. Onlara artık “gitmek” bir lüks değil, bir zorunluluk gibi geliyor. Çünkü her geçen gün biraz daha fazla genç, emeğinin, bilgisinin ve hayalinin karşılığını başka bir ülkede bulabileceğine inanıyor.
Ama mesele sadece göç değil; mesele, ülkesine güvenemeyen bir nesil gerçeği.
Bir umudun yorgunluğu
Gençler artık sabırsız değil, umutsuz. Üniversite sıralarında kazandıkları bilgiyle değil; “kimin torpili var, kim hangi partiden” gibi sorularla sınırlanıyor gelecekleri.
Bir yandan liyakatsizlik, bir yandan ekonomik istikrarsızlık, gençleri kendi ülkesinde yabancılaştırıyor.
Oysa bu ülke, bir zamanlar “okuyup geri dön” diyenlerin ülkesiydi; şimdi “git ama dönme, burada değerini harcarlar” diyen bir çağa dönüştü.
Beyin göçü, kalp göçüne dönüştü
Bugün binlerce genç, Avrupa’daki laboratuvarlarda, Amerika’daki araştırma merkezlerinde, Kanada’daki şirketlerde Türk pasaportuyla ama başka ülkelerin geleceği için çalışıyor.
Bu sadece ekonomik bir kayıp değil; duygusal bir kopuş.
Çünkü beyin göçü, artık sadece zeka veya bilgi transferi değil, aidiyet kaybının dışavurumu.
Genç, doğduğu toprakta umudunu yitirirse, artık hiçbir ülke onu tam olarak “misafir” edemez; çünkü kaybolan şey pasaport değil, ait olma hissidir.
Peki kim kaybediyor?
Giden kazanıyor belki ama kalan ülke kaybediyor.
Her gidenle birlikte biraz daha az soru soran, biraz daha az düşünen, biraz daha az üreten bir toplum kalıyor geride.
Bir ülkenin en büyük zenginliği, ne yer altı kaynaklarıdır ne de sınırları içindeki toprak miktarı; o ülkenin düşünen insanlarıdır.
Ve bu insanlar gidiyorsa, asıl göç eden şey ülkenin geleceğidir.
Kalanların da göç etmemesi için
Bugün bu ülkenin yöneticileri, eğitimcileri, iş insanları ve siyasileri bir soruyla yüzleşmeli:
“Gençler neden gitmek istiyor?”
Cevap, vergi oranlarında, maaşlarda ya da vize kolaylığında değil.
Cevap, adalet duygusunda, liyakat inancında, söz hakkı verilmiş bir toplumda gizli.
Çünkü gençlerin bu ülkede kalması için yeni havalimanlarına değil, yeniden güvenilecek bir ülke hayaline ihtiyaç var.
Garabey
Yorumlar
Kalan Karakter: