Merhaba,
Bugün sizlerle, çoğu zaman fark edilmeyen ama yaşayanın içinden hiç eksik olmayan bir sesin izini süreceğim.
Tinnitus.
Yani kulak çınlaması.
Kimi zaman ince bir ıslık, kimi zaman bitmeyen bir zil sesi, kimi zaman da uğultu gibi...
Ama en çok da sessizlikte duyulan bir yalnızlık.
Odyometriyle ilk tanıştığım günden bu yana, kulak çınlaması yaşayan birçok insanla karşılaştım.
İşin garibi, bu insanlar yalnızca bir sesi tarif etmeye çalışmıyorlardı.
Aslında tarif ettikleri şey, o sesin hayatlarında bıraktığı izdi.
Çünkü tinnitus yalnızca bir ses değildir.
Uyutmayan bir huzursuzluk, konuşurken dikkatini dağıtan bir arka plan, kalabalıkta bile yalnız hissettiren bir uğultudur.
Ve çoğu zaman kimse anlamaz.
“Ne var canım, biraz çınlıyordur geçer,” deyip geçilir.
Ama geçmez.
Bir hastam vardı. Gençti.
Bir konser sonrası kulağında başlayan ince ses, günler geçmesine rağmen susmamış.
Bir sabah “Dayanamadım, geldim,” dedi.
O kadar yorgundu ki, sesi değil, yüzü anlatıyordu içindeki sessizliği.
Beraberce değerlendirdik, konuştuk, anlamaya çalıştık.
Ve ben, yalnızca test yapmadım… dinledim.
Tinnitus'u anlatmak kolay değil.
Ama anlaşılmak o kadar kıymetli ki...
Bazen birinin sadece “Seni anlıyorum” demesi bile, çınlamayı biraz olsun bastırabiliyor.
Tedavi süreci kadar, o sürecin insanca yürütülmesi de önemli.
Evet, tinnitus’un kesin bir çözümü her zaman olmayabilir.
Ama bu sesle nasıl baş edileceğini öğrenmek mümkün.
Doğru yönlendirme, doğru bilgiler ve en önemlisi sabır.
İlaçlar, ses terapileri, işitme cihazları…
Ama hepsinden önce, bu sesin hayatınızı tanımlamasına izin vermemek gerekiyor.
Tinnitus yaşayanlara hep aynı şeyi söylerim:
O ses senin içinde ama sen o ses değilsin.
Bir gün bir hastam şöyle dedi:
“Çınlama hâlâ var ama artık ben daha baskın çıkıyorum.”
Bu cümle beni çok etkiledi.
Çünkü mesele sesi susturmak değil, onunla yaşamayı öğrenmekti.
İnsan sesi duyarak büyür.
Bir annenin ninnisiyle, bir babanın çağrısıyla, bir arkadaşın kahkahasıyla…
Ve ne olursa olsun, hayatın en güzel sesi hep sevdiklerimizin sesidir.
Kulaklarımız dış dünyaya açılan kapılardır.
O kapıyı çalan bir çınlama da olsa, nasıl yanıt vereceğimiz bizim elimizdedir.
Sağlıkla kalın.
Ve iç sesinize kulak vermeyi unutmayın.
İbrahim Ethem Demiroğlu
Odyometrist
Yorumlar
Kalan Karakter: