Çocukken bizim mahallede laf ağızdan ağza gezerdi. Biri bir şey yanlış anladı mı, hemen arkadan biri “Sağır duymaz uydurur!” deyiverirdi. Gülüşmeler, hafif bir iğneleme…
Hele bir de yanlış anlama komikse, gün boyu dilimize dolanırdı.
Ama şimdi düşünüyorum da, kimse işin öbür tarafını pek kurcalamazdı. Hani sağır niye uydurur, asıl mesele ne? Onu hiç sormazdık.
Ben yıllar sonra duyamamanın ne demek olduğunu yakından gördüm. Bakın, insan kulağıyla duymazsa kalbiyle uyduruyor.
Eksik kalan lafı kendi kafasında tamamlıyor. Bazen korkusundan, bazen utanmasından, çoğu zaman da dışlanmamak için.
Diyelim ki, biri bir şey söyledi, tam duyamadı:
– “Herhalde şöyle dedi.”
– “Acaba bana mı söylendi?”
– “Şimdi bana mı güldüler?”
Kendi kendine sorup duruyor. O arada kimse de ona “Sen duyamadın mı?” diye sormuyor.
Bu yüzden ben “sağır duymaz uydurur” sözünü artık öyle gülüp geçilecek bir laf olarak görmüyorum. Çünkü insan dışarıdaki sesi duyamayınca, kendi içinde bir hikâye yazıyor.
İşte tehlike burada başlıyor. O hikâyede bazen üzülüyor, bazen haksız yere kızıyor, bazen de kendini gereksiz yere suçluyor.
Bakın, çocuklar mesela… Sınıfta öğretmenin lafını duymadı mı, hemen kendi kafasında bir senaryo kuruyor: “Beni beğenmiyorlar galiba.” Bir büyüğümüz evde hanımının lafını işitemedi mi, “Artık beni sevmiyor mu ne?” diye içine kapanıyor. Her yaşta aynı hikâye.
Aslında, işitme cihazı dediğiniz şey sadece sesi getirmiyor. İnsanların içindeki yanlış hikâyeleri de siliyor.
Bir dedenin torununu ilk defa net duyması, bir annenin çocuğunun fısıltısını duyması… Bazen insan “Aaa, dünya böyle miymiş!” diyor. Yüzünde öyle bir gülüş beliriyor ki, inanın yıllarca anlatamam.
Demem o ki, “Sağır duymaz uydurur” deyip gülüp geçmeyin. Çünkü o uydurulan hikâye, insanın içindeki yalnızlıktan, dışarıya tutunma arzusundan doğuyor. Belki de hiç uydurmuyor, sadece duymaya çalışıyor. Şu hayatta herkesin bir “duyamadığı” vardır.
Ha, bir gün biri lafı yanlış anladıysa, hemen kızmayın. Belki de asıl hikâyeyi duymaya çalışan odur.
Size de sorayım: Hiç “duymadan” uydurduğunuz bir hikâyeniz oldu mu?
Yorumlar
Kalan Karakter: