Bizim toplumda bir alışkanlık vardır.
Banyodan çıkar çıkmaz, kulak çubuğu (pamuklu çubuk) elimize alınır, “kulağımı bir güzel temizleyeyim” deriz.
Hatta bazıları her gün yapar, temizlenmezse kirli kalacağını zanneder.
Oysa bilmediğimiz bir şey var:
Kulağın kendi kendini temizleme mekanizması vardır.
Evet yanlış duymadınız, kulak zaten kendini temizler.
Kulağın içinde gördüğümüz o sarımsı maddeye “kir” deriz. Ama o kir değildir.
Aslında adı serumen’dir (kulak salgısı).
Ve bu salgının görevi kulağı korumaktır.
Mikropları, tozları, yabancı cisimleri kulağın içine sokmaz.
Yani biz o çubuklarla aslında kulağın koruma duvarını yok ediyoruz.
Birçok insan bilmiyor ama işitme merkezine en çok gelen hastaların şikâyeti, kulak çubuğuyla yapılan temizlik sonrası ortaya çıkar.
Çünkü pamukla “temizliyoruz” diye aslında kiri daha da içeri itiyoruz.
Sonra kulağı tıkıyoruz, işitme azalıyor, uğultu başlıyor.
Hatta bazen kulak zarına bile zarar veriliyor.
Avrupa’da, Amerika’da sağlık otoriteleri yıllardır uyarıyor:
“Kulak çubuğu kulak temizlemez, kulak hastalığı yapar.”
Peki ne yapmalı?
Eğer kulağınızda fazlalık birikme hissi varsa, kaşıntı ya da tıkanıklık oluyorsa mutlaka bir uzmana başvurun.
Doktor ya da odyometrist, uygun yöntemlerle kulağı güvenle temizler.
Günlük hayatta ise kulakla hiç uğraşmayın, kendi haline bırakın.
Unutmayın:
Kulağa sokulan her şey, ister kürdan olsun ister pamuk, faydadan çok zarar getirir.
Kulağın içine sadece doktor bakar.
Sessizlik kıymetlidir.
Onu kaybetmemek için kulaklarımızı “temizlemek” değil, korumak gerekir.
Yorumlar
Kalan Karakter: