Tinnitus: Duyulmayan bir çığlık
Merhaba,
Bugün size çok konuşulmayan ama çok kişiyi susturan bir sesten bahsetmek istiyorum. Aslında tam olarak “bir sesten” de değil…
Hiç bitmeyen bir çınlamadan.
Adı: Tinnitus.
Halk dilinde daha çok “kulak çınlaması” olarak biliniyor. Ama bildiğimiz o kısa süreli, “biri seni andı” deyip hayra yorduklarımızdan değil bu.
Bu çınlama, bazen aylarca, bazen yıllarca susmayan bir fısıltı. İnce bir zil sesi, uğuldayan bir rüzgâr, ya da kulağınızın dibinde hiç durmadan öten bir cırcır böceği gibi…
Ve ne yazık ki, kişi bu sesi sadece kendisi duyuyor.
Bu nedenle de çevresindekilere anlatması zor.
Anlatabilse de çoğu zaman anlaşılmıyor.
“Abartıyorsun.”
“Takma kafana.”
“Geçer o.”
Ama geçmiyor.
Geçmediği gibi, geceleri uykuyu kaçırıyor, gündüzleri dikkat dağınıklığına, zamanla ruhsal çöküntüye yol açıyor.
Kimi zaman yalnızlığa, kimi zaman çaresizliğe, ileri düzeyde ise ne yazık ki yaşamdan kopmaya kadar varıyor.
Peki biz bu konunun neresindeyiz?
Açık konuşayım. Bizde tinnitus hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor.
Ne yeterli merkez var, ne yaygın bir farkındalık.
Kulak çınlaması hâlâ "geçici bir şey" zannediliyor.
Ama değil.
Avrupa'da tinnitus bir sağlık sorunu olarak çok yönlü ele alınıyor.
Sadece kulakla değil, beyinle, ruh sağlığıyla birlikte değerlendiriliyor.
Ses terapileri, bilişsel davranışçı yaklaşımlar, kişiye özel destek programları uygulanıyor.
Devlet bu tedavileri sigorta kapsamına alıyor. Çünkü toplum biliyor ki;
Tinnitus sadece bir rahatsızlık değil, yaşam kalitesini düşüren ciddi bir sorundur.
Orada bu sorunla baş etmek isteyen birey yalnız bırakılmıyor.
Bizde ise çoğu kişi, çınlamayı dile getirmekten bile çekiniyor.
Anlatamıyor, çünkü duyuramıyor.
İnsanlar bunu anlamıyor, çünkü “duymuyor.”
Oysa tinnitus bir işitme sorunu olduğu kadar bir anlaşılma sorunudur.
Bu sesi dışarıdan kimse duyamaz.
Ama kişi o sesi her an, her saniye yaşar.
Ve duyulmayan bir sesi taşımak, bazen konuşulandan çok daha ağırdır.
Peki ne yapabiliriz?
Tinnitus için mucizevi bir ilaç yok, evet.
Ama dünyada etkisi görülen bazı yöntemler var.
Ve bunlar uygulanabilir şeyler:
-
Gürültüden korunmak.
(Özellikle yüksek sesli müzik, makineler, kulaklık kullanımı konusunda bilinçli olmak.) -
Düzenli odyolojik kontroller.
(İşitme ölçümleriyle erken farkındalık sağlamak.) -
Stres ve kaygı yönetimi.
(Tinnitus, ruhsal durumla doğrudan ilişkilidir. Kaygı arttıkça çınlama da artar.) -
Ses maskeleyici cihazlar ve işitme cihazları.
(Bazı durumlarda çınlamayı baskılamak için düşük düzeyde arka plan sesi sağlayan aygıtlar etkili olabilir.)
Bunların hiçbiri basit değil. Ama hepsi ulaşılabilir.
Yeter ki bu sorun ciddiyetle ele alınsın.
Yeter ki insanlar, “sadece ben yaşıyorum” duygusuyla yalnız bırakılmasın.
Unutmayalım, insan sadece dışarıdaki sesleri değil, içindeki sessizliği de duymak ister.
Tinnitus, işte tam da o iç sessizliği çınlayan bir yankıya dönüştürür.
Bazen biri çıkıp yalnızca şunu söylesin ister:
“Seni duyuyorum. Anlıyorum.”
Eğer çevrenizde hiç geçmeyen bir çınlamadan şikâyet eden biri varsa, kulak verin.
Kulağınız değilse bile, kalbiniz duysun.
Çünkü bazı insanlar hayattan sadece bir parça sessizlik ister.
İbrahim Ethem Demiroğlu
Odyometrist
Yorumlar
Kalan Karakter: