Bâzısı, bitti; bâzısı, devam ediyor ve bâzısı da, başlayacak!..
“Festival” denince, aklıma, boğaların vahşice öldürüldüğü veya boğalar tarafından boynuzlanarak insanların yaralandığı veya öldürüldüğü, İspanya’daki San Fermin Boğa Koşusu karnavalı geliyor.
Bizim dışımızdaki dünyada, ABD, Çin, B(ı)rezilya, Hindistan, Yunanistan gibi hıristiyan ülkelerinde, pek çok karnaval, festival adıyla da faaliyet gösteriyor.
Bizim kültürümüzde, “festival” yoktur.
Bu; bizde, ‘şenlik’ veya ‘şölen’ diye ifade edilir.
Kaldı ki; kültür, bir tavan hareketi değil, bir taban hareketidir. Bu bakımdan da, yerli’dir/mahallî’dir / millî’dir.
Bu hususta; T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın verdiği bilgide şöyle deniliyor:
“T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hayata geçirilen ve sadece Türkiye’nin değil dünyanın da en kapsamlı ve en büyük festivali olma özelliğine sahip olan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2021 yılında başladığı günden bu yana, her yıl daha da fazla şehirde milyonlarca insanın kültür ve sanatla buluşmasına olanak sağlıyor. Türkiye’nin dört bir yanındaki şehirlerin marka değerlerini artırarak, her birini kültürel ve sanatsal anlamda cazibe merkezlerine dönüştürmeyi amaçlayan Türkiye Kültür Yolu Festivali, aynı zamanda Türkiye’nin uluslararası marka değerlerine de büyük katkı sunuyor. Her geçen yıl artan etkinlik ve sanatçı sayılarının yanı sıra katılımcı yoğunluğu ile de her yaştan insanı kültür ve sanatla buluşturmaya devam eden Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2026 yılında 26 şehirde düzenlenerek, Türkiye’nin dört bir yanındaki sanatseverlerle buluşuyor.” (Bknz. kulturyolufestivali.com/hakkimizda)
Hiçbir noktasına-virgülüne dokunmadan naklettiğim bu bildiriye göre; “şehirlerimizin marka değerleri artıyor” hattâ, bu, “Türkiye’nin uluslararası marka değerlerine de büyük katkı sunuyor”.
Öyleyse; önce, yine kendimden başlayayım:
“SÜMELÂ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ” DEĞİL; FÂTİH ZAFER YOLU ŞÖLENİ” başlıklı makalemde işâret ettiğim hususu tekrar ortaya dökerek şimdiye geleyim.
“ (…) Önce, hususî bir durumu arzederek söze başlamak istiyorum:
03 Ağustos 2023 tarihinde, T(ı)rabzon İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü’nü temsilen, T(ı)rabzon İl Halk Kütüphânesi Müdürü Ahmet Emin Akgün Bey, bana, telefon etti ve 15 Ağustos fetih günü münâsebetiyle, burada, T(ı)rabzonlu bir şâir ve yazar olarak, “söyleşi yapmayı mı yoksa şiir okumayı mı tercih edeceğimi” sordu.
Neticede, istişâremiz sonunda, “şiir okuma” da karar kılıp, iyi temennilerle ayrıldık.
Doğrusunu isterseniz; tabiî ki, böyle bir günde, T(ı)rabzon’la ilgili hangi şiirimi okumalıyım, heyecanına da kapıldım. Bir insanın doğup büyüdüğü bir şehre karşı yapması gereken bir hizmet şuuruyla, birkaç gün bekledim.
On gün sonra, yânî 13 Ağustos Pazar günü –tatil olmasına rağmen-, İl Halk Kütüphânesi Müdürü Ahmet Emin Bey’i arayarak, durum hakkında bilgi ricâ ettim.
Ahmet Emin Bey; ilgili şâir ve yazarların isimlerinin -ve tabii ki, benim ismimin de- Bakanlığa bildirildiğini, oradan gelecek cevaba göre davranmam gerektiğini söyledi.
Ertesi gün yâni 14 Ağustos 2023 Pazartesi günü ise, cep telefonuma şu ‘mesaj’ geldi:
“T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın düzenlediği Sümela Kültür Yolu Festivali, 19-27 Ağustos’ta.
Tüm halkımız davetlidir.
Detaylar: https://t.ly/5oP7y
B001-09.43”
Hemen ifade etmeliyim ki, bu tavır; adında ‘kültür” kelimesi bulunan bir bakanlığın ciddiyetsizliğinden; insanını, yazarını veya şâirini hor veya hiç görmesinden başka bir şey değildir.
Bu kadar vurdumduymazlık, lâçkalık ve tabiî ki, nezâketsizlik hangi ‘kültür idrâki’nin içine sığdırılabilir, anlamam mümkün değildir.
Kendi şâirine ve yazarına değer vermeyen bir Bakanlığın, kimlere değer verdiğinin bir ispatını da, ‘dâvet’ yazısındaki başlıktan anladım:
“Sümela Kültür Yolu Festivali” !..
Koskocaman , şanlı ve muhteşem T(ı)rabzon şehri, ne zamandan beri “Sümela Kültür Yolu”na tâbi olmuştur?
Türk kültür ve medeniyetinin bu kadîm şehri, bilhassa dînî ve millî değerlerine sadakatindeki üstün mevkisini , h(ı)ristiyânî bir kelimenin arkasına saklamış bir niyetin oyuncağı mı olur, sanılıyor!..
Bu muhteşem kültür’ün üzeri, niçin böyle bir kelimeyle örtülmeye çalışılıyor?
İstanbul ve T(ı)rabzon, bize, Fâtih Sultan Mehmet Han’ın, hem hediyesi ve hem de emânetidir. Bu şehir, hâlâ “Sümela” üst başlığıyla mı anılacaktır.
Sonra…Türkçe’de kelime mi kalmadı da, F(ı)ransızca “festival” rağbet gördü?
Millî kültürümüzün, millî tarih şuûrumuzun , mânevî değerlerimizin geleceğe intikalini sağlayan yegâne unsur dil değil midir?
Niçin, ‘şölen’ veya ‘ şenlik’ değil de “festival”dir?
Telefonuma gelen son “mesaj” ise, şöyledir:
“Türkiye Kültür Yolu Festivallerinin Trabzon durağı Sümela Kültür Yolu Festivaline ilginiz ve katılımınız için teşekkür ederiz.
28 Ağustos 2023 Pazartesi-09.50”
Yaşı seksenini aşmış, T(ı)rabzonlu bir şâir ve yazar olarak, bu umursamazlığı kınıyorum!..
Hangi “ilgi” ve hangi “katılım”? Dalga mı geçiyorsunuz!..
“Trabzon durağı” ise, muhteşem(!) bir ‘üslûp’ ve yepyeni (!)bir ‘tarz’ olmalı!..
(Bknz. M.Halistin Kukul, Wwwkapsamhaber.com- 01 MART 2024-10.07
Ben; yaz aylarını, memleketim T(ı)rabzon/Beşikdüzü’nde; kışlarını da, Samsun’da geçiren, millî kültürümüzün sâdece Türkiye sathında değil, bütün Türk Dünyası’nda ve dünyada da cihanşümûl olmasını sağlama gayretinde olan biri olarak, bu “FESTİVALLER”deki, yerli/mahallî/millî unsurların yokluğunun sebebini hâlâ anlayabilmiş değilim.
Yaygınağa (internete) baktım. T(ı)rabzon Kültür Yolu Festivali 6-14 tarihleri arasında yapılmış yâni bitmiştir.
Katılan sanatçıların isimleri ise şöyle: Bengü, Ferhat Göçer, Resul Dündar, Buray, Kıraç, Haluk Levent, Sefo, Bayhan, Murat Boz…
Sanatçılarımıza benim söyleyebileceğim bir şey olamaz..Sahalarındaki başarı durumlarını da bilemem!..
Ancak, ömrünü bu işlere harcayan bir şâir, edib ve bu sahalarda kitaplar yazmış ve yüzlerce makaleye imza atmış biri olarak sormam gerekiyor:
Sanatçı dediğinizde, sadece bunları mı yâni sâdece şarkıcı ve türkücüleri mi anlarsınız, sayın ‘Kültür Temsicilerimiz’?
Sizin nezdinizde, o şehirde bulunan başka, hiç mi söz ve ses sanatçısı bulunmamaktadır? Kaldı ki, bunların hiçbiri, ‘o şehre âit” değildir.
Yerli/mahallî/millî san’atı böyle mi teşvik edecek, kalkındıracak, ilerleteceksiniz?
Bu şehir(ler)e gelen san’atçılar hiçbir ücret almadan mı geliyorlar?
Yaşamakta olduğum şehir Samsun’da ise, bu “festival”, 20 -28 Haziran tarihleri arasında yapılacakmış!..
Her tarafa kocaman kocaman ilânlar da asılmış…Ne güzel!..
Misâfirlerimize, “Hoşgeldiniz!” demek, Türk milletinin millî hasletlerindendir.
Araya âdeta sıkıştırılan, meselâ; Yaşayan Miras, Foto Maraton Çocuk, Ebru Atölyesi, Kütüphânede Drama, Sulu Boya Atölyesi gibi faaliyetler ise, sâdece gösterişten ibâret!..
Katılan/katılacak san’atçılar ise, afişlerde kendini gösteriyor: Derya Uluğ, Murat Boz, Bengü, Bayhan, Buray, Kıraç, Simge, Ceza.
Demek ki, T(ı)rabzon’da işi biten bâzı san’atçılar Samsun’a geldiler / gelecekler…
Demek ki, Fâtih’in fethettiği T(ı)rabzon’da da, Millî Mücâdele’nin başlatıldığı Samsun’da da –bu mânada- bir tek san’atçı mevcut değil!..
Bu şehirler, yüz seneyi aşkın zamandır, hep ‘boşa kürek çekmiş”ler!
Bakanlık duyurusunda, “festivaller”in, 2026 yılında, 26 şehrimizde yapılacağı ifade edildi.
Merak edip, yine yaygınağa baktım. Bâzılarının, günleri ve “sanatçıları” henüz tespit edilmemiş…
Tespit edilenlerden Malatya’da, bu “festival”, 8-16 Ağustos tarihleri arasında yapılacakmış.
Muhakkaktır ki, katılacak sanatçıları tanımam mümkün değildir. Ancak, kayıtlardan temin ettiğim bilgiye göre, Malatya Kültür Yolu Festivali’ne, Emre Aydın, Kıraç, Sagop Kajmer, Ceza, Bengü, Simge, Haluk Levent, Ebru Yaşar, Derya Uluğ, Sefo, Gökhan Türkmen, Demet Akalın, Murat Boz, Sinan Akçıl, Kubat, Fatma Turgut, Ferhat Göçer, Madrigal, Buray…katılacaklarmış…
Görüleceği üzre; ele aldığım üç şehrimizde de “festivale” katılan birçok kişi (sanatçı) aynı…
Demek ki, biz, yerli/mahallî/millî p(i)lânda, asla –yine bu mânada- san’atçı yetiştirememişiz.
T(ı)rabzon’da da, Samsun’da da, Malatya’da da bir tane olsun sanatçı yetişememiş ve bu “festivale cevap verecek” seviyeye ulaşamamıştır.
Türkiye’de, ‘kültür meselesi’nin anlaşıldığına asla inanmıyorum…
Çünkü; önde görünen/öne çıkarılan, bu şehirlerin tarihî ve tabiî kültürel değerleri değil; dâvet edilen ‘bu misâfir şarkıcı veya türkücüler”dir.
Sözün özü: Yapılan masrafa/ milletin parasına yazık oluyor!..
M. HALİSTİN KUKUL
Yorumlar
Kalan Karakter: