ZAĞNOS BURCU’DAN SEYİR
Bir simitçi dururdu o zamanlar, bir köşesinde;
Ata Park’tı adı; ben, ona, Gülbahar Hâtûn Parkı da, derdim.
Koca bir târih yaşıyordu muhteşem sînesinde...
Zaman zaman da, onu, Zağnos Burcu’ndan gözlerdim.
Sürüp giderdi Zağnos Köprüsü’nde fayton sefaları...
Bir âhenkli şarkıydı akıp giden atlı tayfaları.
Çevirdikçe mâzideki, bu bildik sayfaları,
Ben de, tıpkı onlar kadar, bu sesleri özlerdim.
Zağnos Burcu’ndan, bir imtiyazdır, bu şehri, seyir;
İster genç olun, ister ihtiyar, hepsi bir.
Gözleri yaşartır herbir manzara devir devir;
Bu hârikalar hârikası güzelliğe, gıpta ederdim!...
Ah, o gençlik çağlarım, bıyıkları yeni terlemiş delikanlı,
Karadeniz gibi, her zamankinden daha çılgın, daha heyecanlı,
Boztepe’yle Uzunsokak’la, Moloz’la âdeta nişanlı...
Her gidişimde T(ı)rabzon’a, her zerresini adım adım gezerdim.
Bâzen; ayışığında sabahlara dek gecelerdim...
Kara’yı, deniz’i, Kemeraltı’nı tek tek hecelerdim...
Gülünecek yerde ağlar, bâzen, ağlanacak yerde gülerdim;
Bâzen de, Fâtihleşir, muradıma ererdim!
Okunurdu Kanûnî’nin Muhibbî mahlaslı şiirleri sokaklarında...
Gülbahar edâsı vardı evlerinin revaklarında...
Her mekânı süsleyen Ay-Yıldızlı bayraklarında,
Cap-canlı Türk ruhunu yaşar, şereflenirdim!
Dedim ya, bir başka imtiyazdır, Zağnos Burcu’ndan bu şehre bakmak;
Karşıda, T(ı)rabzon Kalesi’ndeki şanlı bayrağa bir selâm çakmak!
Seher vaktinde, ezân saatine kala ramak;
Bir seccâde misâli, kâinatı, önüme sererdim!
Gözüm arardı Fâtih’in şahbaz askerlerini;
Eşiyor gibiydiler yeniden siperlerini.
Duyuyordum sanki yamaçlardan yankıyan seslerini,
Tıpkı o günkü gibi, onlarla serhat türküleri söylerdim!
Her gidişimde T(ı)rabzon’a, hep o simitçiyi görürdüm.
Mahzûn bakışlarına göz kırpar, onu, güldürürdüm.
Kalbimdeki bütün şeytânî arzuları bir bir öldürürdüm!
Bir mukaddes hazdı fetih rüzgârı, onu örtünürdüm;
Zağnos Burcu’ndan seyri, her şeye yeğlerdim!
M. Halistin Kukul / Bizim Külliye Dergisi, Sayı: 105, Eylül-Ekim-Kasım 2025, Sf. 96
TRABZON / ZAĞNOS BURCU’NDAN BİR GÖRÜNÜŞ...

Yorumlar
Kalan Karakter: