Bana, sıkıntı ve hattâ eziyet çektiren kelime ve tâbirler vardır…Bâzılarını söyleyeyim:
Benbilirimcilik, vurdumduymazlık, bananecilik/sananecilik/onanecilik, baştansavmacılık bunlardandır!..
Yola koyulduğunuz zaman daha nicelerini işitirsiniz…Sen-anlamazsıncılık, siz-bilmezsinizcilik, babambilir/müdürümbilir/şefimbilir/âmirimbilir/reisimbilir/komutanımbilir/paşambilir/başkanımbilircilik devam edip gidiyor!..
Şu koca dağların başına çıkıp da “Adâlet!” diye haykırsam kaç kişi duyar beni bilemem de, bilenlerden kaçı beni anlar, onu çok iyi bilirim!..
Biliyorum ki, bana, büyük bir şüphe, endişe, kaygı, kuşku ve hattâ korkuyla bakıyorsunuz!..
Bu dağ başında değil; eğer, bu dünyanın herhangi bir yerinde bu şekilde bağırır, haykırır veya kükreyebilirseniz- kükrerseniz demiyorum- kükreyebiliyorsanız, sizi, samîmî olarak hiç kimse duymaz…
Şunu apaçık söyleyeyim ki, duyar gibi olanların sayısı asla ve kat’a az değildir!..
Ha!..şu var ki, ben de, öyleyim!..
Şeyh Galib’i bilmem duydunuz mu?
Duydunuz ise, onu okudunuz mu?
Okudunuz ise, onu anladınız mı?
Anladınız ise, hayatınıza bir şeyler kattı mı?
Hayata bir şey katmayan hiçbir şey, idrâkimizin muhtevasında değildir!..
Birkaç beytini nakledeyim:
“Ey dil ey dil niye bû rütbede pür gamsın sen
Gerçi vîrâne isen genc-i mutalsamsın sen
….
Hoşça bak zâtına kim zübde-i âlemsin sen
Merdüm-î dîde-i ekvân olan âdemsin sen”
(Ey gönül, ey gönül, neden bu kadar gamla dolusun, sen
Yıkıksın; kırık döküksün ama tılsımlı bir defînesin (esrarlı bir hazinesin), sen
…
Kendine bir hoşça bak; âlemlerin özüsün, sen;
Varlıkların gözbebeği olan insansın, sen.”
(Bknz.Abdülbâki Gölpınarlı, Şeyh Galib Divanı’ndan Seçmeler, Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayınları, Ankara1985, Sf. 20-21
Bu birkaç beyti okuduktan sonra bile;
“Biz, insanı en güzel şekilde yarattık” (Tîn,4)
Ve;
(Biz, âdemoğullarını şerefli kıldık” (İsrâ,70)
Âyetlerini tekrar tekrar tefekkür etmek gerekmez mi?
Yorumlar
Kalan Karakter: