Hakîkat, illâ ki, er veya geç tecellî eder/edecektir…Bütün tecrübeler bunu göstermiştir…
‘Aklı’ ve ‘aşkı’ önde tutabilirsiniz ammâ; onlar ne kadar çok ve kesif olurlarsa olsunlar, ‘tecrübeyi’ aradan çıkarmanız mümkün değildir!..
Çünki; o, günü, saati, saniyesiyle belli ve sabittir!..Akıl, aşk, tecrübe derken, araya bir de zaman girdi…Bunun için, ne kadar düşünürsek düşünelim, bir noktadan ileriye doğru yepyeni noktalar keşfetmek ve onlarla beraber yürümek gerekiyor!..
Öyleyse; biraz da, hepsini bir kenara iteleyerek –hem olmaz diyoruz, hem iteliyoruz- mecazlardan hareket ederek “Aşkta kıyamet koparsa” deyip, kırık dökük ‘dar’ bir kapıdan girmeyi deneyelim!..
Burada ‘Deneyelim!’ demek, işin içinden sıyrılmak hatta kaytarmak gibi bir mâna da taşır…Dikkatli ve uyanık olmakta fayda vardır!
“Aşk, sayıya sığmaz, ölçüye gelmez sevgidir” diyen Hazret-i Mevlâna; “Aşk olmasaydı, dünya donar kalırdı” diyerek, yine bir başka cepheden, aşk’la aşk’ı târif ediyor ise, bize hangi söz düşer!?
Fakat!..
“O Rahmân. Kur’ân’ı öğretti. İnsanı yarattı. (Ona) konuşmayı öğretti. Güneş de, ay da bir hesaba dayanır. Gövdesi olmayan bitki de ağaç da secde eder. Göğü o yükseltti ve mizânı koydu.” (Rahmân Sûresi, 1-7)
“Sayıya sığmamak-ölçüye gelmemek” nedir ki, hüküm vermeye kalkışalım!..
Senin-benim “hesab’ım-ölçü’m nedir ki, onlardan söz edelim!..
Bu “aşk” nasıl bir aşk’tır ki, hiçbir rakam onun mertebesini anlatamaz’dır!..Öylesine ki, yokluğunda “dünya’nın kıpırdayamayışı bile, başlıbaşına bir aşk hâli!..
İşte, size, düşündükçe düşünmeye yol açan ‘dar’ diye söze başladığım uçsuz bucaksız ufuk!..
Varın, ne düşünürseniz düşünün de, sakın bir yerlerde benim gibi kaybolup gitmeyin!..
Ve elbette ki, boyunuzu aşan işlere de karışmayın!..
Karışmayın, dersem de, siz, karışın!..Çünki; karışmamak, kötü bir huydur. Karışmayınca, düşünce nasıl filiz verir..
Karışın!..Zorlanın!..Kafa yorun!..
Bizde, sık sık kullanılan bu ‘kafa yormak’ tâbiri, aslında, çok da yormadığımızın işâretidir!..
Kafa yormak, düşünmek’tir!..Başını elleri arasına alıp ciddî ciddî düşünmek’tir!..Tasalanıp, onda, boğulmak değil!..
Kafanın en önemli, mâna ve ciddî işi budur…Siz; sakın, kafa atanlardan, kafa tutanlardan, kafa çekenlerden, kafası uyuşanlardan kafası şişenlerden..olmayın!..
Söz, Mevlâna’dan açılmışken, yine O’ndan devam edeyim:
Diyor ki; “Aklı başında olan herkes bilir ki, dönen bir şeyi bir döndüren var.”
Hadi, siz, çamurlu, taşlı, dikenli yollarda korkmadan yürüyün de görelim!..
“Akıl” ne, “herkes” kim; “dönen” ne, “döndüren” kim?
Aşk derken, bir de korku mu musallat oldu başımıza!..Ne oldu?
Yoksa, korkmak, insanı bir meziyet değil midir?
Daldan dala atladığımı sanmayın!..
Bizim kadar aşk’tan, kafa yormak’tan/ düşünmek’ten korkan var mıdır bu dünyada!..
“Ne kadar hesapsız kitapsız konuşuyorsun!” da demeyin!..
Önce, sorduğum soru hakkında düşünülsün!..Ben, bunun dışında değilim ki, sizi zorlayayım!..Asıl, zorda olan, benim!..Ortaya bir lâf attım, bir türlü de içinden çıkamıyorum!..
Başına belâ almak, buna derler işte!..
Bana gülme de, sen, sana musallat olan kendi belânı düşün…
Hiçbir sıkıntın yoksa, ‘Aşkta kıyamet koparsa’yı, düşün ey aklı evvel!..Gör ki, işin içinden çıkabilecek misin!?
“Allah, çok şefkatli ve merhametlidir”(Nûr sûresi, 20)
Yorumlar
Kalan Karakter: