Her zaman, her devirde, her çağda okunacak şeyler yazmak lâzım...Bu, yeterli midir? Hayır!..
Bu yazılanlar hem güzel olmalı, hem de bilgi donanımlı!..Güzel, hayatın mânâsıdır...Hayat; güzelle kıymet, ihtişam ve îtibâr kazanır.
O hâlde; okunacak güzel şeyler yazmalı!..
Peki, bunun için ne yapmalı?
Önce, niyet temiz ve güzel olmalı!..Güzel düşünmeli!..Pırıl pırıl bir gönül, berrak mı berrak bir zihin!..Hep güzelliği hayâl etmeli/ettirmeli, hep güzelliği düşünmeli/düşündürmeli, hep güzelliği hatırlamalı/hatırlatmalı!..
Günü kurtarmak için yazmamalı!..Bugünün yarını olduğunu asla unutmamalı!..Yâni; gelip giden/geçen için değil; şu andan geleceğe istikamet tâyin edip yol çizmeli!..
Sîgaya çektiğim vicdânım, beynime hükmettiği ve kalbimi zaptettiği ân, kalemimin ucundan şifâ olup dökülüyorsa, vazîfe ikmâl olma azmindedir demektir.
Ben, benden mes’ulüm dediğim zaman, mes’uliyet sahamı daraltmış da olmuyor muyum? Fakat..Yine, öyle!..Öncelik, bende!..
Benliğim, kibir girdabına düşmüş ve haset zehrine bulanmış ise; bu da, bir kir çukurunda debelenmekten başka ne mânâ taşır?
Benliğim, haysiyetimdir, şerefimdir. Kibir girdabında veya başka cibilletsizliklerle ihâta edilmiş ise, orada ne sevgiyle şahlanan bir hayâl, ne fazîletli bir fikir ve ne de o, hedef bellediğim güzel yazı bulunabilir...Okunacak ve okunmasıyla, gönle zerâfet aşılayacak, nezâket işleyecek , edeb numûnesi güzellik nakşedecek pırlantalar lâzım, bize!..
Diyorum ki, her hâl ve şartta; ve fakat mutlaka, her şeyi ciddî bir murakabe altına almalıyım...Onsuz olmaz!..Murakabe, hayatın disiplinidir!..Dengeli yaşamanın yegâne şartıdır!..Yoksa, toplum âhengini kuramayız, mümkün değil!..
İş, bir defa rayından çıkınca, onu toparlamak zorlaşır hattâ imkânsızlaşır...İşi, baştan sıkı tutmak lâzımdır..
Güzel peşinde koşmak; öyle gelişigüzel, bana-neci, dudak bükülecek bir tavır değildir. Mes’uliyet ister, ciddiyet ister, akıl ister, muhakeme ister, mukavemet ister, görgü ister, kültür ister, bilgi ister, hüner ister ve hepsinden önemlisi aşk ister, aşk!..
Burada durmak lâzımdır...Aşk denilince, akan sular durur da, biz niçin durmayalım!..Bu kâinat nizâmı, aşk uğruna teşekkül etmedi mi? Dünyada bulunuşumuzun sebeb-i hikmeti, aşk değil midir?
Hiç kimse, yaşayamadıkları adına, bilmediği geleceği tahminle yargılamamalı!..Önce, hayâldeki güzelin hedefini güzel üzerine inşâ edip, hayatı ona göre tertibe gayret etmeli. Yaşanmış, yaşanmıştır...Ona dönüp bakmanın, sâdece ibret bakımından önemi vardır...Yoksa...Boş!..
Silkinmek, varsa pişmanlıklar-ki, mutlaka vardır- nedâmet duyup tövbe etmek, duâ, şükür ve sabırla yepyeni bir yola koyulmak gerekir.
Bu yol, sâdelik, saflık, duruluk, temizlik, berraklık, edep, nezâket mekânıdır!..Bu yol, hakîkî aşka yürüme azmidir!..
Bu da, şu demektir ki; “Arkadaş, sen, aklını iyi kullan da, iyi yaşa!..” Böylece; belki de, yaşayamadıklarına yeni bir heyecan verirsin, yeni bir ümitle güzelliklere koşarsın!..Aşk, akıl işi değildir diyenlere kanma!..Hangi akıl, diye sor bakalım!..
Orhun Kitâbeleri’ni okuyorsak bundandır!..Kutadgu Bilig, hâlâ masamızın üzerindeyse bundandır. Dîvânu Lügâti’t-Türk’e hâlâ müracaat ediyorsak, bundandır!.. Dîvân-ı Hikmet, Mesnevî ve Yûnus Emre Dîvânı, Dede Korkut Kitabı hâlâ baştâcı kitaplarıysa bundandır!..Sâdece bunlar mı? Asla!..Daha niceleri!..
Fakat, en azından, bunlarla hâldeş, gönüldeş olmaya çalış!..Sonrası zor değil..Merdivenler birer birer çıkılır ve yollar birer ikişer aşılır...Çok daha uzun bir yolun bulunduğunu da unutma!...Burası, yarıyol bile değil, bunu bil!..
İkide bir, yeni diye tutturma!..Bunların hepsi de yeni...yepyeni!..Fakat, yine de yeni bir şeyler söylemeye çalış; çünkü, hayat, durma mekânı değildir!..
Okunacak şeyler yazmak lâzım diyorsam, bir sebebi olmalı bunun, değil mi? Önce okuyacaksın ki, okunacak şeyler yazmakta mertebe ve hak kazanasın!..
O, günübirlik, çalakalem yazıları bırak bir kenara...Onların herbiri, cüruf’tur dersem, inan!..
Var mı bir eksiklik, var mı bir esriklik, var mı bir eskilik?..
Bu devirde kimseye de bir şey söylenmiyor, ne yapayım; ben de, söylenenlerle kervana katılayım istedim!
Şu var ki, ömrüm boyunca, hep, güzel ve doğru sözler aradım...Hep, okunacak güzel şeyler yazmak istedim, fakat, zaman oluyor ki, konuşmakta da, yazmakta da zorlanıyorum...Fakat yazmak kadar güzel ne var!..Yeter ki, güzel ve doğru yazalım!..Bilinmelidir ki, her güzel, yenidir ve hatta yepyenidir!..
Bütün bunlar da kâfi değilse, hâlis niyetime bağışlayın!..Ne yazık ki; benim de, Pîr-i Türkistan gibi, “hâs aşkımı bağışlamak”tan gayri bir hünerim yok!..
Bir şey var ki...
Maksat, sâdece ve sâdece ‘yeni’ ise, orada asla yokum!..
ÇAĞRI DERGİSİ, SAYI: 732, KASIM 2020, SF.7- 8