Kardeş Azerbaycan’ın ve Türk Dünyâsı’nın önde gelen şâir ve fikir adamlarından biri olan Prof. Dr. Mehmet İsmail, 19 Ağustos 2025 tarihinde Hakk’ın rahmetine kavuşmuş ve 1 Kasım 1939 tarihinde doğduğu, Azerbaycan’ın Tovuz İlçesi’nin Esrik Köyü’nde defnedilmiştir.
Peygamber Efendimiz: “Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir” buyurmaktadır. Duâmız bu yöndedir.
Prof. Dr. Mehmet İsmail, son olarak Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Öğretim Üyesi’ydi. Çalışkan bir insandı. Ebulfeyz Elçibey’in yakın dostuydu. Türk Dünyâsı’na bakışı geniş ve kucaklayıcıydı.
Azerbaycan, Kazakistan veTürkiye Türkçesi’yle çok sayıda esere imza atmıştı. Bunun yanında, Macarca ve Rusça eserler de yazmıştı.
Türkiye Türkçesi’yle yazdığı kitaplardan “Seçkin Şiirler, Bu Kan Yerde Kalan Değil, Türk’ün Sevgisi, Molla Penah Vagıf Yaralı Turna, İz ve Unuttuğun Yerdeyim” adlı eserlerini sayabiliriz.
Kendisiyle tanışmamız, bundan yirmi beş sene önce oldu.
Yâni, 2000 yılı.
15-17 Aralık 2000 tarihleri arasında, zamanın Kültür Bakanı İstemihan Talay’ın öncülüğünde tertip edilen “ULUSLARARASI MEVLÂNA BİLGİ ŞÖLENİ“ münâsebetiyle Ankara’da karşılaştık/tanıştık. “Mevlâna Celâleddîn-i Rûmî’nin Mesnevîsi’nde İnsan” başlıklı tebliğimle şölene katılmıştım.
Katılımcılar arasında, hatırladığıma göre, şu isimler vardı: Feyzi Halıcı, Mehmet Önder, Prof. Dr. Kenan Gürsoy, Abdullah Satoğlu, Rıdvan Çongur, Prof. Dr. Sadettin Kocatürk, Doç. Dr. Emin Işık, Ord. Prof. Dr. Anna Masala, Prof. Dr. Sadık Kemal Tural, Prof. Dr. Önder Göçgün, Maria Masala, Prof. Dr. Abdımalik Nisanbayev, Prof. Dr. Ahmet Güner Sayar, Kâzım Gurbanzâde, Prof. Dr. Hayrani Altıntaş, Doç. Dr. Necip Fazıl duru, Harid Fedai, M. Halistin Kukul, Prof. Dr. Kemal Yavuz, Prof. Dr. Cemal Kurnaz, Doç. Dr. Mustafa Tatçı..
Prof. Dr. Mehmet İsmail Bey’le, toplantı süresince birkaç kez sohbetimiz oldu. Ancak; konuşmalar bittikten sonra, 17 Aralık’ta, Şeb-i Arûs için, Kültür Bakanlığı’nın tahsis ettiği bir otobüsle Konya ‘ya Mevlâna Dergâhı’na gderken, Mehmet İsmail’i daha iyi tanıdım.
Mevsime göre hava güneşliydi. Biz, millet olarak, ekin için yağmur arzu eder ve bekleriz de, hiçbir zaman “güneşli havada olduğu gibi”, ona “güzel hava demeyiz. İşte böyle bir kafileyle, böyle bir günde, güneşli bir Orta Anadolu havasında yolculuk yapıyorduk..

Yol boyu, otobüsün ön tarafına geçerek, bütün katılımcıların, birer konuşma yapması istendi. Ben, orta sıralarda oturuyordum. Feyzi Halıcı, yan sırada, benden arkadaydı ve Kur’ân okuyordu. Konuşmalar başlayınca, bıraktı.
Konuşmalarda, en çok ilgimi çeken şey, Mehmet İsmail Bey’in okuduğu şiir ve hitabet tarzıydı.
Şiirin adı, “Bu Gan Yerde Galan Deyil” yâni “ “Bu Kan Yerde Kalmaz” başlığını taşıyordu ve ben, bu şiiri ilk kez duyuyordum. Mehmet İsmail Bey, onu, çok güzel ve çok tesirli okudu. Şiirin içi de yâni muhtevası da müthişti!..
Kısa bir süre sonra, bu şiirinin de içinde bulunduğu, Enver Aras’ın kendisi hakkında hazırladığı “TÜRK’ÜN SEVGİSİ” adlı kitabı, “Can ve kan kardeşim M. Halistin Kukul Bey’e en içten duygularımla 27.01.2001 ÇANAKKALE” ithâfıyla bana göndermişti.
Ben de; Ankara’da yayınlanan Çağrı Dergisi’nin Mayıs 2001 tarihli nüshasının 8-9-10. sayfalarında yayınlanan “Azerbaycanlı Şâir Mehmet İsmail’in Şiir Dünyasından” başlıklı yazım ile mukabelede bulunmuştum.
Bu vesileyle; her iki şiirinden de (Bu Gan Yerde Galan Deyil’den ve Türk’ün Sevgisi’nden) birer kısa bölüm nakletmek istiyorum:
“Bu Gan Yerde Galan Deyil”den:
“Azadlıg umurdun, bu sen, bu meydan,
İlahi dilinde inleyir keman.
Ne deyir golları bağlanan imkân,
Gan, gan, gan,
…
Sebebi ne oldu tökülen ganın?
Niçin yurdun adı Garabağ oldu?
Garabağ, Garabağ, Azerbaycan’ın,
Yaralı köksünde gara bağ oldu.
….
Bir ay adı, bir gün adı,
Tapındığım Görk’ün adı
Yerde galmaz Türk’ün adı,
Yerde galmaz gurdun adı,
Bu gan yerde galan deyil.”
“Türk’ün Sevgisi”nden de birkaç kıt’a arzedeyim:
“Dünyaya igidlik doğan anadı
Yolu gündoğandan, günbatanadı.
Ünvanı yer adlı bir vatanadı,
Bir Ay sevgisidi, bir Gün sevgisi,
Türk’ün sevgisi.
…
Tarihe sepilen izi büyüktü,
Orda da, burda daTürk oğlu Türk’dü.
Ele Türklüğü de dünyaya görkdü,
Görkün sevgisidi, Türk’ün sevgisi.
…
Tanrı Dağları’ndan enip gelipdi,
Bozgırda Bozgurd’a dönüp gelipdi.
O yurddan bu yurda dönüp gelipdi
Bir yurd sevgisidi, Türk’ün sevgisi.
Bozgurd sevgisidi, Türk’ün sevgisi.
Gorgut sevgisidi, Türk’ün sevgisi.”
Bu vatansever, milliyetçi ve imanlı gönüldeşime,Türk Dünyası’nın bu çok değerli şâir ve ilim adamına, Allahü teâlâdan rahmet; sevenlerine ise, sabırlar diliyorum.
Rûhu şâd, mekânı cennet olsun!..

Yorumlar
Kalan Karakter: