Yıl 1919… Takvimler, umudun en çok yara aldığı, milletin suskunluğa gömüldüğü bir sabaha uyanıyor. Anadolu, dört bir yandan işgal ordularının gölgesinde; minarelerden ezan yerine endişe yankılanıyor. Sanki zaman durmuş, yürekler ağıt halinde… Ama işte tam da o gün, Karadeniz’in hırçın dalgalarını yara yara bir gemi ilerliyor Samsun’a. Bandırma Vapuru’nun güvertesinde, gözlerinde inanç, yüreğinde kor gibi yanan bir vatan sevdası taşıyan bir lider var: Mustafa Kemal Paşa…
Bu bir yolculuk değil tatil de değil; bu bir milletin yeniden dirilişine yürüyüşüdür. Samsun’a ayak basan bir komutandan öte, milletin içindeki suskun isyanı ve umutsuzluğu uyandıran bir ruhtur. 19 Mayıs, sadece bir tarih değildir. O gün, küllerinden doğmaya ant içmiş bir milletin ilk nefesidir. O gün, boyun eğmeyen yüreklerin, zincir kabul etmeyen, hürriyet için canını hiçe sayan bir iradenin doğum günüdür.
“Ya İstiklal Ya Ölüm!”
Mustafa Kemal’in Samsun’a çıkışıyla başlayan yol, Erzurum’un buz gibi gecelerinde, Sivas’ın taş sokaklarında, Amasya’nın sessiz evlerinde büyüyen bir kıvılcımdır. “Milletin istiklalini yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır” sözüyle Anadolu’nun kaderi yeniden yazılmaya başlanır. Her köyde bir ana, gözleri yaşlı ama başı dik; her evde bir eksik, ama her gönülde sarsılmaz bir inanç vardır. Silah yoktur belki ama inanç vardır. Açlık vardır belki ama onur vardır. Ve bu millet göstermiştir ki vatan, can uğruna yaşanacak yerdir ve esaret, ölümden beterdir.
Bu inançla bu kutlu yürüyüş, Amasya Genelgesi’yle tüm millete yayıldı. Erzurum ve Sivas Kongreleri’nde “manda ve himaye kabul edilemez” denilerek tam bağımsızlık kararı alındı. Her geçen gün büyüyen bu halk hareketi, Ankara’da Büyük Millet Meclisi’nin açılmasıyla bir devlete dönüştü. Ardından Sakarya’da, Dumlupınar’da, İnönü’de ve nihayetinde Başkomutanlık Meydan Muharebesi’nde destan yazıldı. 30 Ağustos 1922’de düşman yenildi, 9 Eylül’de İzmir kurtarıldı ve 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet ilan edildi.
Gençliğe Emanet Edilen Kutsal Bir Gün
Mustafa Kemal, bu günü gençliğe emanet etmiştir. Çünkü bilir ki, bir milletin yarınını ellerinde taşıyacak olanlar, bugünün inançlı ve bilinçli gençleridir. “Ey Türk gençliği!” diyerek başlayan hitabesi, gençlere verilen bir sorumluluktur.
Bugün bize düşen, o meşaleyi taşımaktır. 19 Mayıs ruhunu anlamaktır. Sadece kutlamak değil, hissetmektir. Geçmişin acısını unutmadan, geleceğin umudunu büyütmektir. Çünkü 19 Mayıs, sadece bir dönemin değil; bir milletin yeniden var oluşunun ve sonsuza dek hür yaşayacağının sözüdür.
Yorumlar
Kalan Karakter: