28 Haziran 2026 Pazar günü İstanbul Maltepe Şehir Meydanı'nda tarih yazıldı.
Türkiye Halk Oyunları Federasyonu'nun öncülüğünde gerçekleştirilen "Horon Bizumdur" Guinness Dünya Rekoru Denemesi, tam 7.674 kişinin aynı anda, aynı alanda horon oynamasıyla başarıya ulaştı. Böylece kültürümüzü sahiplenme çabasında olan Yunanistan'ın elinde bulunan dünya rekoru Türkiye'ye geçti.
Bu başarı sadece Guinness kayıtlarına giren yeni bir rakamdan ibaret değildir. Bu başarı; kültürüne sahip çıkan bir milletin, dünyaya verdiği güçlü bir mesajdır. Çünkü bazen bir bayrağı korumak ne kadar önemliyse, o bayrağın altında doğan türküleri, oyunları, ezgileri ve gelenekleri korumak da o kadar önemlidir. Ben buna KÜLTÜREL VATAN diyorum.
Vatan, sadece kara parçalarından ibaret değildir; kültürümüz de bizim vatanımızdır. Horonumuz, zeybeğimiz, halayımız, barımız, kaşık oyunlarımız, teke yöresi oyunlarımız, semahlarımız ve yüzyılların bize emanet ettiği bütün halk oyunlarımızla birlikte tarihimizin geleceğe taşımamız için bizlere bıraktığı her bir unsur, bu milletin kültürel sınır taşlarıdır. Bu sınırlar haritalarla değil, hafızayla korunur.
İşte Maltepe'de o gün 7.600'ü aşkın yürek bunun için bir araya geldi. O meydana gelen hiç kimse oraya sadece bir rekor kırmak için gelmedi. Kimisi Samsun'dan, kimisi Artvin'den, Trabzon'dan, Ağrı'dan, Yozgat'tan, Kilis'ten, Bayburt'tan, Konya'dan; velhasıl Türkiye'nin dört bir yanından kilometrelerce yol kat etti.
Çünkü mesele yalnızca horon değildi. Mesele, kültürel mirasa sahip çıkmaktı. O meydanda binlerce insanın aynı ritimde attığı adımlar, aslında "Bu değerler sahipsiz değildir!" diye haykırıyordu.
Ne yazık ki organizasyonun ardından sosyal medyada "Horon Rumlara aittir, Pontus oyunudur, Yunan oyunudur" gibi bazı cahilane yorumlarla karşılaştım. Bu ifadeleri yazanlar ya tarihi bilmiyor ya da bilerek çarpıtıyorlar.
Anadolu ve Karadeniz, yüzyıllar boyunca birçok medeniyete ev sahipliği yapmış bir coğrafyadır. Elbette kültürler birbirini etkiler, komşu toplumlar arasında benzerlikler bulunur. Ancak bundan hareketle Türk halk kültürünün yüzyıllardır yaşayan bir unsurunu başka bir millete mal etmeye çalışmak, tarihî ve kültürel gerçeklerle bağdaşmaz.
Bugün horon; Karadeniz bölgemizde kültürün yaşayan, üretilen, kuşaktan kuşağa aktarılan en güçlü halk oyunlarından biridir. Bu gerçeği değiştirmeye sosyal medyada yazılan birkaç asılsız cümle yetmez. Kültürel değerler, onları yaşatan milletle var olur. Ve horon bugün bu milletin nefesiyle yaşamaktadır.
İşte bu nedenle Maltepe'deki dünya rekoru yalnızca bir Guinness başarısı değil, aynı zamanda kültürel mirasımıza sahip çıkma iradesinin bütün dünyaya ilanıdır.
Ben de o gün Maltepe Şehir Meydanı'ndaydım.
O büyük halkanın içinde, binlerce yüreğin aynı ritimde attığı o tarihi ana tanıklık etmekle kalmadım; dünya rekorunun bir parçası olmanın onurunu yaşadım. O an hissettiğim gururu kelimelerle tarif etmek gerçekten mümkün değil. Çünkü bazen insan, sadece bir halk oyunu oynamaz; tarihine, kültürüne ve milletine sahip çıktığını iliklerine kadar hisseder. İşte ben de o gün, bu milletin kültürel hafızasına bırakılan o tarihi imzanın içinde bulunmanın gururunu ömrüm boyunca taşıyacağım.
Bu büyük organizasyonda emeği bulunan başta Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Başkanı Sayın Hüseyin Güler olmak üzere, yönetim kurulu üyelerine, organizasyon ekibine, il temsilcilerine, hakemlerimize, teknik görevlilere, güvenlik güçlerine, gönüllülere ve bu dev organizasyonun görünmeyen kahramanlarına yürekten teşekkür ediyorum.
En büyük teşekkürü ise saatlerce yol gelerek, yöresel kıyafetlerini giyinip büyük bir disiplin içerisinde bu tarihi ana katkı sunan 7.674 halk oyunları sevdalısı gönüllümüz hak ediyor.
Bir teşekkür de gönlü Maltepe'de olup çeşitli sebeplerle gelemeyenlere... İnanıyorum ki onların yüreği de o gün horon halkasının içerisindeydi.
Şimdi ise önümüzde daha büyük bir görev var. Horona nasıl sahip çıktıysak; zeybeğimize de sahip çıkacağız. Halayımıza, barımıza, kaşık oyunlarımıza, tekelerimize, karşılamalarımıza ve Türkiye'nin her köşesinde doğmuş bütün halk oyunlarımıza aynı kararlılıkla sahip çıkacağız.
Çünkü kültürünü kaybeden milletler, zamanla hafızalarını da kaybeder; hafızasını kaybeden milletlerin ise geleceği olamaz.
28 Haziran 2026'da Maltepe'de kırılan rekor, sadece Guinness'in sayfalarına yazılmış bir başarı değildir. O gün aslında Türk milleti, kültürel vatan sınırlarına sarsılmaz bir mühür vurmuştur.
Ve o mühür şunu söylemektedir:
Horon bizimdir. Kültür bizimdir. Bu miras bizimdir. Ve bu mirasa sonuna kadar sahip çıkacağız.
Sağlıcakla kalın...
Yorumlar
Kalan Karakter: