Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun ABD Özel Kuvvetleri tarafından alıkonulmasının ardından, bir Yunan milletvekilinin açıklamaya “Next” yazarak paylaştığı Sayın Erdoğan’ın fotoğrafıyla, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı’nı kendi çapında hedefe koymak istemesi aslında yeni bir şey söylemiyor. Sadece eski bir ezberi; biraz korku, biraz küstahlık, biraz cehalet ve bolca tarih bilmezlikle tekrar ediyor.
Sorun şu ki; bu ezber her seferinde aynı gerçekliğe takılıyor ve sonunda dönüp ellerinde patlıyor.
Zannediyorlar ki dünya, kâğıt üzerinde çizilen senaryolardan ibaret. Zannediyorlar ki Türkiye, haritalar üzerinde oynanan masa oyunlarının bir piyonudur.
Oysa Fatih Sultan Mehmet, 1453’te Türk’ün sahada yaptığını sizin hayal kurarken bile yapamayacağınızı söylerken, aslında bu gerçeği de ortaya koymuştur. Çünkü tarih, bu coğrafyada hayal kuranlara değil; bedel ödeyenlere söz hakkı tanır.
Gelin, birkaç hatırlatma yapalım.
2011’de başlayan ve “Arap Baharı” denilen süreçte Türkiye de hedefteydi. Haritalar çizildi, senaryolar yazıldı, sıralar belirlendi. Hatta içinde Türkiye’nin de olduğu hedef ülkelerle ilgili karikatürler dahi yayımlandı.
Ama sıra bir türlü Türkiye’ye gelemedi.
Çünkü Türk’le silahlı mücadeleye cesaret edemediler.
Çünkü buranın Ortadoğu olmadığını, buranın “kontrollü kaos” sahası olmadığını en iyi onlar biliyordu.
Tam da bu sebeple arkadan dolanıp 15 Temmuz işgal girişimini planladılar.
Bu ülkede “alınacak” bir Cumhurbaşkanı, “devre dışı bırakılacak” bir devlet iradesi, “kolayca çözülecek” bir millet olduğunu zannedenler; sahaya yine kendileri çıkamadı ve sahte üniformalar giydirilmiş kiralık beyinlerle geldiler.
Peki ne oldu?
Tankların önünde duran bir millet, işgalcilerin sırtına çöken koca bir tarih ve hâlâ alınlarından temizleyemedikleri bir utanç… Tabii ar damarları hâlâ çalışıyorsa.
O geceyi yaşamış bir ülkeye bugün “Next” demek, ya ağır bir akıl tutulmasıdır ya da tarihten bihaber yaşamaktır.
Şimdi kalkıp, Washington’un Latin Amerika’da yaptığı bir operasyon üzerinden Türkiye’ye mesaj vermeye çalışan sözüm ona o milletvekili densize sormak gerekir: Siz tarihte ne zaman “sıraya koyan” oldunuz?
Yunanistan’ın tarih sahnesindeki rolü, çoğu zaman başkalarının senaryosunda figüran olmaktan ibaretken; karar alan değil, karar bekleyen; yön veren değil, yönlendirilen bir pozisyondayken, sen neyin kafasını yaşıyorsun. 1920’lerden kalma deniz fobiniz yüzünden Akdeniz’e İsrailsiz, Ege’ye ABD’siz yüzmeye bile giremeyen bir milletin aklıevvel bir vekili, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin Cumhurbaşkanı’nı hedefe koyacak öyle mi?
Olur…
Yalnız bizde bir deyim vardır, hatırlatayım: “Bizim de elimiz armut toplamıyor.” Sonra demedi demeyin.
Paylaştığın o fotoğrafla Yunan siyasetinin cesaretini göstermeye çalışırken, arkadan başkalarının gölgesinde konuşma alışkanlığın sırıtıyor; haberin olsun.
Türkiye, tarihin hiçbir döneminde figüran olmadı.
Türkiye; senaryo yazılırken masada olan, uygulamaya geçildiğinde sahada olan bir ülkedir.
Bu yüzden “Next” diyerek kendince küçümseyen o minik beyin şunu iyi bilsin: Türk için tarih, sosyal medya paylaşımlarıyla değil; millet iradesiyle yazılır. Ve bu irade, bugüne kadar kendisini sıraya koymaya çalışan herkesi ya tarihin dipnotuna ya da çöplüğüne göndermiştir.
Son söz şudur:
Türkiye, kimsenin “sonraki hedefi” değil; hesaplarını her daim bozan ilk engeldir.
Bunu anlamayanlar, kaçarken son çare Ege’nin soğuk sularına dalan dedelerine sorsunlar. O zaman anlarlar.
Çünkü en iyi öğretmen tarihtir.
Yorumlar
Kalan Karakter: