Son yıllarda küresel siyasetin ve jeopolitiğin merkezine çok doğru bir kavram yerleştirdik: Mavi Vatan.
Denizlerdeki hak ve menfaatlerimizi bu isimle perçinleyip dünya kamuoyuna bu şekilde kabul ettirdik. Hemen ardından semalarımızı, yerli ve milli gücümüzle kuşatarak adına Gök Vatan dedik. Şehitlerimizin aziz kanıyla sulanmış topraklarımızın üzerindeki egemenliğimizi ise zaten tartışmaya bile açmadık.
Ancak bugün, en az sınır güvenliğimiz kadar hayati olan bir başka cepheyle daha, kültürümüzün asimile ve devşirilme çabalarıyla karşı karşıyayız. Adına “Kültürel Vatan” diyebileceğimiz bu cephe, Türk milletinin kendi kimliğiyle yarınlarda var olmasını sağlayacak önemli bir vatan kavramıdır.
Çünkü bir milleti asimile etmek ya da bir coğrafyayı hafızasından koparmak istiyorsanız önce onun köklerine, müziğine, ritmine ve oyunlarına, kısacası kimliğini oluşturan kavram olan kültürüne göz dikersiniz. Komşumuz Yunanistan’ın son dönemde sistematik bir şekilde yürüttüğü kültürel diplomasi, tam da bu amaca hizmet eden cinsten.
Gelen bilgilere ve atılan adımlara baktığımızda; Karadeniz’in o hırçın dalgalarını, delikanlı duruşunu ve asil esintisini barındıran Horonumuzu, yaptıkları kostümlü gösteri çalışmaları, rekor denemeleri ve algı operasyonlarıyla "kendi kültürel miraslarıymış" gibi dünyaya pazarlama gayreti içerisindeler. Uluslararası platformlarda ve tescil mekanizmalarında bu yönde ciddi bir altyapı ve sahiplenme çalışması yürüttüklerini yakından takip ediyoruz.
Sadece Horon mu? Hayır!
Göz diktikleri tek değerimiz Karadeniz’in uşakları değil. Son dönemlerde Ege’nin o mağrur, eğilmeyen duruşunu simgeleyen Zeybeğimizi de hedef tahtasına koydular.
Bizim dizimizi yere vura vura toprağı titrettiğimiz, hürriyetin ve mertliğin sembolü olan Zeybek oyunumuzu, "Zeybekiko" adıyla sanki kendi öz kültürleriymiş gibi dünyaya kabul ettirme çabası içerisindeler.
Buradan açıkça ifade etmek gerekir ki; Zeybek, Ege’nin efesidir; efelik ise bu milletin genetiğinde vardır. Kostümünden tavrına, müziğindeki ritim kalıbından taşıdığı felsefeye kadar buram buram Türk yurdu kokan Zeybeği, kelime oyunlarıyla sahiplenmeye çalışmak, büyük bir hızla esen rüzgarı yakalayıp sahiplenme çabasından başka bir şey değildir. Ne Horon tulum ve kemençenin feryadından koparılabilir ne de Zeybek bu toprakların bağrından sökülebilir! Bunu elbet Yunan da bir gün öğrenecek, benim dileğim bu gerçeği ıslanmadan öğrenmeleridir.
KOMŞUYA TARİH DERSİ: ÇALINTI MİRASLA KÜLTÜR İNŞA EDİLEMEZ!
Buradan Atina’ya ve o sinsi tezgahların arkasına gizlenenlere açıkça haykırıyoruz: Bu topraklardan kültür devşirmek için isminin sonuna iki harf ekleyip kendi envanterinize yazmaya çalıştığınız hiçbir değer size ait olmadı, olamaz! Siyasi ve tarihi hazımsızlıklarını kültürel hırsızlıkla kapatmaya çalışan komşu, şunu iyi bilmelidir ki: Kaçabilmek adına Ege’nin soğuk sularına balıklama dalan atalarının ardında bıraktığı asil ritimler, bu topraklarda var olduğunuz günlerde de sizin değildi, şimdi de değil! Zeybekteki o asil duruş, Türk’ün yüreğinde taşıdığı tarihi misyonun vücut bulmasıdır. Siz bu duyguyu yaşayamazsınız.
Sahne arkası kurnazlıklarla, sahte tescil oyunlarıyla ne Horonumuzun kemençesini susturmaya nefesiniz yeter ne de Zeybeğin toprağı sarsan heybetini taklit etmeye çapınız! Kültür hırsızlığıyla oluşturulan iddialarla örme gayretinde olduğunuz devşirilmiş kültür yapısı, Türk’ün kendi kültürünü sahiplenme duygusu ve sarsılmaz iradesi karşısında yerle yeksan olmaya mahkumdur.
KÜLTÜR ORDUSUNUN ÖNCÜSÜ TÜRKİYE HALK OYUNLARI FEDERASYONU
İşte tam bu noktada, kapalı kapılar ardında yürütülen bu kültürel asimilasyon ve sahiplenme çabalarına karşı tam bir vizyoner akılla sahaya inen bir kurumumuz var: Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Gelişmeleri sadece seyretmekle kalmayıp olaylara milli bir vizyonla yaklaşan, tarihi ve kültürü tam anlamıyla sahiplenen federasyon, bu ülkenin adeta sivil kültür ordusu gibi hareket ediyor.
İstanbul Maldepe’de Guinness Dünya Rekoru Denemesi gerçekleştirilecek. "Horon Bizumdur" sloganıyla yola çıkan bu dev organizasyonun arkasında, milli mirasa gözünü kırpmadan sahip çıkan güçlü bir irade var. Bu vizyonu ortaya koyan, en alt kademeden en üst yönetime kadar tüm camiayı bu milli şuur etrafında kenetleyen Türkiye Halk Oyunları Federasyonu Başkanı Sayın Hüseyin Güler’e, bu muazzam işi düşünen, planlayan ve bu topraklara yakışır bir duruş sergileyen tüm organizasyon ekibine kocaman bir teşekkür ve takdir borçluyuz.
Başkan Güler ve ekibi, halk oyunlarını sadece sahnede sergilenen bir görsel öge olmaktan çıkarıp uluslararası arenada hak iddia ettiğimiz birer "Kültürel Diplomasi Enstrümanı" haline getirmiştir. Federasyonun bu olaylara öngörülü, inisiyatif alan, hırslı ve sahiplenici bakışı, Kültürel Vatan hattının ne kadar büyük ve stratejik olduğunu bir kez daha kanıtlamıştır.
DİJİTALDE VE MEYDANLARDA BÜYÜK SEFERBERLİK: 28 Haziran’da Maltepe’deyiz!
Federasyonumuzun bu vizyoner hamlesiyle 28 Haziran saat 12.00’de İstanbul Maltepe Şehir Meydanı’nda tam 5 bin kişilik bir horon ekibiyle, kostümlü bir şekilde dünya rekoru denemesi gerçekleştirilecek.
Bu organizasyon sıradan bir rekor denemesi ya da sadece görsel bir şölen değildir. Bu; kültürel sınırlarımıza göz dikenlere sahada verilmiş en gür sesli cevap olacaktır.
5 bin kişinin aynı anda toprağa vuracağı her adım, "Bu kültürün gerçek sahibinin biz olduğumuzun" asıl tescili olacaktır.
Denizde Mavi Vatan, gökte Gök Vatan neyse; tek bir figüründe binlerce yıllık hafızayı barındıran Horon da, efelerin asaletini taşıyan Zeybek de bizim Kültürel Vatanımızdır. Ve bilinsin ki bu vatan sadece bunlardan ibaret değildir; doğunun asil duruşu Halayımız, dadaşın vakarı Barımız, Akdeniz’in kıvraklığı Tekemiz, Anadolu’nun neşesi Kaşık Oyunlarımız ve daha niceleri bu mukaddes sınırların içerisindedir.
Bugün Horonumuza ve Zeybeğimize göz dikenlerin, yarın diğer zenginliklerimize de el uzatmayacağının hiçbir garantisi yoktur. İşte bu yüzden Kültürel Vatan; her bir yöremizin ezgisiyle, ritmiyle ve adımıyla tahkim edilmiş, asla taviz verilmeyecek bütünsel bir savunma hattıdır!
Şimdi görev sırası bizde, yani bu vatanın asıl sahiplerinde! Bu tarihi günde sadece meydanı doldurmak yetmez; küresel ölçekte dev bir dijital dalga yaratmak zorundayız.
Meydanları Dolduralım: 28 Haziran saat 12.00'de Maltepe Şehir Meydanı'nda tek yürek olalım, bu tarihi ana şahitlik edelim.
Sosyal Medyada Kenetlenelim: Türkiye Halk Oyunları Federasyonu’nun (THOF) resmi sosyal medya hesaplarını takibe alalım; rekor denemesiyle ilgili tüm paylaşımları beğenip, paylaşarak dünya çapında dev bir gündem oluşturalım. Dijital dünyayı sarsacak bu büyük kamuoyu desteğiyle hakkımız olanı tüm dünyaya ilan edelim.
Komşunun kelime oyunlarıyla, algı yönetimleriyle kurmaya çalıştığı o suni iddialar, Türkiye Halk Oyunları Federasyonu'nun açtığı bu şanlı bayrak altında, Maltepe’den yükselecek 5 bin yüreğin ayak sesiyle ve sizlerin sosyal medyadaki güçlü desteğiyle dalga dalga dağılacacaktır.
Çünkü Horon da bizimdir, Zeybek de bizimdir; bu vatan bütünüyle bizimdir!
Yorumlar
Kalan Karakter: