Bir şehir düşünün…
19 Mayıs 1919’da, Mustafa Kemal Paşa’yı kucaklayan, ona güven veren, milli mücadelenin ilk adımına şahitlik eden bir şehir…
Bir şehir düşünün…
Limanından umut çıkararak, kurtuluşun ilk nefesini dünyaya duyuran bir şehir…
Bir şehir düşünün…
O günlerden bugüne, 101 yıl boyunca “Milli Mücadele’nin başladığı yer” unvanını taşıyan ama resmî olarak İstiklal Madalyası’na kavuşamamış bir şehir…
Cumhuriyet’in ilk yıllarında, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde alınan bir karar vardı: Samsun’a, Milli Mücadele’deki eşsiz rolünden ötürü İstiklal Madalyası verilecekti. Çünkü Atatürk biliyordu ki, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a atılan o ilk adım, Türk milletinin esareti reddedişinin sembolüydü.
1924 yılında, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de imzasını taşıyan bir beratla, Samsun'a verilmesi kararlaştırılan İstiklal Madalyası, 101 yıl boyunca sanki Karadeniz’in dalgaları gibi kıyıda bekledi ve sonunda şehrine kavuştu. Gecikmiş bir vefa, hak edilmiş bir gurur olarak, artık Samsun’un göğsünde yüce milletimizin minnetinin sembolü bir madalya parlıyor.
Samsun, bu madalyayı çoktan hak etmişti. Çünkü bu şehir, sadece coğrafi bir nokta değil; kurtuluşun ilk nefesidir.
Bazı onurlar vardır ki, verildiği gün kadar geciktiği yıllarla da hatırlanır. Samsun’a İstiklal Madalyası takdim edilmesi, işte bu türden bir onurdur.
Ancak çeşitli sebepler, bu madalyanın o günlerde şehre ulaşmasına engel oldu. Ve Samsun, tam 101 yıl boyunca hak ettiği bu onuru göğsünde taşımadan, “Milli Mücadele’nin başladığı şehir” unvanının verdiği gururla anıldı.
1919 yılının karanlık günlerinde, Karadeniz’in dalgaları umut taşımaktan uzaktı. Pontusçu çetelerin yaptığı zulüm, masum halkın yüreğine ağır bir taş gibi oturuyordu.
Ve 19 Mayıs sabahı…
Sislerin arasından Bandırma Vapuru göründü. Mustafa Kemal Paşa, karaya adım attığında yalnızca bir şehre değil, bir millete umut oldu. Samsun Tütün İskelesi o gün yalnızca yolcularını değil, bağımsızlık hayalini de karşıladı. O gün vapurdan sadece Gazi ve arkadaşları değil, hürriyet hayalini de karaya çıkardı. Samsun, o sabah yalnızca bir komutanı karşılamadı; bir milletin kaderini değiştirecek cesareti de karşıladı.
Bu adım, Havza’dan Amasya’ya, Erzurum’dan Sivas’a, Ankara’ya kadar uzanacak bir kurtuluş yolculuğunun ilk taşıydı. Ve bu şehir, o günden sonra milli mücadelenin adıyla anıldı. Bu sadece bir şehrin değil, tüm Türkiye’nin onurudur. Çünkü Samsun’un hikayesi aslında Türkiye’nin yeniden doğuş hikayesidir.
Ve bu noktada Dağköylü Fatma Çavuş ve Samsun’un Kahraman Kadınlarını anmadan geçmek haksızlık olur kanaatindeyim.
Milli Mücadele cephe savaşlarıyla beraber, köyündeki tarlasında saban tutan eller, kadınıyla, yaşlısıyla, genciyle gereksinimden topyekun silaha sarıldı.
İşte onlardan biri, Dağköylü Fatma Çavuş’tu. Köyündeki kadınları ve gençleri teşkilatlandırarak çetelere karşı direndi. Yüreğinde vatan sevgisi, elinde tüfeğiyle, “kadınlar evinde oturur” diyenlere en büyük cevabı verdi. Onun direnişi, Karadeniz’in hırçın dalgaları gibi cesur ve inatçıydı. Fatma Çavuş’un mücadelesi, Samsun’un İstiklal Madalyası’nda parlayan her zerrede vardır. Bu vesileyle Fatma Çavuş ve onun nezdinde bütün İstiklal kahramanlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.
101 Yıl Sonra Gelen Adalet
Yıllar boyunca her 19 Mayıs’ta Samsun, Atatürk’ün ayak bastığı o anı coşkuyla yaşattı. Gençler o günü bayram bildi, meydanlar marşlarla doldu. Ama göğsünde eksik bir madalya vardı…
Ve sonunda, 101 yıl sonra, bu eksiklik giderildi. Artık Samsun’un göğsünde sadece bir madalya değil, tarihin ve milletin vefası parlıyor.
Bu Madalya Ne Anlatır?
Bu madalya, yalnızca bir metal parçası değildir.
Bu madalya, Bandırma Vapuru’nun güvertesinden bakan kararlı gözlerin, tarlasında çalışırken tüfeğini saklayan kadınların, cepheye mermi taşıyan çocukların sembolüdür.
Bu madalya, geçmişin kahramanlarına, o sabah vapurdan inen yorgun ama kararlı adamlara, köylerinde direnen isimsiz yiğitlere ve “Vatan sağ olsun” diyen analara verilen bir selamdır.
Bu Madalya, geçmişe vefa, bugüne onur, yarına emanettir.
Her 19 Mayıs’ta gençler, artık yalnızca Atatürk’ün adımlarını değil, 101 yıl bekleyen bir adaletin gerçekleşmesini de kutlayacaklar.
Samsun’un hikâyesi bize bir gerçeği bir kez daha hatırlatır:
Özgürlük, bazen bir adımla başlar…
O adımı atanlar unutulmaz, o adımın atıldığı yer ise sonsuza dek gururla anılır.
Ve bugün, Samsun’un göğsünde parlayan İstiklal Madalyası bize şunu fısıldıyor:
“Bu topraklar, atalarımızın cesaretiyle yoğruldu; biz de o cesareti geleceğe taşımakla mükellefiz.”
Yorumlar
Kalan Karakter: