Bir uçağın düşmesi…
Kuru bir cümle gibi görünür uzaktan.
Ama o cümlenin içinde bir ülkenin nefesi kesilir.
Bir annenin kalbi durur, bir çocuğun gözleri donar.
Bir millet, göğe baktığında artık o maviye sığamaz olur.
Azerbaycan’dan yola çıkan C-130 askerî nakliye uçağımız…
Bir kardeş yurdundan kendi toprağına dönüyordu.
İki bayrağın yan yana dalgalandığı, aynı ezanın, aynı duaların yankılandığı göklerdeydi.
Ama kader o uçuşu yarıda kesti.
Gürcistan-Azerbaycan sınırında bir kez daha anladık ki;
vatan toprağı sadece yerde değil, bazen gökyüzünün sessizliğinde de şehitlerimizin kanıyla çizilir.
O uçakta 20 kahraman personel vardı.
Yirmisi de görevinin başında, vatanın namus nöbetindeydi.
Artık isimleri birer birer gökyüzüne yazıldı; rütbeleriyle, görevleriyle, unvanlarıyla değil, en büyük makamı ifade eden “şehit” sözcüğüyle anılacaklar.
Çünkü o kelime, hepsinin ortak paydasıdır.
Yirmi yürek, bir milletin duasında birleşti bugün.
O uçakta kimler vardı, kim bilir…
Belki yeni evli bir uzman çavuş, cebinde eşinin son mesajı…
Belki bir astsubay, yeni doğacak çocuğuna alacağı oyuncağı planlıyordu.
Belki bir binbaşı, yanında taşıdığı sancak gibi bir sorumluluğun ağırlığıyla oturuyordu.
Ve o şehitlerden biri…
Bizim şehrimizdendi.
Samsunlu Astsubay Üstçavuş Emre Altıok.
Henüz doğmamış bir evladın babasıydı.
Eşi, doğumuna sayılı günler kala onun sesini duymayı bekliyordu.
Ama şimdi o ses, göklerde yankılanıyor;
bir babanın sessiz vedası, bir evladın adının yanında taşınacak bir gurur gibi…
Kimi insanlar dünyaya iz bırakmak için yaşar,
kimileri ise sessizce giderken bile bir millete iz bırakır.
Emre Altıok da onlardandı.
O artık sadece Samsun’un değil, bütün Türk milletinin evladıdır.
Henüz doğmamış bebeği, babasının adını bir kahramanlık duası gibi taşıyacak.
Bir gün büyüdüğünde, ona babasının göklerde nasıl şehit düştüğünü,
ama yere düşmeyen bir onuru temsil ettiğini anlatacağız.
Hepsi şimdi göklerde, bir milletin duasında isimleriyle anılıyor.
Ve biz biliyoruz ki;
onlar düşmedi, sadece biraz erken yükseldiler.
Azerbaycan’a hep “kardeş ülke” deriz.
Ama bugün kelimeler eksik kalıyor.
Çünkü kardeşlik, sadece aynı dili konuşmak değil;
aynı acıda aynı sessizliği paylaşabilmektir.
Bugün Türkiye ve Azerbaycan, o sessizliğin tam ortasında el ele duruyor.
Bu topraklar, nice kahramanların, nice uçuşların, nice vedaların şahidi oldu.
Ama her defasında yeniden kalktık o pistlerden.
Çünkü bu milletin kanadını kırmak kolay değildir.
Bizim kanatlarımız imanla, cesaretle, dualarla örülüdür.
Gökyüzünden gelen bu acı haberin ardından,
her evde bir dua, her kalpte bir sızı vardır.
Ama eminim ki;
şimdi o C-130’un kahramanları,
bayraklarla süslü bir ufkun ardında birbirine “vatan sağ olsun” diyordur.
Ve biz buradan göğe bakarken,
sadece yıldızları değil,
Emre’nin ve o yirmi kahramanın ışığını da görüyoruz.
Ruhları şad, mekânları cennet olsun.
Milletimizin başı sağ olsun.
Tahmini okuma süresi: 2 dakika.
Yorumlar
Kalan Karakter: