İktisadın kanunları matematiğe dayanır ammâ, iktisat ‘yalanla’ iflâs eder.
Yânî; netîcesi, sosyal’dir!..
İçtiğin sudan, yediğin domatese kadar içinde matematik vardır..
Şimdilerde var mı bilmiyorum, lisede okuduğum (1957-1961) yıllarında ve sonralarında, “Fen mi? Sosyal mi?” veya “Fen mi? Edebiyat mı?” başlıklı “münâzara”lar yapılırdı.
O zamanlar, liseler, fen ve edebiyat diye ayrılırdı. Ben, Askerî Lise’de okuduğum için, hep fen’dik ve böyle münâzaralar yapılmazdı.
Ve yine o zamanlar bile, bunun ne kadar yakışıksız, lüzûmsuz ve faydasız olduğunu düşünürdüm.
O çocuk aklımla derdim ki, bunların biri lüzûmsuz olsaydı, bunca ilkokul, ortaokul, lise ve bunca üniversite açılır mıydı ve çocuklarımızın ve gençlerimizin yetişmesi için bunca öğretmen/öğretim üyesi yetiştirilir miydi?
Sanki, bu ikisi, birbirine muarız’dı!..
Hangi ders, hangi dersten öndedir ki, buna, bu 16-17 bilemedin 18 yaşlarındaki çocuklar karar vereceklerdi?
Onları düşündürmek mi istiyorsunuz?
Ellerindeki kitapların, ayrı ayrı önemlerini onlara idrâk ettirin ve herbirini öğrenmelerini sağlayın!..
Her insanın bir kaabiliyeti, bir zevki ve bir işe yatkın olduğu bir zekâsı vardır.
Hepsi; ‘aklı iyi kullanmada/kullandırmada’ toplanır!..
Bu kaabiliyet, bu zevk, bu zekânın ve aklın kullanılmasında, başta Devlet olmak üzere, herkes birer vasıtadan ibârettir!..
Vâsıta; kılavuz, rehber, yol gösterici/yol açıcı mânasındadır….Öyle yerli-yersiz kullanılmış bir kelime değildir!..
Uyanıkken okumayan veya düşün(e)meyen insanların, uyurken veya sarhoşken ‘düşünebileceklerini’ düşünebiliyor musunuz?
Ben; “Okurken düşünüyorum” dediğim zaman, bana burun kıvıranların, uyanıkkenki hâlini düşününce, düşünmenin ne kadar mübârek ve erdemli olduğunda ısrarcı oluyorum.
“Güneş de, ay da bir hesaba dayanır. Gövdesi olmayan bitki de ağaç da secde eder. Göğü, O yükseltti ve mizânı koydu,” (Râhman Sûresi, 5-6-7)
Peki; sen, matematik nereden geliyor ve nerede yaşıyor sanıyorsun?
“Hesap” bahsinde, namaz rekâtlarından tut da, vakitlerine kadar hep düşünce hâlinde değil miyiz?
Her an yaratılış ve ölüş hâlindeki bu kâinatta, nelerin sızlaşıp ağlaştığının, nelerin gülüşüp şenleştiğinin farkında mısın?
Çocuk gülüşüyle, nûrânî çehreli bir ninenin veya dedenin tebessümündeki mutabakatı veya refakati hiç yaşadın ve idrâkine vardın mı?
Tasarruf ettiğinle, tasavvur ettiğinin arasındaki mesâfeyi ne ile ölçeceksin?
Hesap denilen şey; sadece sayılar âlemi olmasa gerektir!..
Şiirdeki tasavvur da hesaptır; biyolojideki varlık özüne nüfûz da!..
En basit sandığın bir maddeyi moleküllere ayırmak da hesaptır; kaynaştırmak da!..
Kalp ile beyin arasındaki mesâfeyi tahayyül etmen için, daha nice kitaplar okuyup, onların üzerinde etraflıca düşünmen gerekir!..
İnsan; düşündükçe, artıyor!..
DÜŞÜNDÜKÇE/55
Yayınlanma :
08.04.2026 12:20
Güncelleme
: 08.04.2026 12:23
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: