Birkaç ay önce telefonda konuşmuştuk. İyi olduğunu söylemişti. Nâzik, kibar insandı. Kendi derdinden çok, karşısındakini düşünürdü.
2023 tarihinde yayınladığı son kitabı “Kayseri! Kayseri!” adlı kitabı üzerine de, muhabbetimiz olmuştu. Bu kitaba çok emek verdiği belliydi.
Vefât haberini öğrenince, mâzîye doğru gidip, geçen yılları gözümün önüne getirdim.
Türk şiirinin son dönemlerini temaşa ettim…Türklük sevdâlısı Yavuz Bülent Bâkileri kaybedeli daha birkaç ay (28 Eylül 2025) olmuştu. Şimdi de bu acı haberi almış ve üzüntümüz bir kat daha artmıştı.

Bâzılarıyla elli seneyi aşan dostluklarımız olmuştur: Niyazi Yıldırım Gençosmanoğlu, Mehmet Çınarlı, Ahmet Kabaklı, Nevzat Türkten, Göktürk Mehmet Uytun, Rıdvan Çongur, Hüseyin Yurdabak, Bahattin Karakoç, Abdurrahim Karakoç, Sezai Karakoç, Mehmet İsmail, Bahtiyar Vahabzâde, Feyzi Halıcı, Abdullah Satoğlu ve daha niceleri, senelerden beri, şiir şölenlerinde, konferans ve sempozyumlarda birlikte olduğumuz gönül dostları, ağabeyler, arkadaşlardı!..
Kimisi, 1940’lardan gelen ve fasılalı olarak da birçoğu, 1970 sonrası edebiyatımızın Hisar, Türk Edebiyatı, Çağrı, Töre, Erciyes gibi dergilerinde filizlenen ve bu dergilerde kümelenen şâir ve yazarlardı.
Muhakkaktır ki, Abdullah Ağabey de, bunlardan biriydi.
Abdullah Satoğlu; peşinden çok değerli eserler bırakarak âhiret yolculuğuna çıktı.
O, elbette ki; “Bir Demet Lâle, Lâle Üstüne, Lâle Bahçelerinde, Gönlümde Açan Lâleler, Lâle Devri Masal Gibi ve Lâle Lâle Lâle” adlı şiir; ve, Türk Şiirinde Lâle, Âşık Hasan, Kayseri-Erciyes Ve Çevresi, Kayseri Pastırmacılığı, Başlangıcından Bugüne Kadar Kayseri Şâirleri, Mevlâna’nın İlk Hocası Seyyid Burhaneddin, Satoğlu Mehmet Ali Efendi Hoca, Kayseri’nin Efsâne Adamı Osman Kavuncu, Halk Şâiri Molulu Revaî, Mimar Sinan Şiirleri Antolojisi, Kayserililerin Ticaretteki Başarı Sırları, Edebiyat Dünyamızdan Hoş Sedâlar (5 Cilt), Kayseri Ansiklopedisi ve Kayseri!Kayseri!” adlı eserleriyle yaşayacaktır.

Abdullah Satoğlu ile, yüzyüze ilk tanışmamız, 1998 yılında, Ankara’da, Çağrı Dergisi’nin mimarı Şâir Feyzi Halıcı ağabey vasıtasıyla olmuştu.
O yılın Mart ayında, Ankara’da İbni Sina Hastahânesi’nin Beyin Cerrahisi Bölümü’nde, iki taraflı karotis yâni şahdamarı ameliyatı geçirmiştim.
Zor ameliyatlardı.
İlk ameliyatım, 23 Mart 1998 Pazartesi günü olmuştu. Kulak hizamdan, çene altıma yakın bir yere kadar yirmi beşi bulan dikiş vardı. Yoğun Bakım safhasını atlatıp servise çıkmıştım. İkinci ameliyatımdan iki gün önce, bir de baktım ki, yüzyüze sâdece birini-rahmetli Feyzi Halıcı Ağabeyi- tanıdığım dört kişi çıkageldi.
Halıcı hâricinde, ikisini, yazı ve şiirlerinden yakından tanıyordum. Bu değerli kişiler; Abdullah Satoğlu ve Hüseyin Yurdabak’tı. Diğeri ise; Çağrı âilesinden Ömrüye Güneş isimli genç bir hanımefendiydi.
Bu tanışmamız, dostlukla devam etti. Birçok şiir şöleninde ve sempozyumda birlikte olduk. Telefonlaştık, hâl, hatır sorduk.

Dün (10 Aralık 2025, Saat:18.10’da) vefât haberini aldım. Bugün (11 Aralık 2025), İstanbul’da, Sahrayıcedit Câmisi’nde ikindi namazına müteakip kılınacak cenâze namazından sonra Karacaahmet Mezarlığı’na defnedileceği ilân edildi.
Abdullah Ağabey’e, Allah’tan rahmet diliyorum. Mekânı cennet, rûhu şâd olsun!..
Biliyorum ki, Kayseri’yi çok severdi.
Bu sebeple; “BU ŞEHİR-KAYSERİ” başlıklı şiirinden iki kıt’alık bir bölümle, sözü kendisine bırakıyorum:
“Bu şehir bir evliyâlar şehridir
Medfundur bir nice pîr şehirde.
Zamantı, bir sevgi bir aşk nehridir
Görülmez kimse hakir bu şehirde.
Kızılırmak, coşup coşup durulmuş
Erciyes, bir şahtır ufka kurulmuş.
Hamuru nûr mayasıyla yoğrulmuş
Olmaz ne leke, ne kir bu şehirde.”
Yorumlar
Kalan Karakter: