Doğu Türkistan’dan Gazze’ye, bütün mazlumlara..
Bir beze sarılmış, kefen niyetine, bir zavallı çocuk,
Anasının kucağında, yıkık bir duvar dibine gömülü.
Ninesinin bülbülü, dedesinin biricik gülü.
Serpili etrafa onlarca, yüzlerce ölü…
Yara-bere içinde babası, üstte yok, başta yok.
Midesi gurulduyor, gözleri çökük, benzi uçuk.
Elinde yalnızca yavrusunun birkaç tel kâkülü!..
Göz görür… Kalp acır… Düşünür beyin!
Varın siz ne derseniz deyin!..
Hörelenin, asın-kesin, yürüyün, kükreyin..
Bir uçtan bir uca tutar beni yürek ağrılarım;
Sızlarım, yanarım, zaman olur çatlarım..
Dönerim içime, kıvranırım, yeri gelir karalar bağlarım;
Siz ağlamasanız da, ben hep için için ağlarım!
Ey millet, niçin dopdoludur iç-dış nefret, haset, kin söyleyin…
Adalet, merhamet, sükûnet gelecek diye susun, bekleyin!
Yoksa buna eğer bir çâre, depreşir bir kızılca kıyamet efkârım..
Bir an gelir kıpırdamaz olur dudaklarım.
Desem de: Göz görür; kalp acır; düşünür beyin!
Yok ki bir gören göz, acıyan kalp, düşünen zihin!?
Kimseden ses çıkmasa da, yine durmam, hep ağlarım!
Gözyaşıdır merhamete açılan o muazzam kapı…
Üstünde taşır nice bin minberi, nice binlerce mihrabı.
Bir nefesle ey dost, koskocaman bir ordu yürür!
Şehitler soluğuyla nice dağları, nice şan-şeref bürür.
Yere sığmaz, yıldızlara varır da âhım, hatıralarım;
Tek başıma hem kâinatı, hem de zamanı kucaklarım;
Sen ağlamasan da, siz ağlamasanız da dostlarım, ben ağlarım!
Çekse de beni bir zerre haz için bu kara toprak,
Ben kendi yangıma direnirim, bilesiniz, inanarak.
Yangı, hasret, vatan içindir ilâhî muhabbet;
Hikmet budur, bilin ki böyledir hakiki rahmet.
Anlamaz onu akıl, anlamaz onu sendeki bendeki idrak!
Yazın sımsıcağında, mevsimlerin en kara kışında…
Çıkarsın bir yola, dalarsın bir vadiye, ümitlerin soğuyuşunda…
Kâh bir alacakaranlıkta tam da güneşin doğuşunda,
Kâh bir bebek ağlayışında, bir kavalın hüzünlü çalışında,
Bir yüce dağ başında ay-yıldızlı bir bayrak sallayarak!
Şehitler, gaziler geçer birer birer gönül caddenden..
Her an bir değil, binbir zafer bekler, hepsi senden.
Geçen her boş zamana, her boşa harcanan emeğe yanarım,
Üzmeyin, üzmeyelim onları asla arkadaşlarım, dostlarım.
Siz ağlamasanız da, başkaları ağlamasa da, ben ağlarım!
Kulak ver, dinle, hangi camiden ezan sesi var!..
Millet; mezarı varsa var, mektebi varsa var, varsa camisi var!
Genci varsa var; yaşlısı varsa var; varsa gazisi var!
Sel olur, sığmaz cihana böyle olunca duygularım..
Kalmaz asla yarım hiçbir zaman emellerim, arzularım;
Ümidim oldukça, mahzun geçse de yıllarım,
Bahtiyar olurum, ondan ağlarım!.. Ağlarım, ağlarım!...
M. Halistin Kukul
Yorumlar
Kalan Karakter: