Adnan Öz’ün “TÜRK RULETİ/2” adlı romanı hakkında, yazdığım tanıtım yazımı şu cümleyle bitirmiştim:
“Romancımız Adnan Öz’ün, bana, ‘îmâ yollu’ ifade ettiğinden anladığıma göre, bu serinin üçüncüsü de düşünülmektedir.” (Bknz.Wwwkapsamhaber.com13 Kasım 2023-10.52)
Gerçekten de, aradan iki sene geçmeden, TÜRK RULETİ/3 hazırlanıp yayınlandı. Tebrik ederim…Hem kendisi ve hem de Türk romancılığı için hayırlı olsun!..
Esâsen; yine, TÜRK RULETİ/1 hakkında yazdığım makalemde, eser üzerinde biraz daha geniş olarak durarak, eserin ismi, konusu ve eserdeki “karakterler/kişiler/kahramanlar”la ilgili açıklamalar yapmıştım. Bu sebeple; önce, bu husustaki bâzı bilgileri hatırlatmakta fayda görüyorum:
“Bir ‘icrâ’yı/yapım’ı, san’at sınıfına alıp, onu, eser kabul etmek gibi; bir ‘yazı’yı edebiyata dâhil etmenin de belli şartları ve kaideleri bulunmaktadır.
Başlık olarak aldığım “Türk Ruleti”, sözünü ettiğim vasıfta bir roman’dır. Son zamanlarda, edebiyat sahasında, az da olsa, bu tür güzelliklerle karşılaşıyorum. Roman, uzun soluklu olmasına rağmen, eli kalem tutanlarımız, bu sahada güzel örneklere imza atıyorlar.
Meselâ; şiir, çok yazılması ve en ince san’at olmasına rağmen, herhâlde, ‘kısa’ oluşu, az bir zamanda kayda alınması ve hemen çeşitli vasıtalarla piyasaya sürülebilmesi, sanki ona, bir öncelik kazandırıyor.
Fakat maalesef, bunca emeğe rağmen, bu ‘çalakalem, alelacele ve muhakemesiz’ çalışmalar, ortaya yeterli sayıda ‘kaliteli şiir’ çıkaramıyor.
Tiyatro yazarlığı ise, âdeta durmuş gibi!..Bilmiyorum, belki de bana öyle geliyor. Çünkü, tiyatro eseri yazmanın çok daha hususî şartları, incelikleri vardır. Her kalem ona uzanmakta zorlanır!..
Elbette ki, mevzumuz romandır ve bu da çetin iştir!..
Bu yazımda sözünü edeceğim “Türk Ruleti”, bu çetin işi, hakîkî hüviyeti ve lezzetiyle bize yaşatan ve tattıran bir romanıdır.
Roman; müşâhede ister. Romancı; aynı zamanda iyi bir müşâhedecidir; öyle olmalıdır. Roman karakterlerini/kahramanlarını/kişilerini, âdeta, Karagöz oyununu oynatan mâhir bir el gibi, kâğıt üzerinde tâkiptedir.
Bu bakımdan; romancı, iyi bir müşâhedeci/gözlemci olması gerektiği gibi, olay kahramanlarını yerli yerine yerleştirici ve iyi bir ‘’üslûp sâhibi anlatıcı’ olmak zorundadır.
Muhakkaktır ki; o, karakterler/kahramanlar/kişiler, yer/mekân ve zaman tâyininde çok hassas olmalıdır.
Bu kısa girişi yapmamın sebebi, romancımız Adnan Öz tarafından yazılan “Türk Ruleti” adlı 232 sayfa hacimli Mühür Kitaplığı Yayını romandır.
Adnan Öz; Dayı Cemil/Güzel Adam (Deneme), Dikine (Deneme), Gerçekler Acıtır (Roman), Yüreğe Gömülen Vedâ (Roman), Anneye Ağıt (Şiir), Bir Kuşun Feryadı (Hikâye) adlı kitaplarından sonra, üçüncü romanı olarak Türk Ruleti‘ni yazmış, edebiyat dünyamıza sunmuştur.
Önce şunu söyleyeyim ki, “roulette/rulet”, F(ı)ransızca bir kelimedir, ‘kumar oyunu’ mânâsındadır ve romancımız tarafından mecâzî olarak kullanılmıştır.
İşin özü, elbette ki, eser okunduktan sonra anlaşılacaktır.
“Türk Ruleti”; ilk p(i)lânda, karşı tarafa/muarızlara/Türk düşmanlarına, bir üstünlük/bir hâkimiyet sağlama sözü olarak telâkki edilebilir. ‘Senin varsa, benim de var; hem de seninkinden çok daha fazla misli ‘ ifadesidir.
Eserde; çok büyük ve samimî fakat yanlış anlaşılan bir aşk hikâyesi mevzû edilir. Asıl karakterler olarak öne çıkan, “Kemal-Alina” çiftinin aşkı, romanın akışını belirlemesine rağmen; hemen onların yanıbaşında üçüncü temel karakter olarak ise, oğulları “İdris” bulunur.
Tâli karakterler olarak görülen, belli bir yere kadar Kâmil, ve ardından, sonuna kadar asla önemini kaybetmeyen kahramanlar Turan Âmir, Yuri, Yuri’nin hanımı yâni Alina’nın annesi, Tilki Göz/Melek, -sonradan katılan Mecit-, baştan sona, ana karakterler gibi ön p(i)lândadırlar.
Öyle ki; her karakter, baştan sona kadar, cap-canlı, dipdiri ve sürükleyiciliğini devam ettirmektedir. “(Wwkapsamhaber.com-28.01.2023- 13.59)
Bu kısa nakilden sonra, TÜRK RULETİ/3 hakkında birkaç tespitte bulunmak isterim:
Hemen ifade edeyim ki; Yazar Adnan Öz, bu eserini, roman san’atının inceliklerine vâkıf ve hâdiselere en ince ayrıntılarına kadar nüfûz ederek, kendi romancılık üslûbunu kaybetmeden, biraz daha ‘didaktik’ bir hâlde sunmuştur.
‘Bu, bir kusur mudur?’ diye zihinlerden geçirilebilir. Kat’iyyen!..Zîra, nice tarihî ve sosyal mevzulu romanlar vardır ki, neredeyse, onları, bir tarihçinin ve sosyoloğun yazdığı tarih ilmine ait bir eser gibi düşünebilir veya öyle sanabilirsiniz.
Hâlbuki, burada/TÜRK RULETİ/3’te, toplumda müşterek kanaat hâline gelmiş hâdiseler, ilmî teşhis ve tespitler ile, edebî anlatım ve tasvirler o kadar iç içe girmiştir ki, sözünü ettiğim ‘didaktik anlatım’, asla böyle bir üslûbun mahsülü değildir.
TÜRK RULETİ/3; muhakkak ki, bir romandır ve tabiî seyir içinde, yeni karakterler/kahramanlar/kişiler de eklenerek, yeni/farklı zaman ve mekânlarda, ‘baştan beri hâdiselerin esas sürükleyici elemanları’yla devam etmektedir/etmiştir.
Bilhassa; Kemal-Vedat Komser-Melike-Alina- İdris…hep ön p(i)lânda görünüyor.
Eserdeki diğer kahramanlar, mekân ve zamana göre ayarlanmış vaziyettedir, roman akışı içinde, hepsi de, ‘beklenen’dir, canlı ve faal’dir…
Sırayla ele alırsak, şöyle diyebiliriz: Bir casus olan Robert Vatson ile başlatılan hâdiseler. Muhsin Yazıcıoğlu’dan Engin Arık’a kadar uzanan sûikastlerle, sûkast teşebbüsleri ve birçok da sûikast şüphesi ile, başlangıç noktasını teşkil ediyor. Bunların içinde, milletlerarası münasebetlerdeki siyâsî çatışmaların da devreye girdiği görülür ve “şaibeli ölümler”, Roosevelt’den Kennedy’e, Mursi’ye, Ziya Ül Hak’a, Enver Sedat’a, Garih’e, Adnan Kahveci, Uğur Mumcu, Eşref Bitlis, Gaffar Okan, Kâşif Kozinoğlu..sûikastlerine kadar geniş fakat ‘sırlı’ bir çerçeve çizilir.
Öyle ki, yer yer ‘polisiye’ bir roman intibaını da veren eserde, Türkiye üzerinde oynanan alenî ve gizli oyunlar da, âdeta cap-canlı örneklerle âdeta fotoğraflanarak ortaya konulur.
Burada, bir romancı için şart ve elzem olan; müşahede/gözlem/tespit, ve olanları/hâdiseleri, mükemmel bir edebî üslûp tahlili ile, nakil sadakatiyle eser hâlinde sunmaktır ki, bu yapılmıştır..
Türk Milleti ve Türk coğrafyaları üzerindeki emperyal emellerin mekânları, kişi karakterleri ve hedefledikleri maksat ve niyetlerin ipuçları, okur zihninde, ap-açık şuûrlaştırılmak istenmiştir.
Yâni; eserde, dünyâdaki siyâsî mücâdele ve çatışmalara (tabii ki, bunun içinde, sosyal, kültürel, p(i)sikolojik, askerî ve iktisâdî âmiller de bulunmaktadır), “millî gözle/millî idrâkle/millî şuur”la bakılmaktatır.
Müslümanların, birbirleriyle irtibatsızlığıyla başlayan zaafiyetin, bize, ne türlü felâketlere mal olabildiği ve ileriye doğru olabileceği, gözler önüne serilmektedir.
Didaktik oluş vasfı; uyarıcı olma’sından ileri gelmektedir ki, romancı da bunu yapmıştır…
TÜRK RULETİ/3; Kıbrıs Adası üzerinde oynanan oyunlardan, Gazze’de yaşanan t(ı)rajik hadiselere ve katliamlara kadar, Türk-İslâm dünyası üzerinde cereyan eden bütün ‘kötü niyetleri’, incelikle ortaya döküyor; yer yer, siyâsî diyebileceğimiz ‘analizlerle’ devam ediyor.
Bunun yanında; (romanın baş kahramanı)Kemal’in, büyük bir aşkla evlenip yuva kurduğu ve ayrıldığı Alina; ve bilâhare de, Melike’yle olan aşkı, romanın belki de, dîğer mâcerelarla birlikle/yanyana/içiçe yürütüldüğü en önemli temalardan biridir.
Türkçe’ye hâkim bir anlatım ve hâdiselerin teferruatına kadar nüfûz, yerli yerindedir!..
Eflatun Kitaplar’dan çıkan 175 sayfalık bu Adnan Öz romanı, okurunu beklemektedir!..
Elbette ki, böyle bir roman takdir edilmelidir!..Ve, elbette, okunmalıdır!..

Yorumlar
Kalan Karakter: