“İnnâ lillâhî ve innâ ileyhi râci’ûn” (Bakara,156)
Bâkiler; Türk şiirinde, kendinden evvel serbest vezinle yazanların aksine, bu vezni, kuruluk, basitlik âhenksizlik, nüktemsilik hattâ alelâdelikten çıkararak, üstün bir kafiyelendirmeyle, mısralara apayrı bir ‘lirizm’ , âhenk ve mâna katarak, âdeta yeni bir tarz olarak sevdiren millî değerlere sahip bir şâirimizdi.
Türkçe’ye fevkalâde hâkim bir nesir yazarı, hukukçu ve hatipti.
Üstün millî hasletlere sahip, vatanına, milletine, diline ve dinine bağlı milliyetçi bir insandı.
Hayatı boyunca bu değerleri müdafaa etti; hiç geri durmadı.
Yavuz Bülent Bâkiler’le, kırkbeş seneye varan bir dostluğumuz olmuştur. Bu zaman zarfında, birçok yerde, dâvetli olduğumuz şiir şölenlerinde ve konferanslarda beraber olduk.
Türk milliyetçiliğinden zerre tâviz vermeyen bir mizacı vardı. Bunları, hemen hemen bütün şiirlerinde ve nesirlerinde de görmemiz mümkündür...
En büyük hedefi; güzel Türkçe’mizin korunması, geliştirilmesi ve Türk Dünyası’nın birliği meselesiydi.
Bir şâir, yazar ve edebiyatçı olarak, kitaplarının hemen hemen hepsini bana göndermiş ve ben de, bunlar üzerinde tahlil, tenkit, istişâre ve tanıtımlar yapmışımdır.
Şiirlerindeki ve nesirlerindeki ana tema, mutlak surette Türklük ve Müslümanlık’tı. Bunlar; sâdece birer hamasî yazılar değil, ‘sosyal analizleri’ de beraberinde sunan şiirler ve yazılardı.
O’ndaki, Türk Dünyası’nın kucaklaşması yâni Turan emeli ve hedefi hiçbir zaman değişmemiş/dinmemiş/durmamıştır.
Yalnızlık, Harman, Duvak, Seninle, Şiirimizde Ana, Sivas’a Şiirler adlı şiir kitapları yanında, Üsküp’ten Kosova’ya, Türkistan Türkistan, Âşık Veysel, Elçibey, 1944-1945 Irkçılık-Turancılık Dâvâsında Sorgular Savunmalar, Mehmet Âkif’te Çağdaş Türkiye İdeali, Sözün Doğrusu 1-2, Ârif Nihat Asya’nın Sevgi Mektupları, Gidenlerin Ardından, Kılıçlar ve Kalemler, Ârif Nihat Asya İhtişamı, Muhsin Başkan, Hatıralar Işığında, Tabuları Yıkmak, Serdengeçti Geldi Geçti, Vay Başıma Gelenler, Gidenlerin Ardından, Efendime Söyleyeyim, Azerbaycan Yüreğimde Bir Şahdamardır…gibi çok sayıda kültür kitaplarına da imza atmıştır.
Şunu ifade etmeliyim ki, “Azerbaycan Yüreğimde Bir Şahdamardır” adlı kitabı, bir Türk Dünyası kitabıdır ve başlıbaşına bir şaheserdir.
Rahmet dileklerimle, sözü, bu esere başlık olan şiiriyle, kendisine bırakıyorum.
AZERBAYCAN YÜREĞİMDE BİR ŞAHDAMARDIR
-Azîz Dostum Bahtiyar Vahabzâde’ye-
Kuşluk vakine kadar geceler boyu
Savrularak okuduğum yine Şehriyar
Ala ceylânlara benzer hep Azerî türküler
Dinlediğim tar.
Ayrılmaz başımdan, bırakmaz beni artık
Selâmsız sabahsız bir efkâr.
Ve yüreğim bin yıllık destanlarla tutuşur
Büyür Azerbaycan kadar.
Azerbaycan Dedem korkut şafağı…
Mübârek dilimi süt gibi sağar.
Bâzen rüzgâr olur iliklerimde
Bâzen yağmur gibi üstüme yağar.
Götür beni Aras! Al beni Hazar
Türk’ü Türk’ten başka şimdi kim anlar?
Yaram derin, merhemim yok, vaktim dar..
Bir destan yazar gibi yaz beni Anar!
Duy beni Bahtiyar! Duy beni Şahmar!
Geçen zaman üstüne, dökülen kan üstüne
Kılıç kalkan üstüne
Ve ağzı köpüren, yeleli atlar üstüne
Benim bir yeminim var:
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır
Ben Yakup gibiyim uzun yıllardır
Onda Yusuf’umun kokusu vardır.
Ve hasreti, gönlümde büyük Türkistan kadardır.
Âyettir kitabımda, bayrağımda rüzgârdır
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır
Şemdi Azerbaycan’da mevsim bahardır
Ama türküleri yine baştan başa efkârdır.
Düşlerime yağan kardır
Boynu bükük bir diyardır
Yârdır..
Ağzı köpüren atlar üstüne yeminim vardır
Azerbaycan yüreğimde bir şahdamardır.

Yorumlar
Kalan Karakter: