Türkiye maça çok istekli ve önde presle başladı. Rakip savunma kalabalık bir şekilde kendi yarı alanını kapatmasına rağmen pozisyon üretmekte zorlanmadık.
Topu kazanır kazanmaz hızlı düşünmemiz ve ceza alanına doğru baskıyı artırmamız sonuç verdi. Penaltı golü de bu oyun anlayışının doğal karşılığıydı.
Bulgaristan, golden sonra oyunu dengelemeye çalıştı. Orta sahada daha fazla pas yaparak presimizi kırmayı amaçladılar. Ancak özellikle ilk yarım saat, top rakipte kalınca bile baskımızdan kolay çıkamadılar.
Türkiye hem fiziksel olarak hem de oyunun temposunu belirleme anlamında daha üstündü.
Hücumda en dikkat çeken isimlerden biri Kenan oldu. Hızlı driplingleri, alanı dikine kat etmesi ve savunma arkasına yaptığı koşularla sürekli tehdit oluşturdu. Türkiye’nin hücum setlerinde hareketliliği sağlayan oyuncu oydu. Kenan’ın oyuna kattığı enerji, Bulgaristan savunmasını geri yaslanmak zorunda bıraktı.
Buna karşılık Arda, alışıldık performansının biraz gerisinde kaldı. Topla buluştuğu anlarda kalite gösterse de maçın genel temposuna tam olarak uyum sağlayamadı. Ancak takımın kolektif duruşu çok güçlü olduğu için bu durum oyunun bütününe zarar vermedi. Çünkü diğer oyuncular hem konsantre hem de mücadele anlamında çok daha üst seviyedeydi.
İlk yarının tamamına baktığımızda milli takımımız oyunu istediği gibi kontrol etti. Pas hızımız yüksekti, ikinci topları topladık, rakibi sürekli hataya zorladık.
Bulgaristan zaman zaman direnç göstermiş olsa da oyunun ağırlığı millilerimizdeydi. Hem oyun isteği hem de sahaya yayılan enerji, Türkiye’nin ilk yarının mutlak hâkimi olmasını sağladı.
Yorumlar
Kalan Karakter: