Başbakan Erdoğan katıldığı bir TV programında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir V.PUTİN’e ‘’Bizi Şangay İşbirliği Örgütüne alın,AB’yi unutalım’’ dediğini belirtti.Eğer sayın Başbakan bunu bir espri olarak söylememiş ise; ki hadise hiç de öyle gözükmüyor, durum gerçekten vahim demektir.AB sürecini önemli safhalarıyla şöyle bir hatırlayalım ve gelinen noktada Türkiye’nin ne konuma sokulduğuna bir bakalım.
-31 Temmuz 1959 da Türkiye AET’ye ortaklık başvurusunda bulundu.12 Eylül darbesi sonucu başvurumuz askıya alındı.
-14 Nisan 1987 de AB^ye tam üyelik başvurusu yapıldı.
-1996 da Gümrük Birliği Anlaşması imzalandı ve 1 Ocak 1997 de yürürlüğe girdi.
-1999 da Helsinki zirvesinde Türkiye’ye ‘’Aday Ülke Statüsü’’ verildi.
-17 Aralık 2004 de üyelik görüşmelerine başlanması kararı alımdı
-3 Ekim 2005 de müzakerelere başlandı.
3 Ekim 2005 de AKP iktidarı sanki AB’ye üye olmuşuz gibi ülkenin her yanında havai fişekler patlatarak kutlamalar yaptı. O gün bizler bunu ‘Bizim horoz erken ötmeye başladı,Allah sonunu hayır getirsin’ demiştik.Sonuç ortada.’’Bugün git yarın gel,dersine iyi çalış yaparsın’’ diyerek AB kapısında süründürülen koskoca bir ülke.
Aslında perşembenin gelişi çarşambadan belliydi.70 li yıllarda biz bunu görüyor ve söylüyorduk. ONLAR ORTAK, BİZ PAZAR diyerek, Avrupa’nın;Türkiye’yi üye almak gibi bir düşüncesinin asla olmayacağını,ucuz işgücü sağlamak adına insanımızı, düşük maliyetli girdi elde etmek içinde doğal kaynaklarımızı kullanmaktan öte bir niyetlerinin olmadığı aşikardı ama her nedense ülkeyi yönetenler bu gerçeği hep göz ardı ederek AB kapısını aşındırmaktan hiç geri durmadılar.2005 de havai kutlamalar yapan AKP iktidarı kadrolarının tamamına yakını 70’li yıllarda Milli Görüş hareketi içerisinde AET karşıtı söylem ve eylem içerisinde olup bizimle aynı paralelde düşünüyorlardı. Fakat iktidara geldikten sonra, ne hikmetse, o anti-emperyalist tavırlarından 180 derece çark ederek AB yanlısı bir politika izlemeye başladılar. Bu, ya iktidar sarhoşluğundan, ya inanç ve düşüncelerindeki samimiyetsizlikten yada uluslar arası politik gelişmeleri kavrayamayacak kadar dar vizyon sahibi olmalarından kaynaklanır.
İşte ülkemizin geleceği 2005 den 2012 ye kadar geçen yedi yıllık bir süreci bile görmekten yoksun kadroların meçhule sürüklenmektedir.Anlaşılan o ki, sayın Başbakan da, Türkiye’nin bu süreçte en etkili ve yetkili şahsı olarak AB üyeliğinden umudunu kesmiş ki, sosyalist enkaz üzerine kurulu Şangay İşbirliği Örgütü’ne üye olmaktan başka bir çare göremez hale gelmiştir. Adama sorarlar; bu ülkeyi bu duruma getirirken son on yıl siz yönettiniz.2005 de aklınız nerdeydi?
Diyelim ki iktidar gerçekleri yeni görmeye, artık üyeliğin bir hayal olduğunu kavramaya başladı.Çözüm Şangay ittifakına girmek mi? Hadi O’ na da eyvallah, peki Türkiye’ yi alırlar mı?
Şangay Beşlisi (Rusya,Çin,Kazakistan,Kırgızistan ve Tacikistan) tarafından 1996 da Şangay zirvesinde şekillenen işbirliği örgütü,daha sonra Özbekistan’ında katılımıyla altı üyeye ulaştı. 2007 Bişkek zirvesinde Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ‘’ Tek kutuplu bir dünya kabul edilemez’’ diyerek, Şangay İşbirliği Örgütü’nün ABD/AB karşıtı bir blok olduğunu resmen ilan etmiş oluyordu.Örgüt üyesi devletlerin tamamı,kaldı ki üç Türk Devleti de mevcut, ya hala Çin gibi komünist rejime sahip yada eski sosyalist rejim bakiyeleri ülkelerden oluşmaktadır. Yani, yıllarca NATO ve Batıyı tehdit olarak gören bir gelenekten doğan bir örgüttür.2012 yılında Türkiye’yi DİYALOĞ ORTAĞI olarak kabul eden örgüt, Dünya ticaret pazarından daha yüksek pay kapmak için bu tür taktiksel işbirliği içerinse girebilir ama bu kimseyi Türkiye’yi örgüte dahil edecekler diye kandırmasın. AB/ABD’nin STRATEJİK ORTAKLIĞI ne ise, Şangay’ın diyaloğ ortaklığı da aynı şeydir.
Türkiye hala NATO’nun güçlü bir üyesi iken ve hala NATO silahlarının konuşlandırılmasında önemli bir coğrafya rolüne sahipken, esas amacı ticari ve ekonomik ortaklıktan öte askeri ve stratejik işbirliğine yönelik Şangay’a üye kabul edilebileceğini düşünmek fazla safdillik olur.
Azerbaycan’la petrol anlaşması yapacak ülkeler önce Ankara’nın kapısını çalmalı diyen Büyük Türk Milliyetçisi ve devlet adamı rahmetli Ebulfeyz ELÇİBEY’i iktidarda tutamayan, Türkiye’nin geleceğinin ve bölgedeki gücünün kabul görmesinin ancak Türk Devletleri ile kurulacak bir TÜRK BİRLİĞİ’ne bağlı olduğunu henüz idrak edememiş Türk dış politika anlayışı yarım asrı aşan bir sürede ülkenin AB üyeliği hayali peşinde Avrupa kapılarında sürünmesine neden olurken , dileriz gelecek yılları da başka kapılarda heba etmez.
BİR HAYAL UĞRUNA HARCANAN ÜLKE
Yayınlanma :
11.02.2013 13:15
Güncelleme
: 11.02.2013 13:15
YAZARIN DİĞER YAZILARI