Bazen düşünüyorum...
Belki de bunların hepsini ben abartıyorum. Belki sosyolojide de psikolojide de bunun tam bir karşılığı yoktur. Belki de hayat sandığım kadar karmaşık değildir.
Ama dönüp etrafıma baktığımda başka bir şey görüyorum.
İnsanlar hiç bu kadar birbirine yakın olmamıştı; ama hiç bu kadar uzak da olmamıştı.
Telefonlarımızda yüzlerce kişi kayıtlı. Sosyal medyada binlerce takipçimiz var. Bir mesajla dünyanın öbür ucuna ulaşabiliyoruz. Buna rağmen derdimizi anlatacak, gece yarısı kapısını çalabileceğimiz insan sayısı her geçen gün azalıyor.
Belki de gerçekten hep yalnızdık.
Yalnız doğduk...
Yalnız yaşayacağız...
Ve günü geldiğinde yine yalnız gideceğiz.
Çünkü aslında her insan başlı başına bir dünyadır.
Bakışı başkadır, sesi başkadır, hayalleri başkadır. Aynı olaya iki insanın aynı pencereden bakması bile neredeyse imkânsızdır. Ruhlarımız ayrı, geçmişimiz ayrı, umutlarımız ayrı...
Buna rağmen bir arada yaşamaya çalışıyoruz.
Peki bizi gerçekten bir arada tutan nedir?
Sevgi mi?
Mecburiyet mi?
Yoksa menfaat mi?
Acı bir soru belki...
Fakat modern hayatın içinde insanlar, birbirlerinden fayda gördükleri ölçüde daha anlayışlı olmaya başladı sanki. İşimiz düştüğünde arıyoruz, ihtiyacımız olduğunda hatırlıyoruz. İş bitince yollar sessizce ayrılıyor.
Eskilerin "Onun damarına basma." sözü boşuna söylenmemiş. İnsan, kendisine dokunulmadığı sürece hoşgörülü; çıkarına zarar gelmediği sürece sevecen olabiliyor.
Belki bu hep böyleydi.
Ama teknoloji bunu daha görünür hâle getirdi.
Eskiden köyler vardı. Mahalleler vardı. Kapılar kilitlenmez, sofralar paylaşılırdı. İnsanlar bugün olduğu kadar sık görüşmezdi belki; fakat birbirlerinin varlığından güç alırlardı. Bir tarlayı sürmek için, bir evi yapmak için, bir düğünü kaldırmak için insan gerekirdi. Toprağı korumak için omuz omuza durmak gerekirdi.
Belki daha çok çalışmak zorundaydık.
Belki daha çok üretmek...
Belki daha çok çocuk büyütmek...
Belki de bu yüzden birbirimize daha fazla ihtiyaç duyuyorduk.
Bugün ise birçok işi makineler yapıyor. Bilgisayarlar düşünüyor, yapay zekâ yazıyor, robotlar üretiyor. İnsan, tarihte ilk kez başka insanlara eskisi kadar muhtaç olmadığını zannetmeye başladı.
Ne garip...
Teknoloji geliştikçe yalnızlık da gelişti.
Kalabalıklar büyüdü ama dostluklar küçüldü.
Evler yükseldi ama gönüller birbirinden uzaklaştı.
Belki de insanlığın en büyük meselesi teknoloji değildir.
Belki de en büyük mesele, birbirimize ihtiyaç duymadığımızı sanmamızdır.
Çünkü insan yalnız yaşayabilen bir varlık değildir.
Her ne kadar sonunda yalnız kalacak olsak da, bu dünyadaki yolculuğumuzun anlamını yine başka insanların yüreğinde buluyoruz.
Belki de mesele yalnız olmak değildir.
Mesele, kalabalıkların içinde bile birbirimize dokunabilmektir.
Yorumlar
Kalan Karakter: