Demem
Başka şey anlamam, Allah var Allah...
Bilmeyene devlet başkanı demem.
Her şey kadir O, Ondan maazallah,
Yılmayana devlet başkanı demem.
Baş dediğin tanımalı uğruyu.
Tanımazsa tazeleriz ağrıyı,
Bir yanlış içinden bir tek doğruyu,
Bulmayana devlet başkanı demem.
Bir ülkenin kemiğini etini,
Rüşvet, yeyip oynatırken atını,
Devlet tarlasından ayrık otunu,
Yolmayana devlet başkanı demem.
Kavgam var hemşerim, kavgam zilletle...
Türk-İslam düşmanı cümle illetle,
Milletle ağlayıp, yine milletle,
Gülmeyene devlet başkanı demem.
Rakı masasından devlet idare
Ediler mi beyler, bu mudur töre?
İşretten kalkıpta hiç tefekküre,
Dalmayana devlet başkanı demem.
Öksüzün hakkını rakı mezesi,
Yapmanın, siz deyin nedir cezası?
Yaptığı her işte Allah rızası,
Olmayana devlet başkanı demem.
Hasbelkader bilmem ne olmuş diye,
Yaltaklık yapmam ben paşaya, beye.
Ömründe bir defa alnı secdeye,
Gelmeyene devlet başkanı demem.
Adaleti Ömer Radyallahıanh'dan
Mertliği Ali'den, ilmi Osman'dan,
Sadakati Bekir, feyzi Kur'an'dan,
Almayana devlet başkanı demem.
Ârif olan olmaz nefsin uşağı,
Harmana getirmez densiz başağı,
Türk-İslam aşkıyla baştan aşağı,
Dolmayana devlet başkanı demem.
Yukarıda ki bu şiir; en umutsuz günlerde umut olmuş, “ Ölmez bu hareket Ölmez bu dava” diyerek, binlerce şiiri, kaseti, konseri ve mücadelesiyle Ülkücü hareketin tarihinde ki en önemli sayfalarda yer alacak olan Ozan Arif büyüğümüze aittir. Yaşımız ve hareketimizin içerisinde o yıllarda da yer almamız nedeniyle 12.Eylül 1980 öncesinden de sonrasında da Ozanımız biliriz ve dinlemişizdir. 12.Eylül 1980 sonrasında 3-5 ülküdaşımız ile birkaç büyüğümüzün işyerlerine gider geceleri vatanına girişi ve kasetlerinin dinlenmesi yasak olan Ozan Arifimizi dinlerdik. Verdiği duyguları, umutları bugün kelimelerle anlatmak mümkün değildir. Başbuğumuz Cennet Mekân Alparslan Türkeş’in vefatından sonra ki gelişen süreçleri ise Ozanlar milletin kalbinin sesidir. Onlar hesapla kitapla konuşmaz, yazmaz düşüncesi ile değerlendiririm. Siyasetin girdaplarına ve entrikalarına göre ozanımızı ve ozanlarımızı değerlendirmek istemem. Çünkü siyaset kulvarının hareketimizi de yozlaştırmasına, dedikodulaştırmasına, ayak oyunlarına, gelecek nesilleri düşünmek yerine gelecek seçimleri düşünen anlayışına, fitnesine, kutuplaştırmasına, liyakatsızlaştırmasına, vefasızlaştırmasına ve en önemlisi ALLAH rızasının dışına taşımasına pek çok zaman, pek çok yerde, pek çok kişide ve nefislimizde şahit olmuşuzdur.
Ülkücü hareketin ve MHP’nin liderliğine talip olan ülkemin devlet başkanlığına da talip demektir. Türk dünyasının da İslam aleminin de lideri olacak ve organize edecek o yükü ve sorumluluğu taşıyacak diye düşünürüm. Ben Ozanımızın yukarıda ki şiirinde yer alan her ifadeyi Başbuğumda bulmuşumdur. Böyle inanmışımdır. Ben bugünde aynısını arıyorum. MHP kongresini yapacak kongreyle birlikte genel başkanını ve kadrosunu seçecektir. Pek çok mensubunuzda Genel Başkanlığa aday. Belki yeni aday olacak olanlarda çıkacaktır.
Lütfen ozanımızın şiirini bir kez daha okuyalım. Şunun ya da bunun tarafı olmak yerine şiirde ki ölçülerin tarafı olmalıyız diye düşünüyorum. Şiirde yer alan ölçüler olsunda liderin, genel başkanın da adı ne olursa olsun anlayışı içerisindeyim. Gelecek seçimlerde kim hangi makamda olacak diye değil gelecek nesiller ne olacak diye olaya bakıyorum.
21. Yüzyıl Türk asrı olacak diye bakarken 21.Yüzyıl Kürt asrı oluyor. Bunu görmek zorundayız. Bunu tersine dönüştürecek olan ise sadece MHP’dir. Bu nedenle MHP kongresi çok önemlidir. İsimler değil ölçüler belirleyici olmalıdır.
Saygılarımla…