Futbol bazen skor tabelasında değil, sahadaki hâkimiyette kazanılır. Galatasaray–Kasımpaşa maçında olan tam olarak buydu. Bir taraf sahada vardı, diğer taraf ise sadece formalite gereği oradaydı. İlk düdükten son düdüğe kadar oyunun tek sahibi Galatasaray’dı.
Barış Alper, dinamo gibi… Bitmek bilmeyen sprintleriyle savunmayı parçaladı, asistini yaptı. Yunus sahneye çıktı, golünü attı. Belki bu maçta ışıklar en parlak isimlerin üzerinde değildi ama Galatasaray’ın bu sezonki en büyük gücü de tam burada yatıyor: Her maç başka bir kahraman çıkıyor sahneye. Bu, sıradan bir galibiyet serisi değil; bu, organize bir uçuş hâli.
Maçın geneline baktığımızda Galatasaray sahadaydı, Kasımpaşa ise oyunun figüranıydı. Topa dokunmaya çalıştılar ama dokunamadılar. Oynamaya niyetlendiler ama izin verilmedi. Sarı-kırmızılılar topu öyle bir dolaştırdı, öyle bir baskı kurdu ki Kasımpaşa’nın nefes alacak alanı kalmadı.
Ve Icardi…
Artık bu kulübün tarihine sadece bir yıldız olarak değil, bir referans noktası olarak geçti. Attığı gollerle Hagi’yi geride bırakarak Galatasaray tarihinin en golcü yabancı futbolcusu oldu. Bu sadece bir istatistik değil; bu, Galatasaray hafızasına kazınan bir imza.
Barış, Yunus, Icardi ve diğerleri…
Hepsi birlikte, adeta büyük bir taarruz hâlinde. Top gülleleri surlara çarpar gibi, takım hâlinde Kasımpaşa savunmasını dövdüler. Rakibe top sürme şansı bile tanımadılar. Bu bir maç değil, bir oyun dersiydi.
Fatih Sultan Mehmet’in top gülleleriyle İstanbul’u fethettiği tarihsel an gibi, Galatasaray da bu maçta Kasımpaşa topraklarını futboluyla fethetti. Ezici, kararlı ve tartışmasız.
Sonuç mu?
Galatasaray ilk yarının lideri olduğunu sadece puan tablosuna değil, sahaya da yazdı. “Bu lig benim” dedi. Hem de yüksek sesle.
Üç puan değil sadece…
Bu bir mesajdı.
Yorumlar
Kalan Karakter: