Allah Şaşırtmaz, Kul Şaşar
Bu çağın telaşı, sesinin çokluğundan değil; kalbinin karanlığındandır. İnsan, dışarıdaki putları kırmakla övünüyor ama içindeki nefis ejderhasını beslemeye devam ediyor , çünkü dışarıdaki put bir taştır, bir yılandır; lâkin nefis… O, çakmak taşıyla demir gibi, içten içe kıvılcım saçan bir ateştir. Onu suyla söndüremezsin; ıslatamazsın, yumuşatamazsın. İnsanın bütün hoyratlığı, işte o kıvılcımların dışarıya taşmasıdır.
Bugünün edepsizliğini konuşuyoruz ya; aslında bu edepsizlik dilde başlamadı, gönülde başladı. Gözün perdesi kalkınca bakışlar arsızlaştı; kulakların hikmete kapanınca sözler kaba, davranışlar taşkın oldu. Çünkü içteki ejderhaya “dur” diyecek bir terbiyemiz kalmadı. İfrat ile tefrit arasında savrulduk; itidal sanki eskilerin masalında kalmış bir kelime gibi…
Bir yanda hoyratça taşkınlıklar; diğer yanda buz tutmuş merhametler… Aşkın adı düşkünlükle karıştı, muhabbetin adı hevesle. Edep kaybolunca muhabbet de zayi oldu. Oysa tasavvuf ehlinin dilinde muhabbet, sadece sevmek değil; sevilene layık hâle gelebilmenin derdidir. Kalbi arındırmak, niyeti temizlemek, nazarı Hak ile yıkamaktır.
Ve işte burada ikinci hakikat devreye giriyor:
Allah şaşırtmaz, kul şaşar.
Kul, nefsinin fısıltısını ilham zannettiğinde şaşar. Arzusunu kader gibi yorumladığında şaşar. Hevesine kulak verip gönlünün sesini susturduğunda şaşar. Bugün bu kadar savrulmamızın sebebi de budur: Kalpler şaştı, yollar şaştı, ölçüler şaştı… Lakin Allah şaşırtmaz. O’nun işareti berraktır, yolu aydınlıktır. İnsan ancak kendi karanlığında yolunu kaybeder.
Tasavvufun büyükleri der ki:
“Muhabbet, kulun şaşkınlığını gideren nûrdur. Aşk, içteki ejderhayı zapt eden sırdır.”
Ne zaman ki kul, kendini bir şey zanneder; işte o zaman şaşar. Çünkü kibir, insanın içindeki Firavun'dur. Oysa Musa’nın Rabbi’ne sığınan kişi; kalbin kıblesini düzeltir, nefsin oyunlarını fark eder, edebin elinden tutar.
Bugünün ifratlarını da tefritlerini de söndürecek olan yine budur:
Edep ile yoğrulmuş muhabbet.
Sevgiyi, saygıyı, merhameti, ölçüyü aynı dergâhta yaşatabilen bir gönül hâli…
Ey can… Şaşmak insana mahsustur; lâkin şaşkınlığın ilacı muhabbetledir. Kalbini Hak muhabbetiyle yıkadığında, içteki demir de taş da yumuşar; kıvılcımlar kül olur; ejderha uyur.
Allah şaşırtmaz; yeter ki kul, O’nun muhabbetinin izini sürsün.
Rabbim, gönlümüzü şaşkınlıktan muhafaza etsin; edep ve aşk yolunda daim kılsın.
Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim.
Yorumlar
Kalan Karakter: