Efendimiz’in (s.a.v.) Hâli ve Gül Kokulu Kulluk
Üç aylar geldiğinde zaman kesifliğini kaybeder , latîfleşir.
Sanki vakit, nefsin elinden alınır da kalbin tasarrufuna verilir. Bu aylar, sadece ibadetlerin arttığı değil, şuurun derinleştiği, niyetin arındığı, hâlin tartıya çıktığı zamanlardır.
Tasavvuf ehline göre Recep, Şaban ve Ramazan birer ay değil, seyr ü sülûkün menzilleridir
Kul bu menzillerden geçerken nefsini riyâzetle terbiye eder, kalbini zikirle cilalar, ruhunu muhabbetle diriltir. Üç aylar, kulun kendinden hicret edip Hakk’a yöneldiği bir manevî yolculuktur.
Recep: Tevbe, İnâbe ve İstikâmet Ayı
Recep ayı, istiğfarın omurga olduğu bir aydır.
Bu ayda kapılar değil, perdeler kalkar. Kul, kusuruyla yüzleşir nefsinin hilelerini görür. Tasavvufta Recep, uyanış olarak tarif edilir çünkü bu ay, gaflet uykusunun bölündüğü ilk andır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) Recep ayı girdiğinde istiğfarını çoğaltır, tevbesini derinleştirir ve ümmeti için dua ederdi. “Allah’ım Recep ve Şaban’ı bize mübarek kıl” niyazı, bir dilekten ziyade kulluk ahlâkının beyanıdır. Ramazan’a temizlenmeden girilmez; hazırlanılır.
Şaban: Amellerin Arz Olunduğu, Habîbullah’ın Ayı
Şaban ayı, Efendimiz’in (s.a.v.) ayıdır.
Bu ayda Resûlullah (s.a.v.), oruca ayrı bir ihtimam gösterir neredeyse ayın tamamını oruçla ihyâ ederdi.
"Amellerin Allah’a arz edildiği ay” buyurması, kulun sadece ne yaptığına değil , hangi hâl ile yaptığına dikkat çekmesidir.
Tasavvufta Şaban, ihlâs imtihanıdır.
Gizli ameller, sessiz ibadetler, kimsenin bilmediği gözyaşları bu ayın azığıdır Kul, Hakk’ın huzuruna çıkacak amelini süslemekten değil , temizlemekten sorumludur.
Ramazan: Fenâdan Bekâya Açılan Kapı
Ramazan, nefsin sustuğu , ruhun konuştuğu makamdır.
Açlık mideyi değil, benliği zayıflatır. Sahurla başlayan geceler, secdeyle uzar. İftarla çözülen oruç, sabırla mühürlenir.
Ramazan, kulun “ben”den sıyrılıp “kul” olduğu vakittir.
Tasavvufta Ramazan, fenâdan bekâya geçişin sembolüdür. Kul kendi iradesini azaltır, ilâhî rızayı çoğaltır. Bu yüzden Ramazan’da ibadet artar ama asıl artması gereken şey edep ve merhamettir.
Gül Kokulu Aylar
Salavât, Muhabbet ve Ahlâk
Üç aylar, salavât mevsimidir.
Salavât, sadece bir zikir değil, hâl terbiyesidir. Çünkü gül, Efendimiz’in (s.a.v.) remzidir. Onun ahlâkı güldür, şefkati güldür, susuşu bile güldür.
Bu aylarda Efendimiz (s.a.v.) incitmezdi.
Haklıyken susar, güçlüyken affeder, kendisi için değil ümmeti için yaşardı. Tasavvufun özü de budur, ibadetle yükselmek değil, ahlâkla kemâle ermektir.
Biz çoğu zaman zikri çoğaltıp edebi eksiltiyoruz. Oysa kalp kırarak yapılan ibadet, şekil olur; ruh olmaz. Zira tasavvufta bir gönül, Kâbe’den önce gelir.
Üç Aylar Bir Muhasebe Vaktidir
Bu aylar, başkasının kusurunu sayma vakti değildir.
“Kendimde neyi ıslah etmeliyim?” sorusunu sorma vaktidir. Çünkü nefsini hesaba çekmeyen, hakikate yaklaşamaz.
Belki de en ağır riyâzet
Dilini tutmaktır.
En sessiz zikir
Haksızlıktan geri durmaktır.
En makbul ibadet ise
Bir gönlü onarmaktır.
Üç aylar kapıyı açar.
Ama içeri girmek, kulun edebine bakar.
Zira bu yol
gürültüyle değil,
iddia ile değil,
hiçlik şuuruyla yürünür.
Rabbim bu mübarek vakitleri
kalbi olanlara dergâh,
nefsini bilenlere aynâ,
yolu arayanlara gül kokulu bir rahmet eylesin.
Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim...
Yorumlar
Kalan Karakter: