Hayat insanın omuzlarına yüklenen görünmez bir takvim gibidir. Her gün yeni sorumluluklarla uyanır insan. Yetişmesi gereken işler, tutulması gereken sözler ve ulaşılması gereken hedefler vardır.
Kimi zaman yürür gibi sakin, kimi zaman koşar gibi telaşlı ilerler bu yolculukta. Fakat insan hedefe odaklanırken çoğu güzelliği fark etmeden geçip gider. Zaman ise çoğu zaman en güçlü rakiptir. Beklemez, geri dönmez ve kaybedilen anları geri getirmez.
Hayallerini ve umutlarını diri tutan insanların daima bir B planı vardır. Umut yalnızca beklemek veya hayal kurmakla sınırlı değildir. Yeniden başlayabilme cesaretidir. İnsan kurduğu hayaller yıkıldığında tamamen karanlıkta kalmamak için ruhunda gizli bir kapı bırakır. İşte o kapının adı çoğu zaman “yeniden” olur.
Her ne kadar insan seçimlerini kendi iradesiyle yaptığını düşünse de hayatın içinde görünmeyen etkiler vardır. Mecburiyetler, kırgınlıklar, çevrenin baskısı ve zamanın yükü insanı bazen istemediği yollara sürükler.
İnsan kendi hayatını seçme hakkına sahip olduğunu zanneder. Bazen küçük lakin beklentisi büyük şeyler bile hayal kırıklıkları yaşatabilir. Çünkü çoğu zaman insanı en çok yoran şey gerçekleşmeyen beklentileridir.
İnsan her yaşta yanılabilir. Düşebilir, yorulabilir ve eksiklikleriyle yüzleşmek zorunda kalabilir. Hatalar, kusurlar ve yetersizlik hissi insanın içinde boşluklar oluşturur. Bu boşluklar eksik bir yapboz parçasını aramaya benzer. İnsan çoğu zaman bütün manzarayı unutup yalnızca eksik parçaya odaklanır. Oysa hayat bazen eksiklerle birlikte de güzel kalabilir.
İşte tam bu noktada B planı devreye girer. Çünkü B planı eksik parçayı aramaktan çok elindeki manzarayı görebilmeyi öğretir. İkinci bir ihtimal, ikinci bir yol ve bazen ikinci bir başlangıç… İnsan önce kendine ikinci bir şans vermelidir. Çünkü kendine yeniden inanmayı öğrenemeyen biri hayata da yeniden tutunamaz.
Herkesin içinde kimsenin bilmediği ince bir çizgi vardır. Sessizce taşınan kırgınlıklar, cevapsız sorular ve arafta kalan duygular… İşte insan bazen tam da burada yorulur. Fakat ikinci bir hamle yapabilmek yani hayatın karşısına bir B planıyla çıkabilmek insanın yükünü hafifletir. Çünkü insan bilir ki her kapanan kapı yolun sonu değildir.
Hayatın elbette bir disipline ihtiyacı vardır. İnsan ayakta kalabilmek için sorumluluk taşımalı, mücadele etmeli ve emek vermelidir. Fakat disiplin insanın öz saygısını kaybetmesine, kendini değersiz hissetmesine dönüşmemelidir. Çünkü insanın en büyük dayanağı önce kendine duyduğu saygıdır.
İnsan kendine karşı dürüst olduğu sürece vicdanıyla savaşmaz. Elinden geleni yaptığını bilen bir kalp yenilgiyi bile daha sakin karşılar. İşte bu yüzden B planı yalnızca başka bir yol değil vicdanı rahatlatan bir çözüm biçimidir. İnsan bazen kapanan bir kapıyı kabullenebilmek için başka bir ihtimalin varlığına ihtiyaç duyar.
Hayatta bazı şeyler olur, bazıları ise olmaz. İnsan kimi zaman çok ister ama zaman izin vermez. Şartlar yetişmez ya da emekleri sonuçsuz kalır. Başarısızlık hissi bazen insanı olduğu yere zincirler. İşte tam bu noktada ikinci şans dediğimiz düşünce devreye girmelidir. İnsan kendi kendine şu cümleyi kurabilmelidir: “Denedim, mücadele ettim ve elimden geleni yaptım.” Çünkü vicdan huzuru çoğu zaman sonucun kendisinden daha değerlidir.
Olması gereken ilk hedef elbette A planıdır.
İnsan önce hayaline ve duasına tutunmalı, mücadeleden vazgeçmemelidir. Fakat netice hüsran olduğunda insan artık kendi ruhunu zincirleyen prangaları kırabilmelidir. “Nasip böyleymiş” diyebilmek bir yenilgi değil olgun bir kabulleniştir. Ardından ayağa kalkıp yoluna devam edebilmek ise gerçek güçtür.
Bu düşünce yalnızca iş hayatı ya da kariyer için geçerli değildir. İnsan ilişkilerinde de böyledir. İnsan bazen çok çabalar, çok sabreder ve çok mücadele eder. Fakat bazı şeyler yine de düzelmez. İşte o zaman insanın kendine şu cümleyi kurabilmesi gerekir: “Elimden geleni yaptım.” Çünkü bu düşünce insanı huzura ulaştırır.
Sürekli üçüncü ve dördüncü ihtimallerin peşinde sürüklenmek ise insan ruhunu yorar. İnsan ruhu yorulunca her söz ağır gelir.
Bir kapının önünde ömür boyu beklemek insanın kendi hayatını geciktirmesidir. Beklenecek tek kapı Yaratıcı’nın kapısıdır.
İnsan kendine zarar veren dikenleri bırakmayı öğrenmelidir. Çünkü en kıymetli şey sorulduğunda verilecek ilk cevap insanın kendi varlığı olmalıdır.
İnsan bazen dünyayı düzeltmeye çalışırken kendini unutuyor. Oysa korunması gereken ilk şey insanın kendi iç huzurudur. Çünkü huzurunu kaybeden bir insanın elindeki hiçbir başarı tam anlamıyla anlam taşımaz. Bazen gerçek çözüm ısrar etmekte değil teslimiyet ve şükür etmektedir. Gerektiğinde yoluna devam edebilmektedir...
“Her dem yeniden doğarız, bizden kim usanası.” -Yunus Emre-
Yolunuz gül renginde, gül kokusunda olsun her daim...
Yorumlar
Kalan Karakter: