İnsana bir anda kaldıramayacağı bir yük yüklerseniz feryada, figana başlar. Azar azar, alıştırarak yüklerseniz, götürür Alimallah. Hele de Türk Milleti... Hiç itiraz etmeyi bilmez. Öğretilmiş çaresizliğin azat kabul etmez kölesi yapılmıştır çünkü.
Kendi değerleri ve kendi inancıyla vurulmuştur hep. Şöyle ki:
- KADER ve TEVEKKÜL, bu günleri hazırlayan hinoğlu hinler tarafından yanlış öğretilmiştir. Başına gelen her musibet kaderin cilvesidir. Tevekkül ipine sarılarak, sabrın koynuna atar kendini. Sorsanız imtihan veriyordur. Hata bir de kendisini suçlar. Oysa olanları irdelemesi gerekmez mi, dünyevi mi, Uhrevi mi diye? İrdelemez, kurcalamaz... Çünkü karşısına çıkacakları bilir. Birisi (neuzübillah) Allah'a isyan ettiğini söyler, diğeri devlete karşı geldiğini... Azarı, zılgıtı yer oturur.
- ŞERİATIN KESTİĞİ PARMAK ACIMAZ... Amenna ve saddakna. Elhak doğrudur. Ancak bizim milletimiz parmağını, kolunu kimin kestiğini de düşünmez. Şer'i Şerife göre, ehil birileri tarafından karar verilmişse mesele yok. Varsın acımasın. Oysa bugün parmak kesenler Şeriatın kapısından bile geçmemiş kuzgun sürüleridir. Olsun, bizimki gene umursamaz. Öğretilmiş bir kere...
- GÖKTEN NE YAĞMIŞ DA YER KABUL ETMEMİŞ... Bakın bu da çok ilginç.
Eğer gökten kasıt Alemlerin Yaratıcısı olsa boynumuz kıldan incedir. Ancak Türk milletinin "gök"ten kastı, kendisinden mevki ve makam olarak bir parmak üstte olandır. Ondan geleni İlahi Rahmetle ya da gazapla hep karıştırmışızdır. Mesela sosyal statüsü ne olursa olsun, bir sivil vatandaşa göre, dokuzuncu sınıf devlet memuru "gök" kabul edile gelmiştir. İtiraz ne mümkün?
Bunları çoğaltabiliriz. Sayısız örnekler verebiliriz. Şu bir gerçek ki, Türk Milleti, Cumhuriyetten önce padişahın kulu, Cumhuriyetten sonra siyasi partilerin kulu ve kölesi olarak şartlandırılmıştır. İnsanımız bazen Allah (C.C.) ve Din ile, bazen Vatan-Millet ile, bazen Demokrasi, eşitlik kavramları ile kandırılıp kullanılmıştır. Öyle bir KÖLELİK SİSTEMİ ihdas edilmiştir ki kurtulmak neredeyse imkansızdır. Politikalarını beğenmeyenler, kendi inanç ve fikirlerine mugayir davranışlar görenler, yorulanlar, naçar kalanlar isteseler de bir kere girdikleri partiden kolay kolay çıkamazlar.
Falan partiden ayrılan irtidat etmiş, dinden çıkmış sayılır. Filan partiden ayrılan vatan haini olmuştur. Bir diğerinden ayrılan satılmıştır. Kapitalizmin, emperyalizmin uşaklığını seçmiştir. Sözün kısası Milletimize çaresizlik öğretilmiştir. Şu ana kadar ki bütün siyasilerimizin kendilerine bedava taban oluşturma basitliğinin sonucu bugün geldiğimiz noktadır. Sağ-sol, Alevi-Sünni, Türk-Kürt, laik-antilaik… gibi toplumu ayrıştıranlar da aynı ucuz hesap sahibi politikacılarımızdır. El birliği ile tepkisizleştirdiğiniz halktan boşuna medet umuyorsunuz. Kendiniz suçsuz gibi yalandan ciyaklıyorsunuz.
Memnun musunuz milleti düşürdüğünüz durumdan?...
Bakın elin oğlu önce fertleri pakete alıştırdı. Şimdi perakendecilikten toptancılığa terfi etti. Millete PAKET VERİYOR. Bütün kutsal değerlerimiz elimizden alınıyor. Seyrediyor, tiyatro oynuyorsunuz. Hepiniz aynısınız. YIKILIN KARŞIMDAN!... Adam gibi yapacak olanlar gelsin!....
HAYIRLI PAKETLER TÜRKİYE...
Yayınlanma :
01.10.2013 12:28
Güncelleme
: 01.10.2013 12:28
YAZARIN DİĞER YAZILARI