İlk yazıya Samsun Şube başkanlığını yürüttüğüm Türk Ocakları ile başlayarak Kapsam Haberin değerli okuyucularına merhaba demek istedim. Bu sene Türk Ocaklarının kuruluşunun 100 yıldönümü. 1911-1912 sürecinde Askeri Tıbbiyeli öğrencilerin girişimi ile ve Mehmed Emin (Yurdakul), Ahmed Ferit (Tek), Ağaoğlu Ahmet ve Askeri Tıbbiyelileri temsilen Fuat Sabit (Ağacık) beylerden oluşan bir heyet tarafından İstanbul’da kurulan Türk Ocakları 100 senedir Türk Milletine hizmet etme şerefine nail olmuştur.
Türk Ocağının kurulmasına sebep olan şartlar çok ağırdır. Kurucu unsuru oldukları devletleri Osmanlı’nın hazin çöküşünü izleyen vatanperver Türk münevverleri en son yaşanan Balkan faciasından sonra 500 yıllık Türk Yurdu Rumeli’nin elden çıkışı acısını da yaşamışlar, elde kalan son yurt Anadolu’nun Türk kalmasının derdine düşmüşlerdir. Girilen Cihan Harbinin sonunda ağır şartlar taşıyan Mondros ve Sevr dayatması ile Anadolu’yu Türk yurdu olmaktan çıkarma girişimi, Türk Ocaklıları Milli Mücadelenin en ön saflarına itmiş, gerek İstanbul’da Sultan Ahmet mitingleri ile gerekse Ankara’da Meclis’te ve Hükümette yer alarak ve en nihayetinde cephelerde görev alarak Mustafa Kemal Paşa’nın en güvendiği kadroları oluşturmuşlardır. Bu yüzdendir ki İngiltere ve müttefikleri İstanbul’u 16 Mart 1920 de işgal etmeden bir hafta önce Türk Ocağını basmış, evrakına el koymuş, Türk Ocağının önde gelen mensuplarını tutuklamıştır.
Büyük Zafer’den sonra Türk Ocaklarının hizmet alanı genişlemiş, bizzat Gazi Paşa’nın himayesi ve desteği ile Türkiye’nin dört bir tarafında yaklaşık 300 şubeye ulaşmış bir sivil kuruluş olarak hizmet vermiştir. Bazen dispanser açmış temel sağlık hizmetlerine vesile olmuş, bazen kütüphaneler oluşturarak Türk Halkının ilim-irfan düzeyinin artmasına katkı sağlamış, ama özellikle seminerler, konferanslar, kongreler ile Türk Milleti’nin ve Devleti’nin kültür zenginliğinin artmasına hizmet etmiştir.
Türk Ocaklarının ana varlık sebebi Türk Milleti’nin yüceltilmesidir. Türklüğün temel meselelerine çözüm üretmek ve bunun hizmete dönüşmesini sağlamaktır. Kendini Türk hisseden herkesi kucaklayan Türk Ocakları Türklüğün sadece Anadolu ile sınırlı olmadığı gerçeğinden hareketle bütün Türk illerinin dertleriyle dertlenir, Gaspıralı İsmail’in ifadesiyle Türkler arasında dilde, fikirde, işde birlik temel hedefi ile çalışmalarını sürdürmektedir. Tarihte Türk ismiyle kurulan ikinci devlet olan Türkiye Cumhuriyeti’nin temel politikalarının da bu hedefe paralel yürütülmesini arzu etmektedir.
Bugün Türk Ocaklarına ihtiyaç en az 100 yıl öncesi kadar büyüktür. Bu ihtiyacın olumsuz sebepleri olduğu gibi müspet sebepleri de vardır. İnşallah takip edecek yazılarımızda da temas edeceğimiz bu sebeplere bir kaçına temas edecek olursak olumsuzların başında terör belası ve bu belayı def etme arayışları içinde yanlış çözüm önerileri arasında Türk kimliğini ikinci plana itecek Anayasa arayışları, AB’ye tam üyelik müzakerelerinde Türkiye’ye dayatılan sözde Ermeni soykırımını kabul edin gibi kabul edilemez talepler, yeni Ortadoğu düzeni girişiminde Türkiye’nin ve Türkmen soydaşlarımızın geleceği gibi pek çok olumsuz gelişme karşısında Türk Ocaklarına Türk Milleti’ni doğru bilgilendirme hizmeti düşmektedir. Olumlu gelişmelere bakacak olursak Sovyet Rus imparatorluğunun çöküşüyle bağımsız olan Türk Dünyasının Türkiye ile ilişiklerinin geliştirilmesi, kültürel ve ticari faaliyetlerin artırılarak ortak savunma, ortak para birimi, ortak tarih ve alfabe gibi alanlarda Türkiye’nin önünde devasa bir hizmet alanı bulunmaktadır. Bu alana devleti yönetenlerin ve halkın yönlendirilmesi için Türk Ocaklarının heyecan duyarak çalışmak, kurulan Yeni Dünya Düzeninde Türkiye’nin öncülüğünde Türk Topluluklarının Birliğini gerçekleştirerek Dünya siyasetine yön veren bir Türkiye’yi inşa etmek gibi ulvi bir vazifeleri var. İnşaallah 100 sene önce bu Ocağı kuranların vasiyeti üzerine vazife görecek hizmetleri Türk Ocakları gerçekleştirecektir.
Bu vesile ile Ramazan Bayramınızı tebrik ediyor, zulüm ve insanlık suçlarına maruz kalarak yaşamaya çalışan Doğu Türkistan, Karabağ, Kerkük ve Halep’teki soydaşlarımız ve dindaşlarımıza huzur getirmesini ve bütün İslam dünyasına hayırlara vesile olmasını diliyorum.