30 Ekim 1918 Mondoros mütarekesi ile ülkeyi batılı emperyalist güçlere teslim eden Damat Ferit Paşa yönetimi, İngiliz Ajanı Sait Molla’nın fikirleri doğrultusunda Osmanlı şehzadeleri önderliğinde oluşturulacak Anadolu ve Rumeli Heyeti Nasihalarımaharetiyle mütareke şartlarının Devleti Aliye lehine olduğunu ve Türkler ile azınlıklar arasında birlik,bütünlük ve bir arada yaşama arzusu var olduğunu ispatlamak adına Nisan 1919 da çalışmalar yapar ve heyetlerin teşekkülünü gerçekleştirir. Özellikle Şehzade Abdurahman Efendi başkanlığında oluşturulan Anadolu Heyeti Nasiha başta Bursa, İzmir ve Manisa gibi şehirlerde toplantılar düzenleyip, padişahın bildirgesini halka okuyup destek istemekte ve ‘’halkın ve azınlıkların İttihat ve Terakki yönetimine karşı kin ve nefret dolu olduğunu ve hanedana bağımlılığını’’ Sadrazam Damat Ferit Paşa’ya bildirmekteydi. Heyeti Nasihaların bünyesinde Türklerin yanı sıra Rum ve Ermeni azınlıklardan üyelerde bulunmaktaydı. Heyetlerin yaptığı görüşmelere bakılırsa Osmanlı savaşı kaybetmemiş,azınlıklar ve diğer etnik unsurlar da dahil olmak üzere tüm halk devlete bağlı, birlik ve bütünlük içerisinde mutlu ve huzurlu bir şekilde yaşamaktaydı. Varsa yoksa İttihad ve Terakki’nin‘’Zulümdar’’ idaresinden şikayet etmekteydi. Sonuç ise ihanet içerisinde olan azınlıklar ve bunların desteği ile gerçekleşen işgaller.
-
O günün Heyeti Nasihasının fikir babası Sait Molla ne ise , bugün, Akil Adamlar oluşturulmasının yol göstericisi; İmralı’dan gönderdiği talimatlarla devletin gelecekteki siyasal yapılanmasına yön vermeye çalışan ve Türk Devleti’ni yönetenlerin aczi sayesinde her geçen gün daha da güçlenerek önemli bir siyasi aktör haline getirilen Abdullah Öcalan’ın ta kendisidir.
Hiçbir terör örgütü, başlangıçta ilke edindiği temel hedeflerine ulaşmadan silah bırakmaz. PKK’nın kurluştaki asıl amacı ‘’ Bağımsız Birleşik Sosyalist Kürdistan’’ ı oluşturmaktı, bugünde böyledir. Ana dilde eğitim, yerinden yönetim, eyalet sistemi, özerklik ve federal bir Türkiye Düşüncesi olsa olsa nihai emele ulaşmada basamak teşkil eder.Öcalan’ın bu düşünceleri dillendirmesi tamamen stratejik bir hamledir.Öcalan, örgütün, ülke dışına çıkmasını istiyor ama silah bırakmasınısöylemiyor.PKK ‘nın merkezi idaresi Kandil’dir.Türkiye içerisinde belirli sayıda militan barındırmaktadır.Yani yıpranan örgütün bir müddet derlenip toparlanıp daha da güçlenmesini sağlayacak bir nefes süresi sağlamaya çalışmaktadır. Örgütün kendisini lağvetmesini istememiştir.Bu süreçte, siyasal zeminde geçici hedeflere ulaşamadığı takdirde hiç kuşku yok ki‘’silahlı mücadele’’ emri yeniden verilecektir. Gerek PKK’nın siyasal söylemlerinde gerekse BDP yöneticilerinin çeşitli demeçlerinde daha düne kadar Türkler on birinci asır başlarında Anadolu ve Mezopotamya’ya gelen ‘’Orta Asyalı İşgalci güçler’’, Kürtler ise ‘’Bu coğrafyanın asıl sahipleri’’ olarak nitelendirilirken, Öcalan birdenbire bin yıllık İslami temele dayalı kardeşlikten bahsetmeye başlamıştır.Bu, tamamen ülke kamuoyuna yönelik psikolojik bir propaganda taktiğidir. Zira Öcalan; PKK’nın Marksist-Leninist bir örgüt olarak anılmasının uygulanacak stratejiye zarar vereceğini düşünmektedir. Burada bir taşla iki kuş vurmayıplanlamakta.%99 u Müslüman olan bir ülkede dini duygularıokşayarak; halkın yumuşak bir bakış açısına sahip olmasını ve PKK’nın Ateist olarak anılmasını asgari düzeye çekmek istemektedir.
Öcalan,siyasal mücadeleden neyi kastetmektedir.Bu ifadenin şifresi çözülürse her şey çok daha net bir şekilde ortaya çıkacaktır. Öcalan gibi, militarist örgütlenme geleneğinden gelen terörist liderlerin siyasal mücadele düşüncesi ile demokratik toplumlarda kabul gören ve halkın iradesine dayalı siyasal mücadele kavramıbirbirinden farklı kavramlardır.Demokrasi ile yönetilen ülkelerde siyasal mücadele, parlamento yada temsilciler meclisini oluşturmak için kurulan siyasal partiler ve kişilerin yasalarla belirlenen kriterlere göre siyasi zeminde yapmış oldukları çalışmalarla ifade edilir.Burada,asıl unsur halkın iradesi ve seçimlerdir.Oysa Öcalan’ın siyasi düşünce geleneğinde siyasal mücadele; O siyasi düşünce ve yapılanmanın topluma dayatma yoluyla kabul ettirilmesidir.Yani, silahlı terör tehdidi ile silahsız kitlelerden bir cephe oluşturularak , silahlı örgütün düşüncelerinin benimsetilmesidir.Bu cephenin içerisinde, örgüte ve onun siyasal hedeflerine bağlı kişiler olduğu gibi, örgüt veya onun siyasal uzantısı parti ile hiçbir bağı olmayan, hatta ideolojik ve inanç olarak tamamen farklı görüş ve inanca sahip insanlar bile olabilir.Cepheden kasıt elbette ki geniş halk yığınlarıdır ama cepheye yön verecek, onları örgütün ulaşmak istediği siyasal sonuçların kabulü doğrultusunda halkın psikolojik olarak hazırlanmasını sağlayacak motor görevini üstlenen, silahlı örgütten bağımsız komiteler oluşturulmalıdır.Bu komitelerin yapacağı çalışmalar sonucu, örgütün düşünceleri, sanki örgüt tarafından ileri sürülen tezler değil, bu komitelerin fikirleriymiş gibi halka anlatılacaktır.İşte terörist başının ‘’Akil Adamlar’’fikrini gündeme getirmesinin altında yatan esas neden budur.
Öcalan; PKK’nın silahlı mücadele ile bir sonuç elde edemeyeceğini çok iyi bilmektedir. PKK dünya kamuoyunda terörist bir örgüt olarak bilinmektedir.Bu yüzden, silahlı mücadelenin, siyasal mücadele ile ikame edilmesi sonucu amaçlanan hedeflere daha kolay ulaşacağınıdüşünmektedir.Zira siyasi ortam, Dış güçlerin uzun vadeli planları ve ülkeyi idare edenlerin basiretsiz yönetim tarzısonucu Öcalan’daki bu stratejik fikri değişikliğe müsait hale gelmiştir.Terörist başı da bu fırsatı kaçırmak istememektedir.’’Yasemin Devrimi’’ adı altında başlatılan BOP projesinin yeni hedefi Türkiye’dir.Öcalan’daki bu derin fikri değişiklik ile Mağrip-Maşrib ekseninde vuku bulan değişimlerin parelellik göstermesi bu yüzdendir.Biz, Türk milletinin sağduyusuna güveniyor ve kendisine akıl vermeyi planlayan yeni Heyeti Nasihaların oyununa gelmeyeceğine inanıyoruz.