Düşünüyorum..
Düşünüyorumm...
Seçmeye çalışıyorum kelimeleri, ama beceremiyorum. Aslında seçeceğim kelimelerin arasında yanlış ve bir tek kusuru olan bile yok..hepsi pırıl pırıl.. Hepsi samimi ve saf..
Yanlız cok biriktiler.. Yan yana, üst üste, dip dibe.. Çok karışık.
Hepsini kullanmak istiyorum..
Hepsini duymalı insanlar. Hepsini anlamalı.
Yanlız ben seçemiyorum kelimeleri.. Tam cümle kuracakken şaşırıyor akıl cımbızım..
Adeta üst üste yığılmış gibi, ağzımın içinde izdiham yaratmaktalar.. AAh bu kelimeler yokmu. İnsanı dinden dahi çıkartan harf öbekleri.
Aslında izdihamın sloganı hep aynı..
"beni seç, beni seç" diye haykırmalar var.
Senin için sectiğim kelimelerin devrik bir cümle yapısından çıkıp, saçma bir hal alacağından mı korkuyorum.. Yoksa kurduğum cümleleri aklının almayacağından mı?, Anlayamayacağından mı?.. Bilemiyorum..
Bildiğim tek şey;
İzdiham Var..!
Provakatör kelimelerin isyanı, ve örgütleşmesi izdihamın sloganını değiştiriyor bir zaman sonra.. Ve yeni sloganları, "Susma, sustukça ezileceksin"
"Susma..Sustukça üzüleceksin.!"
Şeklinde yükselen edalarla beynimin duvarlarını zonklatıyor.
Üniversite yıllarında ders olarak gördüğümüz, Karar verme teknikleri dersini hatırlıyorum..
Zoraki verilen kararların sonucunu gözlemleyemezsiniz.. Ancak karar verdikten sonra çıkan kar/zarları izlemleyebilirsiniz.
Şimdi isyankar ve provakatör kelime grublarının sendikasına uymak zorundayım..
Belkide yöntemi değiştiğimde daha tesirli olur diyerek te kendini avutuyorum.
Ruhaletim artık yanlış yada doğruda olsa adımlarını atmaya başlıyor. Ve ilk cümlelerimi şarjöre koyuyorum.. Tektiğe basıp ağzımı açma sürem milisaniyeler ile ölçülecek derecede belki.
Artık geri dönüşü olmayan bir yola girecegim biliyorum..
Çünkü bir yaydan çıkan ok, bir de ağızdan çıkan sözün geri dönüşü olmayacağını herkez gibi bende bilincindeyim..
Mütemadiyen (ara vermeden) damağıma gidip gelen lal dilim, tabiri caizse dile geliyor.
"Seni yanımda iken dahi özlüyorum.. Bana verdiğin huzuruna mukkabil.."
İşte kelimelerin izdihamından çıkardığım bir kaç söz öbeği..
Ummak.. Umut.. Ve umudun verdiği mutluluk, heyecan, bir o kadar da tedirginlik.
Bir kaç gün önce, yatağıma uzandığımda ufacık bir düşünce kasırgası içine girmiştim.. Ve sonunda karar kılıp, sonuca bağladığım birşey oldu.. Belkide herkez tarafından bilinen bir mantalite..
"Ulaşılabilecek hayâllerimi düşünürüm..Onları gerçekleştirmek için çalışıyorum.Eğer ulaşamayıp kaybedersem, kısa süreli de üzülürüm.Yanlız kendimi toparlamam uzun zaman almaz..
Ama ulaşılamayacak yada ulaşılabilitesi zor bir hayâlim varsa onları da düşünür, onlarında hayâlini kurarım.. Fakat kurduğum ve ulaşabileceğim hayâller, ulaşılması zor hayâllere köprü olması gerektiğini anladım.."
Yapı itibari ile aslında çok iyi bildiğimiz bu felsefeleri, hayatın içinde uygulama sıkıntımız var sanırım..
Sevgi ile..