Büyük hedeflere ulaşmak, önce büyük düşünmek ve bu yolda sağlam bir inanca sahip olmakla mümkündür. Hedeflere ulaşmada en önemli adım inançtır; ancak bu inanç, zamanla bazı şartların etkisiyle zayıflayabilir ya da tamamen kaybolabilir. Bazen, dün canla başla savunduğumuz değerlere bile ihanet etme durumuna düşebiliriz. Tıpkı bir gövde içinde bulunan birkaç bilyenin bozulup, diğer bilyeleri de etkilemesi gibi; müdahale edilmezse, bu süreç giderek daha büyük hasarlara yol açabilir.
İnanç birliği içinde, aynı hedefe odaklanmış bireylerin bir arada olması, o hedefe ulaşmayı kolaylaştırır. Birlikte hareket etmek gücü artırır; yanlışlara karşı direnç gösterilmesini sağlar. İnsan, suya batmayacağına inanarak yürür ve başarır; mucize olan yürümek değil, buna duyulan inançtır. İhlas ve samimiyetle bir arada hareket edilirse, büyük hedeflere ulaşmak da mümkün hale gelir.
Peygamber Efendimizin bir hadisi şöyle buyurur: “Size birlik halinde bulunmanızı tavsiye eder; ayrılıp dağılmaktan şiddetle kaçınmanızı isterim. Zira şeytan, yalnız başına yaşayan insana yakın olup, beraber bulunan iki kişiden uzaktır.” Bu söz, birlik ve beraberliğin önemini vurgular. Beraber hareket edeceğimiz insanların aynı düşünce yapısında olması ise bu birliği sağlamlaştırır. Beraberliğin melodisi aynı dilden söylenmelidir; nota sahipleri, orkestraya yüklediği sorumluluğun farkında olarak hareket etmelidir.
Birlik ve beraberliğin gücü, fiziksel güçlerin üzerinde bir etki yaratır. Aynı hedefe yürüyen, aynı idealleri paylaşan insanların bir arada duruşu, büyük bir kuvvet oluşturur. Ancak birlikte hareket etme alışkanlığı kaybedildiğinde, sonradan yeniden toparlanma çabaları yetersiz kalabilir. Bu, tıpkı “Sarı Öküz” hikâyesindeki gibi, parçalar bir kez kopmaya başladığında tekrar bir araya gelmenin imkânsız hale gelmesidir.
Ülkücü Hareket’in varlık nedeni, şahsi menfaatler üzerine kurulu değildir ve böyle de devam etmemelidir. Büyük hedefleri olan hareketler, çağın bilim ve teknolojik gelişmelerinden faydalanarak kendini yenilemeli ve korumalıdır. İhya için gereken bilim ve akıl, imha içinse cehalet yeterlidir.
Sarı Öküz Hikayesi
Bir otlakta yaşayan bir öküz sürüsü, çevredeki aslanların iştahını kabartıyordu. Ancak, sürü bir araya gelip savunma yaptığında aslanlar bir şey yapamıyordu. Bu yüzden aslanlar, topal aslan önderliğinde barış bahanesiyle öküzlerin lideri Boz Öküz’e yanaştı. Düşmanca olmayan bir tavırla, asıl sorunun Sarı Öküz olduğunu, onun renk farklılığının gözlerini kamaştırdığını ve saldırganlaştıklarını söylediler. Sarı Öküz’ü verirlerse, diğer öküzlere saldırmayacaklarını taahhüt ettiler.
Boz Öküz ve sürüsü kabul etti; yalnızca Benekli Öküz bu karara karşı çıktı ama kimse dinlemedi. Sarı Öküz’ü verdikten sonra bir süre huzur sağlandı. Ancak aslanlar bu kez Uzun Kuyruk’u istedi. Benzer bahanelerle birer birer sürüden bazı öküzleri almaya devam ettiler. Sonunda yalnız kalan Boz Öküz, her bir kaybın sürüyü daha da zayıflattığını anladı. Sarı Öküz’ü teslim ettikleri gün, tüm savaşı kaybettiklerini fark etti.
Bu hikâye, birlikten ayrılmanın sonuçlarını çok iyi özetler. Ülkücü Hareket de, aynı yolda aynı inançla yürüyen bireylerden oluşmalıdır. Şahsi menfaatlerin, hareketin ideallerinin önüne geçmesi, hareketin özünden uzaklaşmasına yol açabilir. Hareket, çağın şartlarına uygun tedbirler almalı, büyük hedeflere doğru azimle yürüyebilmelidir. Bilinmelidir ki, bir davayı yaşatmak için ilim lazımdır; yok etmek içinse cehalet yeterlidir.