İnsanın, neredeyse; “Ah, şu 65 yaş üstüler olmasa” diyeceği geliyor!..
Sanki, bütün sıkıntıların müsebbibi onlar!..
Gözlerinin içine baka baka, onlarla âdeta dalga geçiliyor!..
Peki...Onlardan, daha ne bekliyorsunuz? Size gelince...
İşinize gelen her mekân, size, serbest!..
Düğün salonları, parti toplantı mekânları, otel lobileri, p(ı)lajlar, t(ı)ramvaylar, belediye otobüsleri, dolmuşlar, hattâ sokaklar tıklım tıklım dolu!..
Onlara-65 Yaş Üstülere, t(ı)ramvaya binmek yasak, belediye otobüsüne binmek yasak, tıklım tıklım dolu olan dolmuşlara binmek hem tehlike saçıyor hem de para ister...yaya gitmek için ise, takat gerekir!..
Bırakınız 90’lık, 85’lik, 80’lik, 75’lik birini, 70’lik veya 65’lık biri bile, görmesi gereken bir işini bu takatsizlikle nasıl hâlledecektir? Bu kişiler için, yürüme mesâfesi ne kadardır, söyleyiniz!
Bu işin salâhiyetlisi ve mes’ulü kim ise, çıkıp ‘dosdoğru’yu îzah etmelidir. Maalesef, inandırıcı olunamıyor!..
Tam sekiz buçuk ay önce, “Koronavirüste 65 Yaş Üstü Mes’elesi” başlığıyla yazdığım yazımda bu hususu dile getirdim.
Ondan da önce; 25 Nisan 2020’de, ‘Koronavirüs P(i)sikolojisi’ni dile getiren bir başka yazı kaleme aldım. Şimdi, ikisinden bir hulâsa sunacağım.
Bâzı şeyleri ‘sezmek’ için, çok da tıpçı, siyâsetçi, hukukçu, iktisatçı, maârifçi olmaya lüzum yoktur!..
Netîce olarak, neredeyse bir sene olacak, haksız çıkmadığım âşikârdır.
Allah aşkına, ‘Bilim Kurulu’nda bir kimse, hiç mi bu hususa dikkat çekmiyor, hiç mi, bu yaştaki insanların p(i)sikolojilerinin bozulması, onların dîğer hastalıklarına da tesir eder, belki de koronavirüs kadar onlara zarar verir/verebilir, demiyor/diyemiyor?
Bakınız; ‘Koronavirüs P(i)sikolojisi” ve ‘Koronavirüste 65 Yaş Üstü Mes’elesi’ başlıklı yazılarımda neler demişim. Kısa birkaç hususu nakledeyim:
“Bizde, ‘istişâre kültürü’ diye bir şeyin mevcut olduğunu düşünmüyorum. Takriben, 75 (yetmişbeş) gündür evdeyim...Mizacım, yetişme tarzım ve tecrübelerim, bana, kanunlara riâyeti mecbûr kılmıştır.
“Bizde, ‘istişâre kültürü’ yok, dedim, çünkü, bu “Koronavirüs belâsı” dünyayı ve ülkemizi sardı saralı, birkaç teklif yazısı yayınladım. Bunlar; başlıklarından da anlaşılacağı üzre, hep “istişâre”ye mâtuf, nâzikâne tekliflerdi.
Kapsamhaber'de kaleme aldığımız ilgili konuları Sırayla yazıyorum;
Paranın Gücü ve Canın Değeri 27 Mart 2020
Koronavirüs Sözlüğü 05 Nisan 2020
Koronavirüsün Öğrettikleri 10 Nisan 2020
Koronavirüs P(i)sikolojisi 25 Nisan 2020
Koronavirüste Aklımın Almadıkları 10 Mayıs 2020
Koronavirüslü Ramazan 13 Mayıs 2020)
Bunların herbirinde, bu salgın döneminin sağlıklı bir şekilde atlatılabilmesi için samimî tekliflerde bulunmaya çalıştım.
Meselâ; bilhassa, 25 Nisan tarihli “KONORAVİRÜS P(İ)SİKOLOJİSİ” başlıklı makalemde şu hususlara dikkat çektim:
“ Bütün dünya gibi, biz de, Türkiye olarak, birkaç aydır, bir musibetle karşıkarşıyayız.
Bu müsibeti yenmek ve ondan kurtulmak için, sağlık teşkilâtımızın değerli mensuplarının büyük gayretlerine şâhit olmakta ve onlarla iftihar etmekteyiz. Kendilerine müteşekkiriz.
(...) Şu 65 yaş üstü ile, 20 yaş altına hiç mi bir çâre yoktur...
Meselâ; ben, 78 yaşında biri olarak, sabahtan akşama ve akşamdan sabaha kadar kitap okuyup, bilgisayar başında yazı mı yazmalıyım? Buna, hangi insan bünyesi ve zihni tahammül edebilir?!..
(...) Valilerin ve kaymakamların idâresinde, her şehir veya ilçe, kendi coğrafî yapısı ve nüfus şartlarına göre, usûlünce ve kanunlara uygun olarak, bu yaş g(u)ruplarındaki insanlara bir nefes aldırmak imkânı niçin araştırılmaz?
Yapılan uygulamaların gevşetilmesi gibi bir düşünceye de asla sâhip değilim. Aksine, bir uygulama yapılıyorsa, kesintili değil, daha da disiplinli ve devamlı olmalıdır.
(...) Bilhassa gençlerde ve çocuklarda vuku bulabilecek ‘bu p(i)sikolojik tahribatın’ nasıl telâfi edilebileceğini söyleyebilir misiniz? (www.kapsamhaber.com-25 NİSAN 2020-20.44)
Bugün geldiğimiz noktada neredeyiz?
Söyleyeyim: İlâve olarak, yaşlılardaki “p(i)sikolojik tahribat’tayız!..
Şahsen, - doktor raporuyla, 1998’den beri- her gün, en az 45 dakika olmak üzere yürümek zorunda olan, çift taraflı karotis ameliyatı geçiren, bacağında stent bulunan, yaygın damar rahatsızlığı bulunan ve sabah akşam tansiyon ilâcı kullanan biri olarak, bana, iki haftada veya hafta bir verilen dışarı çıkma “serbetisî”, eklemlerimin kireçlenmeye de başlamasıyla, onbeş dakikalık yürüyüşten sonra, yarım saat dinlenmemi gerektirmektedir.” (Wwwkapsamhaber.com-30 MAYIS 2020-12.43)
Peki; şu anda/ Şubat 2021 îtibâriyle hangi merhaledeyiz, bunu bilen bir salâhiyetli var mıdır?
Çok açık söylüyorum: Kesinlikle ve kat’iyen yoktur!..Öyle görünüyor ki, kimsenin de umurunda değildir!..
Bu yaştaki bir insan, bu kadar s(i)trese nasıl dayanır?
Bu gençler, bu çocuklar, buna, nasıl ve ne kadar göğüs gerebilir?
Hele de; güzel, hayırlı ve ümitli bir haber için televizyonları açınca duyulan müstehcene varan hakaretli çirkin sözlerle, bağırıp çağırmalarla, gergin çehrelerle ve itici el-kol hareketleriyle, tedâvi mümkün müdür?!..
Her şeyden önce, nezâket gerekir!..Her şeyden önce, yaşlı veya genç, karşımızdaki kişilere hürmet gerekir!..Hiç değilse televizyon ekranında!..
İnsanları bu kadar bunaltmayın!..Ayıptır!.. Yazıktır!..Günâhtır!..
Gidişât şudur ki; herhâlde, koronavirüse değil de, bir başka hastalığa mağlûp olacağız!.. İşâretler böyle gösteriyor!..