Lübnan’da 14 ağustos 2013 tarihinde kaçırılan pilotlarımız sağ salim geldiler. İkisinin adı da MURAT. Birinin soyadı AĞCA, diğerininki AKPINAR. Allah analarına, babalarına, eş ve çocuklarına, Vatana ve Millete bağışlasın. Büyük geçmiş olsun.
“Geçmiş olsun” dedim ama pilotlarımızın anlattıklarına göre bir sıkıntı yaşanmamış. Hatta geldiklerine biraz da üzülmüşler gibi sanki. O yüzden benim geçmiş olsunum pek yakışık almadı. Kaçırılmanın da hayırlısı var, hayırsızı var. Allah hayırsızından korusun. Böylelikle bir oyunu daha başarıyla tamamladık, perdeyi kapattık. Şimdi merakla yeni sahneleri, yeni oyunları bekliyoruz.
Pilotları kaçıranları “İMAM RIZA’NIN ZİYARETÇİLERİ” diye duyurmuştu Lübnan televizyonu. Bu arkadaşları pek tanımıyorduk. Öyle ünlü, şanlı aktörler olmadıkları belli. Zaten 300 metre öteye götürüp misafir etmişler. Siz bakmayın aylarca izlerini bulamadığımıza. Halı serdikleri için belki iz çıkmamış olabilir. Eksik olmasınlar, Başbakanımızın ve Dışişleri Bakanımızın akıl almaz gayret ve becerileri sayesinde rehinelerimiz kurtuldu. Birkaç ay önce Başbakanımız Lübnan’da miting yapmıştı ya, epeyce tanıyanı ve hayranı oluşmuş. Onların yardım ettiklerini duyduk.
İmam Rıza’yı severiz. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) Ehl-i Beytinden, Hz. Ali (r.a.) Efendimizin, dolayısıyla, Hz. Hüseyin Efendimizin torunlarındandır. 12 İmam’dan biridir. O’nun ziyaretçileri pilotlarımızdan ne ister? Bir hayli kafa yorduk. Sonunda dediler ki: “Suriye’de yönetime karşı savaşan ÖZGÜR SURİYE ORDUSU’ nun elinde rehinelerimiz var. Onlarla takas edelim”… Bakar mısınız? Nerden nereye… Hani bir atasözümüz vardır, “eşeğine gücü yetmeyen palanını döver diye”.. Ziyaretçi kardeşlerimizin gücü ÖSO ve ardındakilere yetmeyince, pilotlarımızı gözlerine kestirmişler.
Tabii, Ziyaretçiler ve cümle alem biliyor ki, Suriye’de savaşan muhaliflerin arkasında Siyonist destekli Haçlılar, onların önünde de bizimkiler var. Adamlar haklı olarak “sizinkilere söyleyin, Lübnanlı esirleri bıraksın. Biz de pilotları bırakalım” diyorlar. “Akılsız başın cezasını sefil taban çeker” misali, koşturmaca başlıyor. Emperyalist Batının cadı kazanına çevirdiği Ortadoğu coğrafyasında ünlü-ünsüz yüzlerce terör örgütü var. Kimin eli kimin cebinde belli değil. Koskoca Türkiye Cumhuriyeti işte bu örgütlerin onlarcasıyla yatağa sokuldu. Daha önceki yazılarımda demiştim:” DEVLET TAVİZ VERMEYE BAŞLADI MI ARKASI GELMEZ” diye. İçeride PKK, KCK, dışarıda El Kaide, Hizbullah, El Nusra… bilmem ne. Yani el’li, K’lı bir sürü ip kaçkını ile pazarlıklar neticesinde Muratlarımızı aldık.
O masum insanlarımızı incitmek istemem, haşa. Elbette bizim için çok önemli ve kıymetliler. Benim itirazım onlar üzerinden, Türk Milleti üzerinden, Devlet haysiyetimiz, şerefimiz, akıl, mantık ve inancımız üzerinden oynanan oyunlaradır. “Allah fakiri sevindireceği zaman, eşeğini kaybettirip geri buldururmuş.” Bizi yönettiğini, aldattığını, yutturduğunu sananlar bilmeli ki, ne inandık ne de yuttuk. Onlar “söke söke aldık” havasında caka satarak kendilerini avutuyorlar sadece. Oysa olanların pespaye bir tiyatrodan ibaret olduğunu herkes biliyor.
Sonuç olarak akıllarda kalacak olanlar ise:
Pilotlarımızın yakınları uzun süre acı çekmiştir.
Milletimiz üzülmüştür.
Devletin kurumları ne idüğü belirsiz çetelerle muhatap edilmiştir.
Tuttuğunu koparan başarılı politikacılarımız(!) Milletimizin gözünü boyayarak murat almış olabilirler. Pilot yakınları murat almış olabilirler.
BEN MURAT ALAMADIM. Kandırılmayı, aklımla alay edilmesini sevmiyorum. Vaktin sahibi her şeyi bilen ve görendir. Elbet yalancının mumunu bir daha yanmamak üzere söndürecektir.