Sürekli eleştiri yapmanın insanı sıkıcı yaptığının bilincindeyim. Ancak, artık can sıkıcı olan bir konuyu eleştirmeden geçemeyeceğim. Son dönemde T.B.M.M. hararetli bir çalışma içinde. Birçok temel kanundeğiştirildi. Anayasa, Ceza Kanunu, Ceza Usul Muhakemeleri Kanunu, Ticaret Kanunu, Borçlar Kanunu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, İcra İflas Kanunu gibi bazı temel kanunlar başta olmak üzere birçok kanunda kısmen ya da tamamen değişikliğe gidildi. Bu kanunlarda yapılan değişiklikler içerik itibarı ile de çokça eleştirilecek unsurlar taşımakla birlikte benim asıl değinmek istediğim konu bu kanunların Meclis tarafından çıkarılıp Cumhurbaşkanı tarafından onaylandıktan ve Resmi Gazetede yayınlandıktan sonra tekrar tekrar yapılan değişikliklere tabi tutulmasıdır. Bu değişiklik trafiği bırakın sıradan vatandaşı hukukçuları bile çileden çıkarmaktadır. Kendimden örnek vermem gerekirse bir kanunda değişiklik yapıldığında, söz konusu kanunu şerh eden yayınları alıp kütüphaneme koyuyor ve elimden geldiğince okuyup öğrenmeye çalışıyorum.
Tam konuya hakim oldum derken, Hükümet, T.B.M.M.'ye bir torba kanun tasarısı gönderiyor, her şey sil baştan oluyor. Ben bu tasarılara çorba kanun tasarısı diyorum. 01.07.2012 itibarı ile yürürlüğe giren yeni Ticaret Kanunu daha yürürlüğe girmeden bu akıbete uğradı mesela. Yılların birikimi sonucu oluşan Yargıtay İçtihatları dahi güvenilir hukuk kaynağı olmaktan çıkıyor bu sebeple. Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemeleri Kanunu değiştiğinde bir çok tecrübeli ceza hakiminin emekliliğini istediğini ve '' Bu yaştan sonra ders çalışamam' dediğini söylersem sıkıntıyı daha iyi anlatmış olurum sanırım.
Bir ülkede yaşayan insanlar açısından hukuki istikrar ve güvenilirlik hayati önem taşımaktadır.
Yani insanlar yapacakları hukuki işlem ve fiillerin karşılığında tam olarak ne ile karşılaşacaklarını üç aşağı beş yukarı kestirmek ihtiyacı duyarlar. Ancak bu baş döndürücü değişiklik trafiği insanları tedirginliğe sevk etmektedir. Hukuk dengeler üzerine kuruludur.
Davalı-Davacı, Mağdur-Sanık arasındaki adalet dengesi yargılama esnasında yapılan kanun değişiklikleri ile sürekli bozulursa toplumsal barışın bozulmasına varacak sosyal dejenerasyonların oluşması kaçınılmazdır. Örneğin çek yasasında yapılan değişiklikle ödenmeyen çekler için hapis cezasının kaldırılması, bu suçtan yargılananları sevindirirken, bu kanuna güvenerek çek karşılığı mal ve hizmet satanları mağdur etmiştir. İcra İflas Yasasında bu günlerde yapılan değişiklikler ile ev hacizlerine getirilen sınırlamalar borçlu olanları rahatlatmış olsa da alacaklıları mağdur edecektir. Tüm bu yaşananlardan benim anladığım şudur; Hükümet her kanun için olmasa da birçok kanun değişikliğinde günübirlik ve kısa vadeli hesaplarla hareket etmekte, yeterli inceleme yapmadan, konusuna vakıf uzmanlardan yeterli görüş almadan apar topar kanunları değiştirmektedir. Dahası oy hesabı ile kamuoyuna ve bir kısım çevrelere şirin görünme amacı ile hareket etmektedir. Yapılan değişiklikler ülkemizin hukuksal birikimi ve tecrübeleri göz ardı edilmeden, hukukun birinci derecede uygulayıcısı olan Avukat, Hakim, Savcı, İcra Müdürlerine de usulünce sorularak yapılırsa daha sağlıklı olur kanaatindeyim.
Selamlarımla…