DERSANELER VE BAŞBAKAN
Yayınlanma :
27.11.2013 21:53
Güncelleme
: 27.11.2013 21:53
Önce öğrenci evleri ile bir kıvılcım çakıldı. Ardından dershaneler
ülkemizin gündemine oturdu. Bizim medyanın çok mahir olduğu bir husus
vardır. Büyük çoğunluğu anlamadan, dinlemeden manşeti patlatır. “Falanla
filan arasında kavga…”
Benim bildiğim kavga karşılıklı olur. Oysa bu hadiselerde durup dururken
tek taraflı bir saldırı söz konusu. Önce adını doğru koymak gerekir. Ki,
çağırırken doğru çağıralım. Anlatırken doğru anlatalım.
Ben bir olayı duyar duymaz üstüne atlamam. O konuda fikir beyan etmem.
Makul bir süre izledikten sonra tespit ve kanaatimi ortaya koymaya
çalışırım. Belki o zaman zarfında konu gündemden çıkmış, bayatlamış
olabilir. Olsun. Hiç önemi yok. Önemli olan doğruya yaklaşmaktır. Peki,
doğrusu nedir?
Doğrusu şu:
Türk kamuoyunun “Nurcu” diye bildiği, rahmetli Said-i Nursi’nin izinden
giden, onun tefsir ve yoruma dayalı eserlerini, risalelerini okuyarak,
okutarak, anlatarak karınca kararınca İslam’a hizmet ettiğini düşünen,
bu hizmetle mutlu olan bir kesim mevcuttur. Özellikle seksenli yıllarda,
bu gurup içerisinde sivrilen Fetullah Gülen Hoca, hareketi çok önemli
bir konuma taşımıştır. Ülkemizde özel öğretim kurumlarının serbest
bırakılması ile birlikte, cemaatinin faaliyetlerini yasal bir zemine de
oturtarak, dershaneler, kolejler ve üniversiteler kurmak suretiyle
gençlerimizin kaliteli bir eğitim almaları konusunda çok önemli katkılar
sağlamıştır. Bu okulları adını bile bilmediğimiz ülkelerde
yaygınlaştırarak, insanlığın aydınlanmasına vesile olmuştur. Oralarda
Türk bayrağını dalgalandırmış, ülkemizin tanıtımı ve ihracatının
arttırılması yönünde, hükümetlerimizin eksik bıraktığı hizmetleri
tamamlamıştır. Bugün GÜLEN CEMAATİ diye tabir ve tarif edilir
olmuşlardır.
Bu cemaate mensup insanlar belli bir edep ve adap içerisinde hareket
ederler. Farklıdırlar. Sertlikten ve kavgadan hoşlanmazlar. Bölücülük,
yıkıcılık, anarşi ve terör gibi melanetlerden hep uzak durmuşlardır.
Aksine, bugün Türkiye’den koparılmaya çalışılan Güneydoğumuzda çimento
etkisi ve görevi yapmaktadır.
İşte asıl yok edilmek istenen bu “çimento”dur. Bölünmenin önündeki
engellerin kaldırılmasıdır.
Çünkü milleti millet yapan değerler vardır. Din, dil, kültür, vatan,
bayrak… gibi. Atatürk ve Cumhuriyet değerleri CHP, milli değerler MHP
tarafından dejenere edilmiş, etkisizleştirilmiştir. Din ise, AKP
tarafından dejenere edilmektedir. Mukaddes dinimizin yasakladığı yalan,
riya, hırsızlık ve yolsuzlukların ayyuka çıkması; içki, fuhuş,
uyuşturucu madde kullanımının bu dönemde zirve yapması, İslamı tam
bilmeyen insanlarımızın din algısını değiştirmesine, haram-helal
konusunda şüpheye düşmesine sebep olmaktadır. İcraatlar bu durumun AKP
nin yetersizliğinden değil, kastından kaynaklandığını işaret etmektedir.
Zira, zinayı suç olmaktan çıkaran bir zihniyetin, 18 yaşını doldurmuş
reşit gençler için “kızlı erkekli o evlerde ne yapıyorlar” deme hakkı
yoktur. Tabii olarak o hak kaybedilmiştir. Aynı şekilde eli kanlı ve
silahlı bir şekilde aramızda dolaşan terör örgütü üyelerine dokunmayan
bir zihniyetin, tamamen yasal ve faydalı eğitim kurumlarını ortadan
kaldırmaya çalışmasının akıl, mantık, iyi niyet ve önceliklerimizle
alakası yoktur, olamaz.
Öğrenci evleri ve dersanelerin saldırıya uğraması asla ve kat’a ticari
rant kavgasıyla, danışıklı dövüşle izah edilemez. Bu olay,Türk askerini
sindiren, yargıyı kafasına göre dizayn eden, kanunları hiçe sayan,
TBMM’ni güdümüne alan, Cumhurbaşkanlığı makamını iğdiş eden, muhalefeti
ve medyayı susturan, STK’ları tek tip hale getiren RTE’nin son kaleye
saldırmasıdır. O kaleyi fethedemeyecektir.
Fethedemeyecektir, çünkü RTE ve partisinin bu günlere gelmesi kendi
başarısı ve gücü ile olmamıştır. Ben sadece 2010 da yapılan Anayasa
değişikliği referandumunda Hoca Efendi ve cemaatinin RTE’yi aslanın
ağzından nasıl aldığına bire bir şahit oldum. Bu konuyu başka bir
yazımda işlemeyi düşünüyorum inşallah. Ben İlahi adalete hücrelerime
kadar iman etmiş bir insanım. Bazen haksızlar galip gelmiş gibi
görünseler bile, İlahi adalet yerini bulacaktır. RTE siyasi sonunu
hazırlamaktadır.
YAZARIN DİĞER YAZILARI