Gecenin geç saatlerinde yazıyorum bu yazıyı. Beynimi kemirip duran kaygılardan biraz sıyrılmak için gözlerimi karanlıkta karaya vuran dalgalara çevirdim evimin penceresinden. Ama nafile, kaygılarım beynimi kemirmeye devam ediyor tüm şiddetiyle. Aziz Milletimin evlatları neredeyse aklım erdiğinden beri Ülkemin dağlarında, şehirlerinde hain pusularda şahadet şerbetini içiyor. Arkalarında yitirilmiş nice umutla ve acıyla bıraktıkları analar, babalar, eşler, çocuklar ,arkadaşlar ,sevgililer hala ‘’Vatan Sağolsun’’ deme büyüklüğünü gösteriyorlar. Bir yandan da nefretin iki ucunu körüklüyor cehennem zebanileri olanca şiddeti ve acımasızlığı ile Milletin aklı, vicdanı, sağduyusu hülasa olgunluğunu yok etmek için çılgıncasına çabalıyorlar.
Bazen oturduğum bir kafede hemen yan masamda ,bazen internet sayfalarında,bazen de sohbet ettiğim insanların sözlerinde hep aynı kelimeler ‘’Yeter artık, ne olacaksa olsun, inceldiği yerden kopsun’’. Hele son günlerde ,çağlayana yaklaştıkça hızlanan nehir misali temposu artmaya başladı bu söylemlerin. Neden bu hale geldik ? Sıradan insanlar bile artık bu mevzu açılınca beklenmedik radikal söylemleri açıklıkla dile getirir hale geldiler. Düşünüyorum ; bu işin sonu nereye varacak. 2011 yılını yaşadığımız şu günlerden 100 yıl geri gidiyorum. Balkanlar, Trablus, Arap Yarımadası ve diğer kaybettiğimiz topraklar ve nihayetinde Anavatanımız Anadolumuz’da yaşadığımız kan ve göz yaşı dolu günler geliyor aklıma. Acaba tarih tekerrürden mi ibaret ? ‘’Bu kadar basit olmamalı. Bu Milletin evlatları, etnik kökeni, anadili, lehçesi, mezhebi ne olursa olsun bu tuzağa tekrar düşmemeli’’ diye haykırıyor beynimin bir köşesi ama diğer bir köşesi ‘’geç kalındı ,kendini Kürt olarak kabul eden bir kısım kuduz köpek hastalığını hızla yayıyor yurdun her köşesine ‘’ diye ah vah ediyor.
Yurdumun her bölgesinde düne kadar kardeşçe yaşayan ve birbirinin etnik kökenini bilmeyen yada bunu sadece espri malzemesi olarak kullanan insanlarımın artık birbirine şüphe ve öfkeyle baktığını görmek beni kahrediyor. ‘’Ezilmeli yılanın başı ,öyle ezilmeli ki ibret olmalı sütü bozukların hepsine’’ diye haykırmak geliyor içimden, Karadenizin kara sularına doğru. Ama devlet gerek, hem de öyle bir devlet ki ; şefkati de ,öfkesi de sınırsız bir devlet, vatandaşının adaletinden emin olduğu bir devlet, kimsenin bir karış toprağına yan gözle bakmaya cesaret edemediği bir devlet. Ancak böyle bir devlet vatandaşın vicdanının, aklının,sağduyusunun körelmesine mani olabilir. Vatandaş bilmeli ki ; benim devletim gereğini yapar,ben sadece vatandaşlık görevlerimi layıkıyla yapsam yeter. Ancak özellikle son dönemde bu devleti mumla arıyoruz. İmralı’da otel hizmeti veren, Yüce Meclisinde egemenliğine dil uzattıran, teröristlerin inlerinden daha fazla rahat ettiği cezaevleri ve ceza sistemi inşa eden devlet değil , Barzani denen zibidiyi ,paçavralarının altında kucaklayan devlet değil, Ozan Arif’in deyimiyle Apo gibi piçlerle Kürt kökenli vatandaşının kirlenmesine göz yuman devlet değil ,bölücülerin ağzı ile ‘’Kürt meselesi vardır’’ diyen devlet değil. Dün, Habur’da davulla zurnayla teröristleri karşılayıp,bugün aynı teröristleri ‘’başınıza yıkarız’’ gibi söylemlerle KORKUTAMAYAN devlet değil. Cudiyi, Gabarı, Kandili ve nerede saklandıkları in varsa orayı bölücülerin başına yıkan bir devlet lazım. Teröristle-Vatandaşı ayırt eden, Yurdun her köşesinde vatandaşına her açıdan eşit muamele eden devlet lazım. Yurdun doğusunda ve metropollerinde kalkanlarının arkasında taşlanan,molotoflanan,kurşunlanan polisini,askerini sahiplenecek devlet lazım. Dediklerinde tutarlılık ve istikrar olan ,dün söylediği ve davrandığını bugün değiştirmek zorunda kalmayan devlet lazım. .
İşte en azından bunları yapabilen bir devlet olursa, Kürdüm diyen vatandaş ‘’ Galiba bu gemi batıyor, Kürt Sorunu olduğunu devlette kabul etti ‘’ diyerek , devlet otoritesine karşı şüpheyle yaklaşıp bölücülük tezgahına düşmez. Milletimizin kalan kısmı da ‘’bu Kürtler iyice azdı, devlette bunlarla baş edemiyor ‘’ diyerek Zeytinburnu’nda olduğu gibi provokasyonlara gelmez. İşte en azından bunları yapabilen bir devlet olursa teröristle – Kürt birbirinden ayırt edilmeye başlar tamamen. Aksi olursa, yani şu anki yaklaşım devam ederse uykusuz geceler devam edecek ve karanlık günler bizi bekliyor demektir. Allah, Vatanımızı ve Milletimizi korusun ve yüceltsin.