4+4+4 sistemiyle, öğrenci, veli ve öğretmen mağdur edildi en önemlisi milletin geleceği garabet bir sitemle yok edilmeye çalışıldı.
3+3 zamlarla kamu çalışanları sefalete mahkum edildi. Ek ödeme namusumuzdur denip sıfır ek ödeme alındı, hatta kendi temsilcileri komik zamları kabul etti.
Hükümet temsilcileri, Türkiye Büyük Millet Meclisinde öğretmene hakaret etti. Başbakan parti mitinginden öğretmeni tehdit etti.
Öğretmen eşler yıllarca birbirlerinden ayrı şehirlerde yaşamaya mahkum edildi. Eşinin yanına gitmek istiyorsan öğretmenliği bırak, memur olarak seni atarız dendi.
Öğretmensiz yüzlerce okul, binlerce sınıf varken onbinlerce mezun öğretmen sokakta bırakıldı.
Üniversiteler bilimin ortadan kalktığı, yandaşlığın tavan yaptığı kurumlar haline geldi.
4/c'lilere kadro verilmedi.
4/c'lilere kadro verilmedi.
Müdüre, müdür yardımcısına zorunlu rotasyon geldi. Öğretmene de rotasyon sesleri duyulmaya başladı…
Hiç sesi çıkmadı…
Diyarbakır’da Andımız kaldırılsın,
Urfa’da Kürtlere özgürlük,
Ankara’da federasyon diye haykırdı.
Şehit cenazelerine kulağını tıkadı,
AKP Hükümetini elleri patlayana kadar alkışladı,
Yeni Anayasaya yetmez ama evet dedi,
11 Yılık AKP iktidarında kamuda Türban sorunu çözülemedi ama sesini çıkarmadı.
Öğlen arasında iş bırakma eylemi gerçekleştirdi.
Açılımın en büyük savunucusu oldu
Eğitim Bir Sen’in ve Memur Sen’in genel Başkanı Ahmet Gündoğdu “Akil Adam” Oldu
Hükümete verdikleri koşulsuz desteklerden dolayı Başbakan bile iftarlarına katılıp, teşekkür etti…
Ve Eğitim Bir Sen 251.110 üyeye ulaşıp yetkili sendika oldu, toplu sözleşme yapmaya yeniden hak kazandı.
Kamu çalışanı son toplu sözleşmede sayısal üstünlüğü olanların masada çalışanı nasıl sattığını görmüştür.
Bu millet, sayısal üstünlükle her zaman kazanılmadığını yedi düvele karşı Çanakkale’de savaşırken, İzmir’de Yunan askerini denize dökerken göstermiştir.
Mesele balon gibi bastıkça havayı, büyümek değil, Mesele adam gibi eğilmeden bükülmeden yürüyebilmek, haksızlık karşısında direnebilmek, toprağın altının da olduğunu bilebilmektir.